11.12.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
EGOİZM  

EGOİZM

Hazreti Ali, ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ diyor. Onun için bu çığırın en azimli Üstadı Bedri Ruhselman’ın sevgisi, kalbimizin içinde, ruhumuzun üstündedir.

Sevgili dostlarım! 
Özel görüşmeler hâlinde 4-5 seneden beri, resmi toplantılar hâlinde de takriben bir seneden beri sizlerle birlikte çalışmanın zevki içinde yaşıyorum. Şimdiye kadar aramızda geçen konuşmalar, hiçbir esaslı programa tâbi tutulmadan rastgele zamanlarda, rastgele konular üzerinde gerçekleşmiştir. Belki bu tarzdaki görüşmelerimiz bizi birbirimize daha iyi tanıtmak ve birbirimize daha iyi yaklaştırmak, nihayet kendimizi belirli bir amaca daha iyi hazırlamak ve yetiştirmek için böyle tertiplenmiştir. 
Fakat zamanın akışı ilerledikçe, vazifelerimizin ve amaçlarımızın daha çok görünüp ortaya çıktığını hissediyor ve çalışmalarımızda daha esaslı ve dikkatli hareket etmenin gereğini duymaya ve idrak etmeye başlıyoruz. Eğer biz bu akşam burada toplanmış olan 8-10 kişiden ibaret kalsaydık ve mesaimizin bu 8-10 kişilik kadronun sınırını aşmamak üzere takdir edilmiş bulunduğuna inanmış olsaydık, bu konuda bu kadar konuşmaya ve hareket tarzımızda bu kadar esaslı ve dikkatli hareket etmemizin lüzum ve zaruretlerinden bahsetmeye ihtiyacımız kalmazdı, fakat affınızı dileyerek hepinizin vicdanlarına hitap ederek soruyorum: 
Bu toplantımızdan ve bu derneği kurmaktan amacımız yalnızca bu akşam şu güzel havayı yaşatan 8-10 kişinin faydalanması ve bu faydanın bu sınırlar dahilinde kalmasından mı ibarettir? Elbette buna hiçbirimiz ‘evet’ diyemeyeceğiz. O hâlde amacımız kişisel ve egoistçe bir duygunun çok ötelerine doğru taşan, nefsani olmayan bir endişenin cevabını oluşturacaktır. Ve bu cevabın ilk açık ifadesi de şudur: 
Biz kendimiz için olduğu kadar, başkaları için de çalışıyoruz ve kendimiz hakkındaki çalışmalarımız, ancak başkalarının tekâmülüne yardım edebilecek bir kudreti kazanabilmek içindir. İşte bu kısa söz, bence derneğimizin ve topluluğumuzun ilk ana düsturlarından birisidir ve bilelim ki, bu düsturu ezberlemeyen, ruhuna yerleştirmiş olmayan ve bu düstura inanarak sarılmış bulunmayan bir insanın, bu kutsal ve hayırlı dava için ilerleyen ve ebediyen ilerleyecek olan şu dostluk ve kardeşlik camiası içinde yürüyebilmesi, çok çetin ve çok zahmetli bir iş olacaktır. O hâlde, öncelikle bu düstur üzerinde biraz konuşmamız ve bu düsturda geçen sözlerin anlamlarına iyice nüfuz edebilecek bir duruma kendimizi sokmaya çalışmamız gerekir. Fakat bu düsturun anlamı üzerinde anlayışlı bir konuşma yapabilmemiz için, onun önemli bir unsuru olan ruhi bir halet üzerinde durmak gerekiyor ki, bu halet de egoizmdir. Demek ki bu akşamki görüşmemizi egoizm konusuna ayırmış olacağız. Egoizmi biz kısaca şöyle tarif ediyoruz: Egoizm; insanın, kendi nefsinin değerini amaç edinmesi ve bu amacı her şeyin üstünde tutmasıdır. Bu tarifi, şu basit örnekle açıkça izah etmiş oluruz: Bir insan ki, ancak kendi rahatı, huzuru ve hayatı için başkasının rahat, huzur ve hayatını bağışlamasının zorunlu olduğu düşüncesine inanmıştır, o ruhi egoizmin mükemmel bir hâlini ifade etmiş olur. Egoizm yeryüzünde en korkunç beşeri felâketlerin sebebi olan bütün kötü ruh hâllerinin kaynağıdır, anasıdır... 
Yalancılığı egoizm doğurur. 
İkiyüzlülüğü egoizm doğurur. 
Hırsızlığı egoizm doğurur. 
Zorbalığı egoizm doğurur. 
Saygısızlığı, sevgisizliği, kötü rekabetleri, kavga ve çekişmeyi, anlaşmazlığı ve nihayet ölümüne vuruşmayı gene egoizm doğurur. Her fenalık egoizm potasında hazırlanır, egoizm beşiğinde uyuklar, egoizm kuyusunda mayalanır ve egoizm dünyasında saltanat kurar. 
Şu hâlde, ruhunu egoizmden kurtaramayan bir varlık, fenalık bataklıklarının gayyasında ergeç boğulmaya mahkum bir zavallı biçaredir. 
Allah hiçbirimizi bu biçarelerden eylemesin. Egoizmin korkunç saldırıları hakkında söz söyleyen yalnız bizler değiliz. Klâsik ruhçuluk üstatları da bu tehlikeli ruh hâli üzerinde durmuşlar ve bazen dolambaçlı yollarında ışık tutmak istedikleri dostlarını, ruha sonradan gelen bu belâdan kurtarmaya çalışmışlardır. İşte büyük ve muhterem spiritüalist bilginlerinden Leon DenisÔin egoizm hakkında yakın dostları için feryat edercesine yapmış olduğu uyarıcı sözlerinden birkaç tanesi: Egoizm kibrin kardeşidir, egoizm ruhun en korkunç bir hastalığıdır. O, toplumsal selâmetin önüne dikilmiş en büyük bir engeldir. İnsanın iyiliğe yönelen çabalarının hemen hemen hepsini değiştirmeye, sonuçsuz bırakmaya egoizm tek başına yeterli gelir. Onunla mücadeleyi, bütün tekâmülün dostu ve adaletin hizmetçisi olan insanlar kendilerine sebatlı bir iş edinmek zorundadırlar. 
Egoizm; hayvaniyeti vasıflandıran vahşi bir hüviyetin devamıdır ki; o, bu aşağılık hüviyetin bir harabesi hâlinde başımıza gelip çatmıştır. Fakat insan her şeyden önce, toplum içinde yaşamak üstünlüğüyle vasıflanmış bir varlıktır. O, kendi hemcinsleriyle birlikte yaşamak kudretine ermiştir ve hemcinslerinin yardımından mahrum bir insan yaşayamaz. Yalnız başına terk edilmiş bir insan, kendi ihtiyaçlarını temin edemez, insani meziyet ve hasletlerini geliştiremez.

Onun varlığının iyiliklerini ve bütün medeni menfaatlerini Allah’tan sonra kendisine veren, toplumdur. Kendisi ile toplum arasında sıkı bir bağlılık vardır. Toplum nasıl ona borçlu ise o da topluma öylece borçludur. Herkesin çalışmaları ortasında, herkese faydasız, semeresiz ve haylaz bir hâlde kalmak sadece başkalarının faaliyetlerini istismar eden bir hırsızlık, bir ahlâk bozukluğu olur. 
Ve biz, içinde bulunduğumuz toplumun bir parçasını oluşturuyoruz. Ve topluma gelen her türlü fenalık, bize gelir. İşte bu toplumsal bağımlılığı ve bağlılık kanununu iyice anlamış olmakla nefsimizde bulunan egoizmi düzeltebiliriz. Egoizm, cezasını beraberinde taşır. Egoist, dünyada kendisinden başka kimseyi görmez. Kendisine yabancı olan herkes onun nazarında hiçtir. Egoistin saatleri, can sıkıntısıyla dolu olarak geçer. O, hem dünya hayatında hem de öldükten sonra her yerde boşluktan başka bir şey bulamaz. Dünyada iken insanlar, öldükten sonra ruhlar ondan kaçarlar. Alelâde bütün insanlar hakkında Leon Denis’in söylediği bu sözler orta bir toplum seviyesinin çok üstünde yüksek amaçlarla kurulmuş olan şu küçük derneğimiz hakkında daha çok anlamlı, kapsamlı ve özellikle ciddi birer önem kazanır. Nitekim egoizm hakkında biz de ruh dostlarımızdan tebligat aldık. Ve hiçbir ruhun tebligatından egoizmi teşvik edici ve yönlendirici en ufak bir cümleye bile rastlamadık. Sevgili dostlarımın bunlardan elbette istifade etmek isteyeceklerini düşünerek birkaç tanesini bildiriyorum: 
Siz yalnız kendinizin yükselmesiyle meşgul olmayınız. Ben size birçok seneler yetecek sözler söyledim. Bunları tatbik etmeden okumak, devamlı yazmak insanı yükseltmez. Dikkat etmek ve yerinde kullanmak zorunluluğu vardır. Kendi hareketlerinizle başkasına örnek olacaksınız. Bu ufak bir söz olmakla beraber çok zordur. Fakat yapmak kudreti elde edildikten sonra birçoklarını doğru yola sevk etmeye yarayan iyi bir vasıtadır. Kendi ameliniz, kendi faaliyetiniz bir örnek olmakla beraber etrafınıza da bir örnektir. 
Hariçte başarı esas olunca bu tuttuğunuz yolda da başarılı olma çarelerini aramanız zorunludur. İyi insanlar bu dünyada çoktur. Fakat bunların daha üstüne çıkarak etrafa da bir iyilik saçabilmek gerekir. Başkalarına yaptığınız hizmetlerle ve onların üzerinde bıraktığınız intibalarla kendi kıymetiniz yükselir. Temiz bir muhit, iyi niyet, iyi mesai, güzel manzaralı serin bir yer... Fakat ziyaretçileri olmazsa ne işe yarar? Öyle bir yer tasavvur ediniz ki, güzel bakımlı, fevkalâde manzaralı, fakat günler, aylar geçiyor, hiç kimse o sizin sarf ettiğiniz emeklerinizden istifade etmiyor. O zaman buna siz de üzülür, yaptıklarınıza acırsınız. Demek ki yalnız iyi niyet, kendi hesabınıza temizlik, iyi harekete azmetmek yeterli değil. Onun neşeli ziyaretçilerini de hazırlamak gerekir. (Kadri: 29.11.1948) 
Buna bağlı olarak Mustafa Molla dostumuzun da aşağıdaki sözleri bizi kendi nefsaniyetimizden ayırıp elciliğe doğru sürükleyici mahiyettedir: 
Hayırlı yol daima karşılıklı hürmet yoludur. Halbuki toplumunuz bütünüyle derin bir cehalet ve uslanmaz ihtiraslar içerisinde zayıf ve güçsüzdür. Bunlar için, yani size muhtaç olanlar, sizden bir şeyler bekleyenler için yaşamasını unuttuğunuz anda ne orada, ne de burada şahsiyetiniz bir vehim olmaktan ileri geçemez. Saygı ve sevgi, daima ruhani bir hazla hizmet... (Mustafa Molla: 11.1.1948) Hele bir tebliğinde Mustafa Molla bize, hareket tarzımızın bizlerden beklenen güzel istikametlerini çok açık olarak gösteriyor. 
Bakınız: 

İnsan o yüzden büyüktür ki kendini ancak bir kişi olmaktan kurtarmak yolunda savaşır ve nefsini iyi bakımından mülkü, kötü bakımından mücahidi manzarasında görür. Asıl insan karakteri öncelikle bir başkasının saadetinden haz duyabilme karakteridir. Sonra da kendi nefsinin bolluğunda başkalarına da verebilecek ruhani serveti olabilenidir. Sizi düşündüren sadece kişisel ilgilerden ibaretse, bundan öteye geçebilmenize nelerden vazgeçerek imkân görebilirsiniz? (Mustafa Molla: 15.4.1948) 
Ve nihayet kıymetli dostumuz Kadri’nin sözleri üzerinde hepimizin durup derin derin düşünmemiz gerekir. Çünki bu işleri kazanacak veya kaybedecek asıl kişiler gene tek tek her birimiz olacaktır. Senin tecrüben yalnız senin hayatınla değil mi? Başkalarının hayatı ve onların tecrübeleri de hemahenktir. Sen her şeyi şahsına bırakırsan buna ne bir ömür ne de birkaç ömür yeterli gelir. Başkaları adına çalışıp ondan bir zevk duymayı bir saadet kabul ettiğiniz müddetçe, başkalarının ıstırabına ortak olup kendinizi felâketlerden kurtardıkça, başkalarının saadetinden örnek alıp onların bu saadete nasıl ulaştıklarını anlamaya gayret ettikçe sen bir adamsın! İşte insanlığın büyük kıymetleri böyle başlar. Yoksa bir insanla bir hayvan arasında hiçbir fark kalmaz. 
Bir defa düşünün! Bir hayvan yalnız kendi nefis ve hayatı için çalışır, yalnız kendini doyurmak, başkalarının menfaatini değil, yalnız şahsını düşünmek, diğerlerinin ıstıraplarından değil, kendi ıstırabından üzülmek özelliğine sahiptir. Demek ki insan bundan çok başka türlü olacak ki, hayvanın yaptığının aksini yapacak ki büyük fark tezahür edebilsin. 
Hayatınız böyle geçerse ve böyle geçen gününüzü bir kayıp değil, bir kazanç gibi kabul ederseniz, o zaman yaşadığınızı anlarsınız. Yoksa sebepsiz hareketler, başkasına zarar verici hadiseler, hatta hiç zarar vermeden dahi başkaları için faydasız geçirilen günlere ne yazık! 
Hareketlerinizi daima kontrol edip insan olmaya gayret etmek, yalnız gayretle değil, bunu gerçekten uygulamak gibi, hareketlerinizi çalışma sahanıza aktarmakla sorumlusunuz... 
Size çizilen yollarda giderken etrafınızı yıkmak değil, yapmak, oralara kıymetler aşılamak, size ne kadar yardım yapılırsa siz de başkalarına daha çoğunu yapmakla sorumlusunuz. 
İnsanlığın daima ilerlemesi yolunda fedakârlıklardan çekinmemeli ve insan, hayatı kendine bir işkence kaynağı değil, bir saadet vasıtası yapmalıdır. 
Bu hareketleri, elinizde ve vasıta mevcutken yapınız ve hayırlı, uğurlu yerlere emek sarf ediniz, Allah da size yardım eder. (Kadri: 28.2.1949) 
Bu ruh dostlarımız boşuna konuşmuyorlar ve hitapları her şeyden ve herkesten önce bizleredir. Eğer bir egoizmden bizzat kendimizi kurtarmaya karar vermemiş ve bu yola çıkmaya niyet de etmemiş bulunuyorsak, hiçbir kimseyi de elciliğe teşvik ve yönlendirme hakkını kazanmamışızdır. Böyle olunca bu kurduğumuz derneğin ana hatları, esas prensipleri herkesten önce bize yabancı kalacak ve bu davayı yürütemeyecek duruma düşmüş olacağız. Ve bu takdirde bu yola bu kadar ciddi bir hazırlık yaparak çıktıktan sonra uğramamız muhtemel olan bir başarısızlık karşısında biz hangi hakla bu dünyada ve özellikle gelecek dünyada (öteâlemde) bir vicdan huzur ve saadetini bekleyebilir ve isteyebiliriz? Şu hâlde her şeyden önce hepimiz ayrı ayrı kendimizi sarsarak, egoizmi nefsimizden kovmak cihadını bu korkunç canavara ilân etmemiz gerekir.

Nefisten hiçbir hareket kolay kolay ayrılamaz. Ancak devamlı, sebatlı ve özellikle idrak ve şuurla verilmiş bir kararın tatbiki uğrunda sarf edilecek en küçük bir çabanın bile ergeç büyük başarılara yol açacağını da unutmamamız gerekir, yeter ki bu çaba devamlı, kesintisiz ve emniyetle, imanla yapılmış olsun. Ben şahsen bir defa bu büyük ilâhi yola, bu yükselme gayesine yönelmiş, daha doğrusu yönelebilme istek ve çabasını göstermek kudretini kendilerinde bulmuş olan dostlarımdan hiçbirisinin böyle bir gazada mağlup olacaklarını tahmin etmiyorum. Çünki ne kadar korkunç olursa olsun, bir egoizm malının ruhtan sökülüp atılması yolundaki gayretin dostlarımız tarafından gösterilmesi yüksek gayemiz etrafında böyle sabır ve gayretle toplanmış olma kararını vermekten ve uygulamaktan daha güç bir hareket değildir. 

 
SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru