23.01.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
SHIATSU  


 
 

Shiatsu, bir Japon sağaltma yöntemidir. “Shi” ve “atsu” sözcüklerinin bileşiminden oluşmuştur ve “parmak basıncı” anlamına gelir. 
Temel amacı bedenin bağışıklık sistemini güçlendirmektir. Bununla birlikte, bel/boyun/sırt ağrıları/fıtıkları, adale kasılmaları/gevşemeleri ve -kanser dışında kalan- her türlü iç organ hastalıklarının sağaltılmasında çok etkin ve kesinlikle yan etkisi bulunmayan bir masaj yöntemdir.

Pek çok sağaltma yöntemi gibi, Geleneksel Çin Tıbbı’nın akupunktur tekniği temel alınarak geliştirilmiştir. Bununla birlikte, Shiatsu’yu akupunkturdan ayıran ve daha güçlü kılan pek çok özellik vardır. 

Geleneksel Çin Tıbbı'nda kullanılan meridyen haritası

Shiatsu ilk ortaya çıktığında, bilinen akupunktur noktalarına parmak uçları ile dikey ve iki el ile eşit basınç uygulamaktan ibaret olup, batı ülkelerinde sıkça kullanılan akupresür tekniğinin temelini oluşturmaktaydı. Bu yöntemin “Japon Ulusal Sağaltma Tekniği” olarak onay görmesi 300 yıl öncesine dayanmaktaysa da, 20. yüzyılın başlarında ilk Japon Shiatsu Okulu’nu kuran Namikoshi tarafından tüm dünyaya tanıtılmıştır. 
Namikoshi Shiatsu’yu “sağlıklı olmak, sağlıklı kalmak ve bir çok hastalığı iyileştirmek için ellerle, parmaklarla yapılan bir masaj uygulamasıdır” sözleriyle özetlemiştir. Kitabının tanıtım bölümünde “Shiatsu yorgunluğu dinlenmişliğe dönüştürür, Shiatsu’yla insan kendini daha güçlü, daha canlı hisseder. Bedendeki kendini sağaltma gücü harekete geçirilmiş olur. Bütün bunları gerçekleştirmek için bedendeki duyarlı noktalara ellerle, parmaklarla bastırmak yeterlidir. Ellerin, parmakların beden üzerinde dolaştırılması bir yandan da dokunuşların okşayıcı sıcaklığını birlikte getirir. Şu koşuşturmalı, telaşlı şehir yaşamı içinde strese neden olacak ve hem bedende hem zihinde yorgunluklara yol açacak o kadar çok şey varken ve hekimliğin giderek hasta organların tedavisinden uzaklaşıp son derece teknik bir uygulamaya dönüştüğü günümüzde bu okşayıcı dokunuşlara olan gereksinme daha da büyümüştür” sözleriyle, Shiatsu’nun, bir fiziksel sağaltma yöntemi olduğu kadar, zihinsel ve ruhsal olarak da rahatlama getirdiğini vurgulamıştır. 

Akupunktur ve Namikoshi’nin dünyaya tanıttığı klasik Shiatsu, 5000 yıldan bu yana tanınan kadim meridyen (beden içi enerji kanalları) haritasını kullanmaktadır. Amaç, tıkanmış olmaları muhtemel enerji dağıtım noktalarına iğne batırmak ve batırılan iğneyi, içeride çevirip bir vakum yaratarak, noktanın meridyenin diğer bölümlerinden kendine doğru enerji çekmesini sağlamaktır. Böylece, beden içi enerji dolaşımı yeniden dengeye girecektir.

Pek çok insanın iğneden korkuyor olmasının, akupunkturun uygulanabilirliğine gölge düşürmekte olduğunu ayrımsayan Japon terapistler, iğnenin yarattığı etkiyi sağlayacak başka bir yöntemin arayışına girdiler. Bir zaman sonra, aynı meridyen üstünde bulunan, iki ayrı noktaya, parmak uçları yoluyla, derin bir basınç uygulamanın, tıpkı akupunktur iğneleri gibi etkili olduğunu ayrımsadılar.
Daha sonra, uzun yıllardan beri Japonya’da kullanılmakta olan “Anma” yöntemini de bu yeni tekniğe eklediler. Anma’yı kısaca, “bedene destek vererek sıkışmış adalenin kendisini serbest bırakmasını sağlamak üzere, eklem yerlerinin alt tarafından tutularak gevşediği anda çekilerek veya çevirerek gerilmesi” şeklinde özetleyebiliriz. Artık yeni bir yöntem doğmuştur. Özellikle parmak basıncından yararlanılıyor olması nedeniyle bu yönteme “Shiatsu” adı verilmiştir.

Klasik yöntem, merkezi ve otonom sinir sistemine bagli ve onlari harekete geçirecek olan refleks noktalarina basinç uygulamayi gerektirmektedir. Bu yöntem zaman zaman çok sancili olabilmektedir. Bu durum cani yanan hastanin kasilmasi ve kendini daha çok kapatmasi ile sonuçlanabilir.

Tarihçe
Bugünkü seklini 20 inci yy. in baslarinda alan Shiatsu’nun asil kökeninin çok daha eskilere dayandigi bilinmektedir. 
I.Ö. 530 yilinda, Bodhidharma tarafindan ortaya konulan Tao-Yin adi verilen bazi alistirmalarin bu yöntemin ana kaynagi oldugu düsünülmektedir. Tao-Yin, duyularin gelistirilmesi ve bedende genel sagligin daha iyi duruma getirilmesi eregiyle kullanilmaktaydi. Bu yöntem, fizik beden üzerinde bulunan ve yerleri önceden saptanmis bazi noktalari basinç vererek ovusturma yoluyla toksin atilmasi ve hücre bosluklarinin atiklardan temizlenmesi felsefesini temel almaktaydi. Ancak, yöntem, kisinin kendi kendine uygulamasini öngörmekteydi. Tao-Yin çok kisa bir süre içinde, Gelenksel Çin Tibbi’nin baska yöntemleri ile birlestirilerek gelistirildi. Güneydogu Asya’nin bir çok bölgesi ile Kore’de pek çok kisi tarafindan uygulanmaya basladi. 

I.S. 10 yy. da, GÇT (Geleneksel Çin Tibbi) Japonya’ya ulasti. Bundan çok kisa bir süre sonra, Japonlar, daha önce de kullandiklari, Anma adi verilen ve basinç noktalarina eller ile yaratilan bir titresim uygulamaya dayali masaj yöntemlerine, Tao-Yin’i de eklediler. Bu karisim, günümüzde kullanilan Shiatsu’ya çok benzemekteydi. 

Japonya’da yaklasik üç yy. önce, Edo döneminde günün doktorlari, Anma’yi ögrenmeye zorlandilar. Amaç, insan bedenini daha iyi tanimalarini, enerji kanallari ve basinç noktalari konusunda daha fazla bilgi sahibi olmalarini saglamakti. Doktorlarin daha kesin teshis koymalari ve daha kisiye özel tedavi sunmalari umulmaktaydi. Bu dönemde doktorlara, Anma uygularken, var olan her türlü olanaktan yararlanmalari ve diger yöntemlerle Anma’yi birlestirmeleri gerektigi söylenmisti. Akupunktur, sifali bitkiler ya da ise yarayacagina inandiklari tüm diger yöntemler. Ancak zaman içinde, Anma, basit kas germeleri yöntemlerine indirgendi. 20. yy. a gelindiginde, Anma, eglenmek, zevk almak ya da basitçe rahatlamak için kullanilan bir yönteme dönüsmüstü. 
Bununla birlikte, bazi terapistler Edo dönemindeki Anma yöntemini uygulamaya devam ettiler. Özellikle 20. yy. baslarinda, bunlara pek çok yeni terapist eklendi. Anma’nin basite indirgenmesinden sonra, bu terapistler, kendi yaptiklari isin de küçük görülmesine ve bazi yasal engellere takilmasina engel olmak üzere, kullandiklari yönteme “Shiatsu” demeyi yeglediler. 
Bu terapistlerden en ünlüsü TOKUJIRO NAMIKOSHI’dir. Artik Shiatsu adi ile anilan bu yönteme, bati dünyasindan bazi motifler eklemis, hatta “aksamdan kalma” insanlar için bile bazi rahatlatici yöntemler gelistirmis olmasi elbette önemlidir. Ancak, ona asil ününü, 1925 yilinda HOKAIDO’da kurdugu “Shiatsu ile Terapi Enstitüsü” ile 1940 yilinda kurdugu “Japon Shiatsu Enstitüsü” adli iki okul kazandirmistir. 
50 li yillara gelindiginde, Japon Hükümeti, Namikoshi’nin büyük çabalari sonucunda, Shiatsu adi verilen bu yöntemi gerçek ve yasal bir terapi sistemi olarak kabul etti. Ancak hükümet, Shiatsu kullanimini serbest birakan yasaya “Shiatsu, içsel sorunlarin giderilmesi, sagligin güçlendirilmesi ve hastaliklarin sagaltilmasinda, basparmaklar, eller ve parmaklarla uygulanan bir yöntem olup, insan bedenine uygulanan basinci saglamak üzere, herhangi mekanik ya da baska çesit araç kullanilmaz” ibaresini eklemistir.

Masunaga tarafından tanıtılan Tao Shiatsu meridyen haritası

Daha sonralari, Namikoshi’nin ögrencisi olup, 10 yil boyunca, onun okulunda egitim veren SHIZUTO MASUNAGA, Tokyo’da “Iokai Shiatsu Merkezi” adini verdigi bir okul kurdu. Shaitsu’nun bugünkü geleneksel, felsefik ve tibbi yanini asil kuran kisi de odur. Insan bedenine duydugu saygi ve duyarlilik,

Masunaga’yi batida kullanilan fizyoloji ile yakindan ilgilenmeye zorlamistir. O, Namikoshi’nin, 6 meridyen üzerinde bulunan geleneksel akupunktur noktalari üzerine basinç yapmanin bazen yetersiz kaldigini, bazen de, kanallarda daha büyük tikanikliklarin olusmasina sebep oldugu tezini savunmaktaydi. Ölmeden önce, Shiatsu’ya yaptigi en büyük katki, bedenin üst ve alt tarafina yayilmis altisar meridyen yerine, onikiser meridyen oldugunu saptamasi ve parmak basinci kullanimini en aza indirgemesidir. Masunaga aldigi Zen egitimine uygun olarak “hiçbir sey yapmadan yapmak” felsefesini Shiatsu’ya da uygulamis ve bugün bati dünyasinda da sikça kullanilan “Zen Shiatsu” yöntemini gelistirmistir. 
Gerçekten de bu yöntemde terapist olan kisi, terapi alan kisiye kendini uyumlayarak, gerektiginde, yalnizca destek vermek yoluyla, hastanin enerji kanallarinin kendiliginden açilmasini ve bedenin de kendini tedavi etmesini saglamaktadir. 

Namikoshi’nin yöntemi ile Masunaga’nin Zen Shiatsu’sunu karsilastirdigimizda, ortaya büyük ayriliklar tablosu çikar. 
Klasik yöntem, merkezi ve otonom sinir sistemine bagli ve onlari harekete geçirecek olan refleks noktalarina basinç uygulamayi gerektirmektedir. Bu yöntem zaman zaman çok sancili olabilmektedir. Bu durum cani yanan hastanin kasilmasi ve kendini daha çok kapatmasi ile sonuçlanabilir. 
Masunaga’nin yönteminde ise, egitimli ellerin, kanallar üzerinde gezinerek, kilitli kanallar ile açik kanallari saptayarak, onlari dengelemek suretiyle çalismaktadir. Amaç Masunaga’nin deyimiyle “birlesmek ve desteklemektir”.

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru