16.10.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
RUH VE KAİNAT  
RUH ve KAİNAT-ÖZET

Üstad Dr. Bedri RUHSELMAN
İNSAN ve BİLGİ HAKKINDA 

‘Kâinat büyük bir lâboratuvardır. Orada geçen sonsuz hadiselere nüfuz ettikçe insanın iş görme liyakati artar. Bu liyakat birdenbire artmaz ve insanın mahsûsat dışı âlemi birdenbire mahsûsat âlemine yükselivermez. Bu sahada adım adım yürümek, birçok cehitler göstermek ve tecrübeler geçirmek lâzımdır. Kâinatta her hayat sahibi varlık bir araştırmacıdır. Onun dünyalardan dünyalara intikal ederek gerçekleşen göçlerinin sebebi de budur. Ve bu araştırmanın sonu gelmeyecektir. İnsan, taş devrindeki dar mahsûsat âlemini radyumun alfa ve beta şualarından bahseden zamanımızın geniş konsepsiyonlarına eriştirebildiği gibi, daha kimbilir hangi düşünce ve duygu zirvelerine de ulaştırabilecektir.’


MADDE ve ŞUUR 

‘ Bizim içinde bulunduğumuz kâinat fikri, madde fikrinden asla ayrılmaz.’ 
‘Kısaca, maddî cisimler ve uzaydaki kütleler arasındaki mesafeler, genişliği meçhul sahalarda kaybolup gidiyor. Astronomların şimdiye kadar bize öğrettiği şeyler uzayın bütün sistemlerini kapsamaz. Kimbilir daha ne kadar sonsuz sahalar içinde ne kadar keşfedilecek ve yazılacak veya keşfedilip yazılamayacak sistemler vardır!.. Ve bunların büyüklüklerine ve aralarındaki mesafelerine ait sayılar belki bizim asla tasavvur edemeyeceğimiz rakamlara erişecektir.’ 
‘Madde kâinatında boşluk yoktur. Esasen kâinat varlık demektir. Boşlukla kâinat fikri asla birleşemez.’ 
‘Kâinat âlemlerle doludur. Bunlar bizim çok dar olan nispî kıymetlerimiz karşısında bir varlık göstermezler ve etrafımızı saran dar ufukların ötesindeki sonsuzlukların karanlığı içinde kaybolup giderler. Kâinatta makrometrik ve mikrometrik kıymetler ancak bize göredir. Başkalarına göre bu kıymetler başka türlü olur.’ 
‘...bu fikir bizi, maddenin en son hadlerinde bir tek cevher hâline girdiği ve şuurlu dış müessirlerin (ruhların) ilâhî kanunlar altında gösterecekleri faaliyetlere göre aşağılara doğru inerken çokluk hâline sokuldukları ve bu suretle maddî kâinatın sayısız çeşitlerini meydana getirdikleri düşüncesine sevk eder.’ 
‘Maddî kâinat bizlere göre, hem aşağıdan hem de yukarıdan karanlıklar içine gömülmüş öyle muazzam bir varlıktır ki daha biz onun hangi noktasında yaşadığımızı bile bilmiyoruz.’


KÂİNAT ve BUUT MESELESİ 

‘Şu hâlde hakikatte çizgiyi birinci buut, yüzeyi ikinci ve hacmi de üçüncü buut olarak nitelendirmeye imkân yoktur. Burada üç şey bir şeyin içindedir, bir şey de üç şeyin içindedir. Bu ifade üç buutlu kâinatımızın en kati ve en esaslı bir realitesidir.’ 
‘Meselâ ses hâdisesini ele alalım; ses, bir titreşimin mahsulüdür, maddesiz titreşim olamaz. Titreşim, maddenin yer değiştirmesidir. Üç buutlu maddenin yer değiştirmesi üç buutlu mekânlar hasıl etmesi demektir. Nitekim üç buutlu maddelerin dışındaki maddî titreşimleri hiçbir duygumuz kabul etmez.’ 
‘O mahiler ki derya içre deryayı bilmezler.’ 
‘Her yerde maddeler ve ilâhî kanunların sonsuz imkânları dahilinde tezahür eden bu maddeler üzerindeki ruhî müessiriyetler vardır. Bu öyle tatlı bir akıştır ki ruhlar madde kâinatındaki saadeti, lâyık oldukları nispette orada doya doya tadarlar.’


TEOZOFLARCA RUH-BEDEN MÜNASEBETİNİN GAYESİ 

‘Hakikatler, karmakarışık fikirlerde değil, derin fikirlerde bulunabilir.’ 
‘Demek ruhun tekâmülü maddî vasıtalarının tekâmülü ile uygunluk hâlindedir. Maddenin tekâmülünden anlaşılan mana ise onun daha seyyal, daha işlek, yani daha yüksek ruhî melekelere tezahür zemini olmaya müsait durumlara girmesidir.
Ruh, ince ve işlek bir vasıta ile yaptığı işi kaba bir vasıta ile yapamaz. Ruhun madde kâinatındaki varlığı, onun bu kâinatla gerçekleşmesi mümkün olan bütün kudretlerini geliştirmek zaruretini doğurmuştur. Bu hâl, ruhun en bariz vasfı olan müessiriyetine tezahür zemini bulması ihtiyacından ileri gelir. Şu hâlde ruhun derece derece yükselen bu gelişimini temin etmek için maddî vasıtanın da derece derece yükselmesi lâzımdır.’


NEO-SPİRİTÜALİST DÜŞÜNCEYE GÖRE RUHLA BEDEN MÜNASEBETİ 
Üstad (Varlık) : ‘Ruh, perisprisi ile bedenin bütün aksamına hulûl eder (geçer).’ 
‘Maddesiz titreşim olmaz. Titreşimlerin inceliği ve yüksekliği de kendilerini taşıyan maddelerin inceliği ve yüksekliği ile orantılı olur. Bu da maddî bir prensiptir.’ 
‘Sinirlerdeki seyyale daha yüksek cevherler yolu ile ruhtan gelen titreşimleri vücudun her noktasına götürdüğü gibi, dışardan gelen titreşimleri de aynı yollardan ruha nakleder.’ 
Üstad: ‘ Perispri, ruhun maddeler âleminde bir tesir vasıtasıdır. Ruhların maddeler âlemindeki İDRAK 
‘İdrak, duyguyu husule getiren herhangi bir şey hakkında ruhun bilgi edinmesidir.’ 
‘İdrak, sinir yolları ve cevherleri vasıtasıyla merkezlerde husule gelen dış âmillere ait ve onlarla alâkalı titreşimlerin perispri kanalıyla ruha intikal etmesi neticesinde onda husule gelen bilgidir.’ 
REENKARNASYON 
‘Tekâmülün tabiat kanunları gereğince gayet muntazam ve zincir gibi birbirine bağlı bir seyir takip ettiğini biliyoruz. Bu bilgiye göre, bir tekâmül merhalesini tamamlamış olan ruhların tekrar geri merhalelere döneceğini kabul edemeyeceğimiz gibi, muayyen tekâmül yollarını tamamlamadan herhangi bir ruhun birdenbire birkaç merhale üstteki kemal mertebelerinden birine fırlayıp çıkabileceğini de tekâmül gayelerine ve imkânlarına uygun bulmayız.’ 
‘Reenkarnasyon bir tekâmül vetiresi(süreci)dir.’ 
‘İnsan ruhunun maddî hayatı, halkaları nerde bittiği belli olmayan bir zincire benzer. Onun her tekâmül merhalesi bu zincirin bir halkasıdır. Bir zincirin halkaları birbirine nasıl sıkıca bağlanmışsa umumî hayat zincirinin maddî dünyalardaki halkaları da öylece Sebep-Sonuç Prensibi ile birbirine bağlanmıştır. O tarzda ki bunlardan birisi kendisinden sonra gelecek halkanın sebebi olur.’ 
‘Kemâl, insanlara zorla verilmiş veya rastgele dağıtılmış bir hediye değildir. Ruhlar, gösterdikleri cehit nispetinde ileri giderler.’ 
‘Maddî hayat ruhların tekâmülü içindir. Ve bu hayatın sonsuz şekilleri tekâmülün sonsuz merhalelerini temin eder.’ 
‘Bir dünyanın bütün icaplarını, orada geçireceği birçok reenkarnasyonlarla, idrak ve ikmal etmiş bir ruhun kendisine müsait hayat şartlarını temin edecek daha yüksek bir dünyada reenkarne olması tabiîdir.’ 
‘Ruhun tekâmülü madde âlemindedir. Ve onun geriliği de maddî şartlara bağlıdır. Yani ruhların geriliği maddî kâinatla olan münasebetlerindedir.’ 
‘Ruhların oradaki geriliklerini gidermeleri de zarurîdir. Bunu temin eden şey, ruhların burada geçirecekleri görgü ve tecrübe hayatlarıdır. İnsan ruhu hiçbir şeyi görüp tecrübe etmeden öğrenemez. İşte reenkarnasyonu zarurî kılan âmillerin başında bu gelir.’ 
‘Sebep-sonuç prensibi bakımından fertler sebep, cemiyet neticedir. Tekâmül bakımından da fertler gaye, cemiyet vasıtadır.’ 
‘Tecrübe, kafada soyut hâlde bulunan bir bilginin somutlaşması, yani şahsiyetin unsurları arasına girebilmesi için lüzumlu olan bir tekâmül süreciidir.’ 
‘Bir düşünce ve muhakeme mahsulü olarak fikir hâlinde, bağlı şuur sahamızda beliren intibalar ruha ancak alışılmış duyu yoluyla geçen bilgilerle geçerlidir. Bu kanaldan geçmeyen gerek dünyadaki, gerek dünya dışındaki âmillerden alınmış bütün titreşimler perispride geniş ölçüde bilgiler husule getirdiği hâlde beyin yoluyla hiçbir bilgi ve fikir tezahürü gösteremez.’ 
‘Normal hâlde vukua gelen idrak esnasında beyinden geçen titreşimler orada birtakım intibalar ve izler bırakıyor ve bu intibaların devam ettiği müddetçe idrak olunan şeyler tekrar bedene yansıtılarak şuur sahasına çıkarılabiliyor ki biz buna hatırlama diyoruz.’ 
‘Halbuki ya uzun müddet geçtikten sonra beyindeki bu intibaların ve izlerin silinmesi hâlinde veyahut ipnozda vuku bulan idraklerde olduğu gibi beyin cevherlerinde hiçbir intibanın ve izin hasıl olmadığı hâllerde ruha giren bilgilerin tekrar şuur sahasına çıkması, yani hatırlama fiilinin gerçekleşmesi mümkün olmaz. Buna da unutma diyoruz.’ 
‘Fikir ve bilgi âleminde ruhumuzun dünya ile alâkasını temin eden, onun dünyaya ait şuur sahasını çevreleyen unsur sinir merkezleridir. Keza ruhun düşünce, muhakeme ve bilgisiyle şahsiyetini dünyada göstermeye vasıta olan unsur da gene bu merkezlerdir. Sinir sisteminin sahneden çekilmesi, ruhun dünya ile alâkasını o nispette kesmesi demektir. Beyin cevherlerini ortadan kaldırdığımız anda bizim ne şuurumuzdan, ne şahsiyetimizden, ne de benliğimizden yeryüzünde eser kalmaz. Yani şahsiyetimizi objektifleştirecek olan perispriye ait titreşimler bu âlemde tezahür zemini bulamazlar.’ 
‘Enkarnasyon; ruhların yeni dünya şartları içinde yepyeni birtakım maddelere bağlanması ve ancak o maddeler yardımıyla dünya hadiseleri içinde yaşaması demektir.’ 
‘İnsanın, tesiri altında kaldığı şey, bağlı şuurla ilgili düşünce ve muhakemeden ziyade ruhta saklı içgüdülerdir. Ve, ya degajman hâlinde, yahut serbest spatyom hayatında verilmiş serbest iradeye bağlı kararlardan meydana gelen kuvvetli zorlamalar ve içgüdüler insanı muayyen hedefine sevk etmekte ve bağlı şuurla ilgili zıt düşünce ve muhakemelere galebe çalmaktadır.’ 
‘İnsanın bütün faaliyetinde şuuraltının büyük rolleri vardır. Ve bunlar şuurda kalan bilgilerden daha müessirdirler.’ 
‘Vicdan sesine uyarak, fikirlerini ve bu fikirlerine bağlı cehitlerini -onların gerçekleştirilmesinde muvaffak olsun olmasın- iradesiyle kullanan bir insan tecrübelerini muvaffakiyetle tamamlamış sayılır. İşte insan için dünyaya girmenin ve dünya tecrübelerine kalkışmanın bütün sırrı buradadır. 
Daima söylendiği gibi insan yaptığı işin neticelerinden değil, o işi kendisine yaptıran maksatların iyi veya kötü yollara yönelmiş olmasından dolayı vicdanına karşı mesuldür.’ 
‘Yeryüzündeki tatbikatında amalar gibi yürümek ıstırabında kalan insanoğluna vicdan, yolunu göstermeye yarayan bir asa vazifesini görmektedir.’ 
‘Ruhun dünyaya tekrar gelişindeki gayesini gerçekleştirebilmesi için geçmiş hadiseleri unutması lâzımdır.’ 
‘Maddelere hâkim olmak için zahmetler ve meşakkatler içinde onların bağlarından kurtulmaya çalışmakla, dünya zevklerine kapılarak maddenin esareti altında kalmak arasında vukua gelen ruhî mücadele, ıstırap şeklinde kendisini gösteren bir hadisedir.’ 
‘İyi maksatlarla yapılmış bir cehit insanı muhakkak surette yükseltir ve sevindirir.’ 
‘Uykuda insan dışarıdan göründüğü gibi bir ölü hâlinde değildir. O,-hatta gelecektekiler de dahil olduğu hâlde- hadiseler karşısında uyanık hâldekinden daha hassas bir durumda bulunmaktadır. Kısacası insan uyurken dünyanın kayıtlarından azade kalmış değildir.’ 
‘Uyku hâli de dünya tecrübeleri içinde ve başka bir tertipte cereyan eden ruh faaliyetinin tezahüründen başka bir şey değildir.’ 
‘Bir ruhun kendisini yükseltmek için göstereceği cehit, başkalarını da yükseltebildiği gibi başkaları için sarf edeceği bir cehit de kendisini yükseltir.’ 
‘Sevgi, vazife veya herhangi yüksek bir duygunun tesirinden doğan bir arzu ile yüksek âlemlerdeki-tabiatıyla feragat sahibi olan- bu âlicenap ruhlar yalnız başkalarına yardım etmek maksadıyla dünyamıza inebilirler.’ ‘Maddî unsurlar birer vasıta, manevî unsurlar ise gayedir.’ 
‘Dünyaya inmenin tekâmül etmek için olduğunu biliyoruz. Bu tabiri manalandıran unsurlar dünya maddelerine ve o maddelerin tâbi bulundukları kanunlara bağlı hadise gruplarıdır. Yeryüzüne inmek, bu hadise gruplarıyla karşılaşmak demektir. Ne kadar küçük görünürse görünsün, bu hadiselerden hiçbirisi manasız ve lüzumsuz olamaz.’ 
‘Aile teşekküllerinin gayesi ruhların arasında kurulması lâzım gelen sevgi bağlarını kuvvetlendirmek ve insanlara, birbirine karşı feragat, fedakârlık duygularıyla hareket etmelerini öğretmektir.’ 
‘Spatyomdaki mana ile mevcut olan hakikî topluluk, maddî tesirlerden, kaba duygulardan, bencilce şehvanî arzulardan uzak bir sevgi ve sempati esasına dayanır. Bu hâl, ruh hayatında saklı birleşme ve ahenkleşme ihtiyacının, çoğumuzun henüz anlayamayacağı yüksek manada tahakkuk etmiş bir zaruretidir.’ 
‘Ruhların tutacağı yol, kendilerine en yakışacak olan yoldur. İhtiyaçlar ve bilhassa tabiî güdüler bu hususta en iyi yol gösterici olur.’ 
‘Kesretişuun, tekâmülün bir zaruretidir.’  için bu tesir vasıtası mutlaka lâzımdır. Ruhların madde ile irtibatı, perispri iledir.’ 
Üstad: ‘Perispride rejenerasyon mevzuu bahis olamaz.’ 
Üstad: ‘Perispri, ruhun kendi enerjisi ile yoğunlaştırdığı hafif bir maddeden ibarettir.’ 
‘Ruh, perispri vasıtasıyla maddelere istediği şekli verir. Ve gene o vasıtasıyla maddeleri, ihtiyacına göre, yoğunlaştırır veya hafifletir.’ 
‘Ruhun kendi varlığında bir enerji mevcuttur. Bu enerji ile o, maddî bağlantılarını temin eden vasıtaları kurar. Bu vasıtalar da çok çeşitlidir.’ 
‘Eğer maddî vasıtaları ruhun kendi enerjisinden doğan bir netice ve onlarla birleşmesini de bir vasıta olarak kabul etmezsek, ruhun yaratılışı ile maddî kâinata girişini aynı şey olarak telâkki etmemiz lâzım geldiği gibi, ruhun madde kâinatındaki hayatıyla tekâmül süreci arasındaki münasebetleri de anlayamaz bir hâle geliriz.’ 
Üstad: ‘Ruhun maddeye olan tesiri, kendi varlığında saklı bir enerji ile olur. Ve bu tesir, ruhun maddî bağlantılarını temin eden vasıtalardır.’ ‘Ruhun tekâmülü ile perisprisi gittikçe hafiflik peyda eder. Ve ancak ruhun tekâmülü ve madde üzerindeki müessiriyeti ile perisprisi hafiflik peyda eder. Diğer taraftan ruh tekâmülü ile perisprisini esirden daha seyyal bir hâle getirmişse, esirin üstündeki bir âlemde mevki işgal eder.’ 
‘Perisprital titreşimleri yükselmiş olan ruhlar, o nispette kozmik maddeler üzerinde müessiriyetlerini gösterip o maddeleri istedikleri gibi kullanmak imkânını elde etmiş olurlar. İşte ruhların madde âlemlerindeki enkarnasyonlarının sebep ve hikmetleri budur.’ 
‘Ruhlar perisprilerini, müessiriyet göstermek istedikleri muhitlerdeki maddelerin hâllerine uydurmaya ve bu yoldan onların üzerinde hâkim olmaya alışmış bulunmalıdırlar. İşte ruhun maddî esaretten kurtulmasının manası budur. Bu da, ruhların muhtelif madde âlemlerinde bir müddet yaşamasıyla ve perisprilerini o âlemlerin maddeleri içinde yoğurmalarıyla mümkün olur ki tecrübe ve görgü tabirinin ifade ettiği mana budur. Demek ruhlar perisprilerine istedikleri şekli ancak tecrübe ve görgülerinin artması nispetinde, diğer tabirle, tekâmülleri nispetinde vermeye muvaffak olurlar.’ 
‘İlâhî Kanunlar bütün mahlûkat hakkında geçerlidir. Onların tatbikatında rol oynayabilecek bir liyakat derecesine varmış olan ruhlar, kâinatları idare ederler, yani İlâhî Kanunların tatbikatında müessir olurlar. İşte ruhun hâkimiyetinden maksat budur. Maddî kâinatımız da ruhların uğradığı bu sonsuz merhalelerden birisidir.’ 
‘Dünyamızın hangi ilmi yolunda hatasız ve kati neticelere varılabilmiştir?... Eğer hataya düşmek korkusu ile ilim yapmaktan vazgeçseydik bugünkü hayatımızın ilk asırlardakinden farkı kalmazdı.’ 
‘Vasıtalarımızın ve bilgimizin noksanlığı, geriliğimizin bir neticesidir, tecrübe ve görgümüzü arttırmak cehdini göstermedikçe gelişmemiz mümkün değildir.’ 
‘İlim kâinat kadar sonsuzdur. Fakat ilim sonsuz diye kimsenin aklına onunla meşgul olmaktan çekinmek fikri gelmez.’

SPATYOM
‘Spatyomda serbestleşen duygu ve temayüller, tahayyül süreciyle canlanır ve ruh varlığı için hakiki bir hayat sahnesi hâlinde tecelli eder.’ 
‘Her ruhun, bilerek veya bilmeyerek kurduğu âlemin icaplarına uygun bir zaman telâkkisi vardır.’ Spatyom Hakkında Umumi Bir Düşünce 
‘Üç buutlu spatyom normal olarak kullandığımız manadaki kesif bir madde dünyası değildir. Orası dünyadaki görgü ve tecrübeler nispetinde kazanılmış duygu ve fikir unsurları ile, tezahür zeminini genişletmek kudretini arttırmış ruh faaliyet ve müessiriyetinin, şuurlu veya şuursuz maddi gerçekleşme imkânlarını temin eden ve hazırlayan bir yerdir. Sübjektif ruh hayatının spatyomdaki seyyal maddeler yardımı ile, binbir çeşit oluşum içinde objektifleştirilmiş hâlleri de bu konu içine girer.’ 
‘Bir ruhun mazisi ne kadar zengin ise, ne kadar fazla dünyalarda tecrübelerle bilgi ve görgüsünü arttırmış ise onun spatyom hayatı o kadar zengin ve güzel olur.’ 

REALİTE 
‘Enkarne ruh öğrenir, dezenkarne ruh yapar.’ 
Üstad: ‘İnsanlar için realite, hislerinin ilgilendirdiği mevcudiyete kani olmalarıdır.’
‘Hata, bilhassa dünyamızdakilerin kemal yolunda geçirecekleri tecrübe unsurlarından birisi addedilebilir. Tecrübe ve hata birbirini yürütür ve ikmal eder. Binaenaleyh hatadan yoksun bir tecrübe hayatının manası yoktur.’ 
‘Şu hâlde realitelerin değişmesi tekâmülün bir zaruretidir. Bu hakikati görmeyen insan tekâmül hâlinde olduğunu fark edemez. Bir fikre, bir inanışa, bir düşünceye saplanıp kalmak, onlara Mutlak Realite kıymeti vermek ancak, henüz tecrübeleri noksan olan ruhların yapabileceği bir iştir. ÔHer şey değişecektir ve değişmelidir.’’ 
‘Fakat eğer bu ekolün saikleri günün birisinde bu realitelerinin değişmeye mahk?m bulunduğunu ve ancak daha yüksek bir realiteye basamak teşkil ettiğini bilmiş olsalardı, dünyada tekâmül ne kadar çok süratli olurdu!..’ 
‘Taassuba bilgisizliğin, görgüsüzlüğün, bir kelime ile, ruh geriliğinin bir nişanesi hâlinde bakabiliriz. Bundan insanı kurtaracak bir tek yol vardır, o da hiçbir bilginin, hiçbir düşüncenin ve hiçbir inanışın mutlak olmadığını ve bütün bunların zamanla değişmek ve daha yüksek bilgilere, düşüncelere, inanışlara yerlerini terk etmek zaruretinde bulunduğunu anlamanın çaresini araştırmaktır ki bu da ruhun tekâmülü ile olur.’ 
‘Realite, maddi kâinattan ve kâinatı dolduran hadiselerden doğmuştur; ve bunu da doğuran insan ruhudur.’ 
‘Realizma, içinde yaşadığı realiteyi gaye edinen ve bütün inkilâpları ancak o gaye yolunda arayan bir düşünce tarzıdır. 
İdealizma ise, bir realitenin büyük bir gaye uğrunda, daha yüksek diğer bir realiteye vasıta olduğunu kabul eden ve hiçbir realitenin gaye olmayacağını idrak etmiş bulunan bir düşünce tarzıdır.’

TESADÜF 
Üstad: ‘Bütün hâl ve hareketleriniz sizden başkalarının ve bilhassa hamilerinizin eserleridir.’ 
Üstad: ‘Hadiselerin tabiat kanunlarına göre umulmadık tecellisi mevzuubahis olamaz. Kevni hadiselerde tesadüfün rolü yoktur. Her şey gayet muntazam kanunların neticesidir. Tesadüf yalnız insanlar nazarındadır.’ 

İMAJİNASYON 
Üstad: ‘İmajinasyon, bir şeyi ruhta suretlendirmektir.’ 
‘İmajinasyon yolu ile ruh, beden içindeki sinir seyyaleleri üzerinde meydana getirdiği bu hareketler gibi hareketleri, iradesine uygun bir hedefe doğru alâkadar bulunduğu bütün kozmik maddeler üzerinde de hasıl eder. Nitekim metapsişik tecrübelere esas olan bütün telestezik ve telekinetik hadiseleri en doğru olarak ancak bu yoldan izah debiliriz.’ 
Üstad: ‘İrade, herhangi bir canlı varlığın bir şeyi istemesidir.’ 
Üstad: ‘İmajinasyon irade ile başlar, irade ile biter.’ 
Üstad: ‘İmajinasyon ruhi kabiliyet ve kemalât ile uygun olarak gelişir.’ 
Üstad: ‘İmajinasyonsuz irade mevcuttur fakat tek başına irade, bir eserin gerçekleşmesinde katiyen müessir olamaz. Bir işin gerçekleşmesi için imajinasyon şarttır.’ 
‘İmajinasyonsuz ilim olmaz. İlmin lâboratuvarları, teorileri, araştırmaları... her şeyi imajinasyon ile beslenir.’ 

DETERMİNİZM 
‘İnsanın görgüsü, tecrübesi ve kudreti nispetinde iradesinin eşya üzerindeki müessiriyeti artar.’ 
‘O hâlde bir reenkarnasyonist nazarında irade, insanı cehit ve gayretlere sevk eden ve imajinasyon melekesine ve faaliyetine istikamet veren ve bu suretle insanın gelecek mukadderatını tabiat kanunları icabatına uygun bir şekilde tayin eden müessir bir unsurdur.’
‘Yarınki hayatımızı kendimizin kurduğunu bilirsek bugünkü hayatımızın irademiz dışında vukua geldiğini zannetmek hatasına düşmeyiz.’ 
Üstad: ‘İnsan iradesinin tabiat kanunları karşısındaki mevkii, o kanunlara uydukça tesirini göstermesi, muhalefet ettikçe göstermemesidir.’ ‘ Her iki takdirde eğer maksadı hayır ise ona göre, şer ise gene ona göre sonuca ulaşır.’ 
‘İnsanın dünyada göstereceği bütün iradi cehitler, spatyomda iken istikametini almış iradesiyle ve tabiat kanunlarının o yoldaki icaplarıyla tezat hâlinde bulunmamalıdır.’ 
‘DÜNYA RUHUN ATÖLYESİ DEĞİLDİR. BU DURUM SPATYOMA AİTTİR.’
‘Dünyadaki ruh esasen kurulmuş bir atölyede kendi varlığı üzerinde işlemekle ve varlığının birçok kaba ve münasebetsiz taraflarını yontmakla mükelleftir.’ 
‘İşte iki dünya hayatı arasındaki spatyom hayatı, dünyada bu Ôyontma’ işi için lüzumlu olan unsurları spatyom atölyesinde imal etmek maksadına yöneliktir. Binaenaleyh onun burada iradesi hadise yaratmak için değil, hadiseler karşısında kendisine çeki düzen verebilmek içindir. Ve onun bu yolda sarf edeceği iradenin iyi veya kötü neticeleri dünyadan ayrıldıktan sonra ve diğer hayatlarda neticelerini, dolaylı olarak gösterecektir.’
‘İnsan, kendisine verilenlerden değil, kendisinin alabildiklerinden faydalanır. Bu da ancak ve ancak serbestlikle geçerlidir. Bilhassa vicdan serbestliği ile.’ 
‘İmajinasyonu sevk ve idare eden iradenin iyi veya fena maksada yönelmiş olduğuna göre ruhta iyi veya fena reaksiyonlar uyanır. Ve bu reaksiyonlara göre de insanın acı veya tatlı akıbetleri hazırlanır. Buradaki niyetlerin iyiliğini veya fenalığını vicdan tayin eder.’ 
TEKAMÜL 

‘İLMİN öğrettiğine göre maddenin en karakteristik vasfı onun ataleti ve oluş şartlarındaki sebatlığıdır.’ ‘Kainatımızda maddeyi ruhtan ve ruhu maddeden ayırmak imkanı yoktur. Tek başına maddeci ve tek başına ruhçu olmakla doğru yol bulunmaz.’ 
Üstad: ‘Ruhun tekamülü ile perisprisi gittikçe hafiflik peyda eder. Perispirinin yoğundan akışkan hallere geçmesi, ruhun tekamülü ve madde üzerindeki müessiriyeti ile olur.’ ‘Bütün maddelerde radyoaktif halin mevcut olduğunu ilim alemi elbette bir gün tasdik edecektir. Bu, maddi tekamülün bir neticesidir.’ 
‘Tekamülün kolektif bir faaliyetle gerçekleşmesi bir zarurettir.’ 
‘ıradesi, imajinasyon melekesinin gelişimiyle daha fazla ortaya çıkmış olan insanlarda şahsiyet, bu dünyada halen mümkün olabilen en yüksek derecesine varmıştır.’ 
Üstad: ‘Şuurla vicdan, ruhun melekesi olmakta birleşiktir. Yalnız şuur, ruhun içindeki umumi bilgisidir. Vicdan ise hayrı ve şerri tefrik eden ruhun melekesidir.’ 
Üstad: ‘Şuur ve vicdan dünyanızda insan mertebesinde başlar, mevcudun tekamülünde şuurun rolü yoktur. Şuurun gelişiminde mevcudun tekamülünün rolü vardır.’ 
Üstad: ‘Bütün kainat varlıklarla doludur.’ 
‘Kainatta her yer meskundur.’ 
Üstad: ‘Dünyanızdaki şeraitte değil, fakat büsbütün başka şeraitte güneşte de enkarne ruhlar vardır.’ 
Üstad: ‘Her muhitte o muhite uygun varlıklar yaşar.’ 
‘Ruhlar yükselmek için görgü ve tecrübe hayatı geçirecektir. Görgü ve tecrübe hayatı uyuşukluk içinde geçmez. O, bilakis her türlü faaliyetin mevcut bulunduğu bir sahada cereyan eder. Bizim kafamızda doğan iyilik, kötülük kavramları o sahada aynı kıymette yer tutar. Istıraplar, sıkıntılar, ölümler ve bütün felaketler bu görgü ve tecrübe hayatının unsurları arasında, hoşumuza giden diğer hadiseler kadar ve hatta onlardan daha mühim ve lüzumlu birer tekamül unsurudur.’ 
‘Maddi eğilim ve ihtiraslar ekseriya zannedildiği gibi esasen ruhun bünyesinde mevcut olan bir eksiklik değil, maddi bağlardan doğma geçici bir netice ve aynı zamanda da tekamül gayesine yöneltilmiş bir vasıtadır.’ Üstad: ‘Tabiat kanunları gereğince ruhun tekamülü, onun maddi varlıklar içinde yaşamasına bağlıdır. Ruhun dünyada maddi varlığı, demin de söylediğim gibi maddeye olan bağdan ibarettir. Maddi faaliyetleri sayesinde tekamülünü temin edebilmesi için ruh, madde aleminde bir müddet geçirir.’ 

PERİSPRİNİN BEDENLE MÜNASEBETLERİNİN GEVŞEMESİ 
‘Perisprinin bedenle münasebetini gevşetmesi, o nispette ruhun serbestleşmesini ve spatyom hayatına dalmasını zaruri olarak neticelendirir. O halde degajmanın derinleşmesi, ruhun o nispette spatyom hayatına dalması ve o nispette spatyom hayatının dünyadakilere münkeşif olması demektir.’ 
Psikolojik infisal: (İzolman, dalgınlık, uyumamak) 
‘Ruhun dış alemden, yani dünyanın maddi hayatından ayrılması her şeyden evvel kendi içine dalmasıyla sonuçlanır ve bu da onu zaruretiyle spatyoma doğru sürükler. Binaenaleyh spatyomla yeryüzü arasında bir eşik, bir geçit noktası vardır ki bu da şuuraltıdır.’ 
‘Perisprinin bedenle münasebetleri gevşedikçe ruhun serbest iradesini kullanması ve daha yüksek maddi titreşimleri yakalayabilmesi imkan dahiline girer.’ 
‘Şunu bilmeli ki manevi varlığımız bizim için en büyük bir realitedir. Bu varlığımız şuur yardımıyla idrak edebildiğimiz şahsiyetimizdir. Halbuki şahsiyetimiz ancak vicdanımızla, gizli ve aşikar irademizle ve şuuraltında gömülü geçmiş zamanlara ait kazançlardan meydana gelmiş milyonlarca ve milyonlarca imajlarla zenginleşir. Bizim için bunlardan daha kıymetli ve daha reel ne olabilir?’ 
‘Spatyom varlıkları bedenden tamamıyla mahrumdurlar ve ruhun teşkil ettiği imajlardan doğan titreşimlerle himayesiz bir surette temas halindedir. Ve onların tesirlerini büyülterek bütün şiddetiyle duyarlar.’ 
Ekminezi: 
‘Ruha giren ve hiçbirisi kaybolmayan intibaların herhangi bir zamanda bütün tazelikleriyle ve kendilerine refakat eden fikir ve duygu unsurlarıyla tekrar canlanması haline ekminezi derler.’
‘İpnoz halindeki ekminezi büyük bir realitedir.’ 
‘Psikolojik infisal yoluyla ekminezi, daha verimli çalışmalara yol açar.’ 


PERİSPRİNİN BEDENLE MÜNASEBETLERİNİN BULAŞIK HALİYLE GEVŞEMESİ 
‘Reel ve objektif bir hadise, ciddi ilim yoluyla tetkik edilmezse cahillerin eline onları istismar etmek fırsatı verilmiş olur. Halbuki dedublüman ve materyalizasyon fenomenleri ilim aleminin şimdiye kadar açıkça yabancı kaldığı birer realitedir.’ 
‘Degajman umumi bir tabirdir. O, perisprinin bedenle münasebetlerinin az veya çok gevşemiş olduğunu ifade eder.’ ‘Perisprinin, degaje olurken beden partiküllerini beraberce sürüklemesi, bedenin bir demateryalizasyonu ile müterafık olur.’ 
Dedublüman: 
‘İnsan bedeni dışında, perisprinin beden aksamını alıp başka bir yerde yoğunlaşması halidir. Bedenden ayrılmış ve başka bir yerde yoğunlaşmış perispriye duble denir. Bu modalitenin ikinci şekli de, materyalizasyondur.’ 
‘Şu halde bir hadisenin diğer hadiselerle münasebetlerini araştırmakla ve Sebep-Sonuç Prensibi üzerinde yürümekle alınacak neticeye göre onların ilmi kıymetleri hakkında hüküm vermek liyakatini kazanabiliriz.’ 
‘Fizik bedenin yoğunluğundan ve künt halinden kurtulmuş seyyal bir beden, şüphesiz fizik bedene hiç tesir bile etmeyecek kadar hafif gelen dış titreşimlerle doğrudan doğruya karşılaşınca çok şiddetli tesirler duyar.’ 
Materyalizasyon- Demateryalizasyon 
‘Bütün bu objeler tabiat kanunları dışında, mucize nevinden peyda olmuş şeyler değildir. Bunlar mevcut olan bir maddenin birtakım ruhi müessiriyetlerin tesiri altında bir yerde demateryalize olup diğer bir yerde tekrar materyalize olmasından ibaret tabiat kanunlarına göre cereyan eden hadiselerdir.’ 
‘Fakat eşyada görülen bu hal, insan bedeninde de mevcuttur.’ 
1916 yılı 20 Şubatında Polonya’da Chrenck Notzing’in açıkladığı ektoplazma bileşimi: %50 su+ albümin+ S (Albüminoit, yağ zerresi, lökosit, lenf sıvısı) 
Ektoplazma formülü: C120 H1134 Az218 S5 O 249 

Netice:
‘Yeryüzündeki bir ruh, hususi şartlar altında kendi bedenine tesir eder ve ondan bazı parçaları demateryalize bir hale sokar, sonra onlara istediği şekilleri vererek başka yerlerde tekrar teşkil eder. Bu hadiseye metapsişikte dedublüman derler. Buna mukabil, spatyomdaki bir ruh dünyadaki bir insanın bedenine yukarda söylediğimiz tarzda tesir edebilir ve onun bazı aksamını demateryalize hale koyar, sonra onları başka yerlerde ve kendi maksadına uygun şekillerde tekrar materyalize ederek dünyadaki insanlara istediği tezahürleri gösterebilir. Buna da metapsişikte ruhlar materyalizasyonu derler.’ 

REENKARNASYON FİKRİNE UYGUN GÖRÜNEN HADİSELER 
‘Hayat maddede değil, ruhtadır.’ 
‘Bir hadiseyi tetkik ederken sebep gibi gördüğümüz diğer hadiselerin başka sebeplerin birer neticesi olduklarını hiçbir vakit unutmamak lâzım gelir.’ 
‘Her şey bir cehit mahsulüdür. İnsanoğluna hiçbir şey hatır için veya imtiyaz hâlinde verilmemiştir.’ 
TALİH 

‘Her hadisenin istikameti bizim bildiğimiz veya bilmediğimiz bir iyilikle neticelenir. Zira tabiatta esas olan şey tekâmüldür ve kâinatın varlığı bu büyük gayenin bir vasıtası olmak içindir. Tekâmülde ise kötülük mevzuubahis olamaz.’ 
‘Ruhların kâinattaki hayatı sayısız ve sonsuz hadiselerle doludur. Esasen ruh hayatının bir manası da budur. Hadiselerin hakikî kıymetleri ve hikmeti vücutları iyi veya kötü olmaları ile değil, şu veya bu bakımdan ruhun tekâmülüne yardım etmelerine göre meydana çıkar.’ 
‘Tecrübeden muvaffakiyetle çıkmak demek ne geri temayüllerimizi artırmak, ne de tecrübelerden sakınmaktır. Hayata inmedeki gaye ne odur, ne budur. Burada yapılacak iş bu vasıtalar neticesinde ruhta husule gelebilecek acı veya tatlı reaksiyonları vicdanın direktifine uygun bir istikamete çevirebilmektir. Bu yapılabildiği anda bir hayatın muvaffakiyetle neticelenmiş olduğu söylenebilir.’ 
‘Etrafındakilere marifet göstermek veya dünya kanunlarının dışında yaşamaya çalışmak için dünyaya gelmeye lüzum yoktur. Spatyomda ruhlar için bol bol mevcut olan şeyleri temin etmek maksadıyla yeryüzüne gelinmez. Zira yeryüzünün kanunları spatyomunkinden başkadır ve ruhlar bu kanunlardan istifade etmek için yeryüzüne inerler. Yeryüzü kanunlarında ortaya çıkan en belirgin vasıf, insanları, hayatlarının devamı için her an daimî bir maddî faaliyete sevk etmektir. Dünyanın bu kanunlarından en verimli bir şekilde istifade etmiş olan insan, dünya hayatı tecrübelerinde muvaffak olmuş sayılır.’ 
‘Ben dünyada yaşamak mecburiyetinde kaldım, fakat orada yaşamak için değil, göstereceğim cehitlerle tabiatın umumî ahengi içinde küçük bir yardımcı olabilmesini öğrenmek için.’ 
‘Dünya hayatından ve tecrübelerinden maksat ruhun, maddî kazançları bir gaye değil, yüksek ve umumî gayelere vasıta olarak tanımayı görgü ile öğrenmesidir. İşte ruh bu görgüsü nispetinde maddelere ve maddî hadiselere hâkim olur ki dünya hayatlarında gösterilen cehitler bu işteki muvaffakiyetin husulü için lâzım olan birer egzersiz makamına geçer.’ 
‘Hadiseleri yenmek ne onlardan kaçmak, ne de onların doğurduğu ruhî reaksiyonlara pasif olarak boyun eğmekle mümkün olmaz. Bilâkis hadiselerle karşılaşmak, onlarla göğüs göğüse çarpışmak ve neticede ruhta doğan yansımaları vicdanın gösterdiği yollarda kullanmak dünya vasıtalarıyla yükselmenin sırrını teşkil eder.’ 
İsa: ‘ Zenginin cenneti kazanması, devenin iğne deliğinden geçmesi kadar zor bir iştir.’
‘Ruhun hayatında bir talihsizlik meselesi mevzuubahis olamaz. Esasen varlığımız başlı başına bir talih eseridir. Talihsizlik mefhumunu doğuran ıstırap duyguları, bizim maddeye olan esaretimizin bir neticesidir ki ruhumuzun kuvvetsizliğinden ve geriliğinden hızını alır. Ruh kuvvetlendikçe, maddî hadiselere hâkim duruma girdikçe ıstırap duygusu zayıflamaya başlar. Ve bu hâl devam ede ede bir an gelir ki artık bir daha dirilmemek üzere ıstırap mazinin karanlık sayfalarına gömülmüş bir kadavradan ibaret kalır. İşte yolumuz budur ve tekrar dünyaya gelmekteki büyük maksatlarımızın birisi de budur.’


ESKİ HAYATLARDAKİ İNTİBALARIN İLKEL BAZI TEZAHÜRLERİ 

‘Esasen ruh hayatının bir dünyada geçen kısmı evvelki dünyalarda geçmiş kısımlarının bir sürüp gitmesinden ibarettir.’ 
Üstad: ‘(Şuur) ruhun kendi içindeki umumî bilgisidir.’ 


FİKİR YOLU İLE GEÇMİŞ HAYATLARA AİT HADİSELERİN HATIRLANMASI HAKKINDA UMUMİ MÜTALÂA 

Hafıza ve hatırlama melekesi 
‘Dış tesirler, ya beyin kanalıyla veya doğrudan doğruya perispriye intikal ederler. Bu suretle perispriye geçmiş olan bilgiler orada ebedileşirler. Bunlardan bir kısmı, bazı şartlar altında beyin yolu ile tekrar bağlı şuur sahasına çıkarılabilir. Fakat geriye kalan büyük bir kısmı dünyada ebediyen unutulmuş olarak kalır. İşte bizim hafıza, hatırlama ve unutma tabirlerinden anladığımız ilmî mana budur.’ 
‘Dikkat melekesinden bizim anladığımız mana, ruhun herhangi bir hadiseye ait faaliyetini o hadise etrafında yoğunlaştırmasıdır.’ 
‘Hafıza ruhun, içinde yaşadığı bütün hadisatı en ince teferruatıyla bir daha kaybetmemek üzere kendisinde ebediyen muhafaza etmesine yarayan bir melekedir.’ 
‘Her şeyde ve her yerde ruh gaye, madde vasıtadır. Ve madde daima ruhun tesiri altındadır.’ ‘Menşei ve sebebi ne olursa olsun, rüya bir hatırlamadır.’ 
‘Biz rüyaya uykuda olup bitmiş bir hadise olarak bakamayız. O, daha ziyade uyanık hâle ait, bağlı şuuru ilgilendiren bir olaydır. Bağlı şuur, uykunun değil, uyanık hâlin, yani ruhun maddeye bağlanmış hâlinin vasfıdır.’


Zamanın kıymeti 

‘İnsan bir saniyelik hayatında kendisine ebediyet kadar uzun görünen zaman içinde yaşayabilir. Bundan başka bazı hâl ve şartlar altında mazinin istikbal, istikbalin de mazi yerine geçebildiğini gösteren müşahedeler vardır.’ 
‘İnsan ruhu maddî baskılardan kurtulduğu nispette, kendisinde mevcut zaman kayıtları yavaş yavaş gevşemeye başlar.’ 
‘Zaman, mekâna bağlı olmak dolayısı ile üç buut mefhumundan ayrılamaz. O da üç buut kanunlarına zarurî olarak tâbidir. O hâlde yeryüzünde biz mekâna bağlı hiçbir hadiseyi zamanın geçmiş, hâl ve gelecek tertibinden kurtaramayız.’ 
‘Mekânla hareket, zaman düşüncesini doğurmaktadır.’ 
‘Yani mekâna bağlı olan zaman, ancak hareket unsuru ile kıymet kazanır.’ 
‘Bizim eşya ve hadiseler hakkındaki bilgimiz hareketlerin keyfî ve kemmî hallerine tâbidir.’ 


GEÇMİŞ HAYATLARA AİT UYGULANAN YÖNTEMLERLE HATIRLAMALAR 

Tecrübe Yoluyla Geçmiş Zamanı Hatırlamalarının Mütalâası 
‘Geçmiş hayatların hatıralarını canlandırmak yolu ile insan ruhunun mukadderatını mütalâa etmek, her şeyden evvel ilmî bir metot işi olmalıdır. Bunun rastgele insanlar tarafından, rastgele maksatlarla, bilgisizce tecrübesine girişmek hem faydasız hem de zararlı bir iş olur.’ 
İpnoz yoluyla geçmiş hayatların hatırlanması (ekminezi)
‘Ekminezi hâlinden istifade edilerek tecrübe yolu ile, ruhun dikkatini geçmiş hayatlara doğru uzatmak ve o hayatlardaki hadiselere ait hatıraları canlandırmak için yapılmış tecrübeler ve ortaya konmuş müşahedeler...’ 


DÜNYAYA TEKRAR GELİŞ FİKRİNİ GERÇEKLEŞTİREN ANİMİK TEZAHÜRLER 

- SÖZÜN KISASI - 
‘Biz ilimde hadiseleri bilgimize değil, bilgimizi hadiselere uydurmakla mükellefiz.’ 
‘Burada mevzuubahis olan şeyler, bir realitenin ifadesidir ve bu realite de bütün realiteler gibi hatalı, değişmeye ve yerini daha şumullü ve yüksek realitelere bırakmaya mahkûm olmak akıbetinden kendini şüphesiz kurtarmış değildir.’ 
‘Ruh, müessiriyet kudretine sahip şuurlu bir varlık olmakla beraber, onda saklı olan bütün vasıflar bizim bildiklerimiz ve anlayabildiklerimiz şeylerden ibaret değildir. Ruhun melekeleri madde kâinatındaki maddî bağları nispetinde kararmış ve gözden kaybolmuş durumdadır.’ 
‘Bütün bu melekeler, ruhun maddeler üzerinde müessiriyet kudretini artırabildiği, yani görgü ve tecrübe ile daha yüksek maddî faaliyet imkânlarını elde ettiği nispette açığa çıkmaktadırlar.’ 
‘Ruhların maddelere bağlanması bir sebep değil, neticedir ve bu netice ruhları kemal gayesine ulaştırıcı bir vasıtadır.’ 
‘İdare bir nizama tâbidir. Nizam da birtakım kanunlarla inzibat altına alınmıştır. Kanunsuz nizam ve nizamsız idare olmaz. Ruhlar, kemal dereceleri nispetinde kâinatı sevk ve idare edecek durumlara girerler. Kâinatı sevk ve idare etmenin nihayeti olmadığı gibi ruhların tekâmüllerinin de nihayeti yoktur.’ 
‘Ruhlar, maddelerin en ilkel hâllerinden en mütekâmil hâllerine kadar tertiplenmiş bütün âlemlerinde kendi ihtiyaçlarına göre bir müddet yaşarlar. Bu suretle onlar her maddî hâlde, her maddî safhada ve her maddî icapta yoğrularak, yuvarlanarak görgü ve tecrübelerini arttırmak imkânını bulurlar.’ 
Allan Kardec: ‘Bir hayatın neticesi gelecek hayatı hazırlar. Ve bir hayat kendisinden evvelki hayatın neticesidir.’ 
‘İnsanın bir hayatta tecrübelerini muvaffakiyetle ikmal edebilmesi, ‘bütün efal ve harekâtını tabiat kanunlarına uydurmuş olmak’ formülü ile gösterilebilir.’ 
‘Burada tekrar ediyorum; insanın ahlâk hocası dışında değil, kendi içindedir. Bu da uyumak bilmeyen, her yerde, her an takip ettiği sahibinin- en ince teferruatına varıncaya kadar- bütün ihtiyaçlarını ne fazla, ne de eksik olmamak üzere ölçerek tayin eden ve ona göre hükümler veren vicdanıdır.’ 
‘O ne büyük bir saadettir ve ne büyük bir mazhariyettir ki her insanın mürşidi ve kurtarıcısı kendisinden asla ayrılmayan ve ebediyet içinde kendisine refakat eden en yakın ve en emin bir yerdedir, yani kendisindedir.’ 


SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru