26.04.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
RUHSAL TEBLİĞLER  

Prensip
Celse : 28
Tarih : 07.09.1963
Konu : Prensip
PRENSİP, bilgilerin fiilen yapılması demek değildir. Bilgilerin fiilen yapılması, ancak bir ışığın tahtında mümkündür. İşte bu ışık, bir idedir; bir gayedir ve bütün şuur faaliyetlerinin bir yekunudur. Ve nihayet belirli bir tesir kuşağının hasıl etmiş olduğu alan içinde yer tutmaktır. Sizlere daha evvel de bahsetmiş olduğumuz üzere, prensibiniz yoktur. Sizler sadece bilginin birtakım ufak tatbikatlarını yapmaktasınız. Fakat, bu bilginin bu tatbik ediliş şekli, hangi esaslı prensipler tahtında olmaktadır, bilmiyorsunuz, bu birincisi... İkincisi, tatbik etmiş olduğunuz bilginin hangi prensibe müteveccih olduğunu da bilmiyorsunuz, bu iki... Gene tatbik etmiş olduğunuz bilginin, hangi prensiplerin mahsulü olduğunu bilmiyorsunuz, üç. Bundan şunu demek istiyoruz: Bilgi sahibi olmak, bilginin tatbikatını yapmak, asla prensip sahibi olmak demek değildir. Prensip sahibi olabilmek, muayyen bir tesir kuşağı içinde, muayyen bir ide ışığı altında çalışmak demektir. Muhakkak ve muhakkak, kanalize olmak zaruretindesiniz. Dağınık ve serpintili olmak, bir kademenin işidir. Bir üst kademeye geçecek insanlar için, dağınık ve serpintili çalışmak pek semereli ve liyakat verici olmaz. 
Sözlük :
taht: alt 
yekun: toplam 
hasıl: meydana gelen 
müteveccih: bir yere doğru gitmeye kalkan, yönelmiş 
muayyen: belirli

Başa Dön

Bilgi Edinme ve Istırap
Celse : 43
Tarih : 24.04.1964
Konu : Bilgi Edinme ve Istırap
BİLGİ EDİNMEDE, esas itibarıyla ıstırap yoktur. Bilgi ediniş, ruhun asli meşgalesidir. Sizlerin bu meşgaleleriniz, daha evvelkilerin zaruri bir neticesi olarak, sizleri muhtelif planlar içine bölmüştür. Her planın kendine has bir muhiti ve müessiriyeti vardır. Bu umumi olarak böyledir. Hususi olarak ise; her insan, esas itibarıyla dört plan içinde bulunur.
Birincisi: Kendi şuur planı. Bu plan, özünden itibaren, en son saniyesine kadar bütün muhtevaları içine alır.
İkincisi: O varlığın obje ile temasından hasıl olan bir plandır. 
Üçüncüsü: Kendisi ve objenin, müştereken, dahilinde oldukları bir mekanın tesirleri altında oluşudur.
Dördüncüsü: İçinde bulunduğu sistemin bağlı olduğu alemdir. 
Bu dörtlü ayırımı, alemi nazarı itibara almazsanız, teslis tarzında düşünebilirsiniz. İşte yukarıdaki kısa izahatımızca, şu netice çıkartılabilir: Bilgi iktisabındaki ıstırap, bu ilk üç planın karşılıklı tesirleşmesinden hasıl olan bir haldir. Istırap yoktur, hal vardır. Bugün içinde bulunduğunuz hal, sizi, daha doğrusu kendinizi, mesut addetmenize kafidir. Fakat gene bir başka zaman, içinde bulunduğunuz hal sizi bedbaht kılmaya kafidir. Değişen nedir? Sadece siz, sizin objenizle münasebetiniz. Her ikinizin, sisteminizle olan münasebetinizdir. 
Sözlük:
müessir: etki eden. hükmünü yürüten.
muhteva: bir nesnenin içinde bulunan. içteki (şey).
hasıl olmak: meydana gelmek, oluşmak
iktisap: kazanma, edinme 
bedbaht: talihsiz, mutsuz

Başa Dön

Ruhsal Reşitlik
Celse : 43
Tarih : 24.04.1964
Konu : Ruhsal Reşitlik
DEMEK ki, her ne olursa olsun, size obje teşkil eden ve müşahede imkanını sağlayan olayların aynı değer ve kıratta olmasını temin etmek lazımdır. Eğer sizler, mukayeselerinizi farklı iki unsur arasında -mahiyeten birbirine benzemekle beraber- yaparsanız, uzakta, fakat enerjisi büyük; yakında fakat enerjisi küçük iki yıldızın parlaklığı karşısındaki aldanmaya düşersiniz. Şahsi müessiriyetinizi -ki ruhi demektir- katiyen ve katiyen kendinizden gayri hiçbir şeyin hükmü altında bulundurmayınız. İnsan, muayyen bir tesir alanı içinde kaldığı müddetçe, bir yayılma ve açılma hissedebilir. Hatta bu, fiillerine aksedebilecek kadar kuvvetlenebilir. Fakat bu ağ, onun bütün ömrü boyunca içinde bulunacağı bir ağ değildir. Dışında, ötesinde ve berisinde de bulunabilir. Yani enerjisi düşebilir. Bu halde kendisini kalkındıracak iç jeneratörü her vakit hazır mıdır? İç jeneratörün çalışmasını temin edecek güç mevcut mudur? 
Tabiatı tetkik ediniz. Hayvan yavruları, insan yavrusuna nazaran, annesinin yanında çok daha az bulunur. O, kendi tesir ağının içinde olmayı tercih eder. Bu durum, hayvanda kısa bir süre içindedir, insanda daha uzun. Fakat bunun bir hududu vardır. O, ruhi reşitliktir. Mesuliyet ve hürriyetiniz, ancak ruhi serbestiyetinizle artar, genişler ve yükseltir sizi. Ruhi hürriyetiniz olabilir. Fakat bu hürriyetiniz, başka bir ağın içinde bulunduğu için, mesuliyetiniz azdır. Halbuki az mesuliyetli işler, insana az bilgi verir. Çok bilgi, mesuliyeti büyük (olan) işlerde, dolayısıyla serbestlikle alakadardır. Serbestlik; düşüncede, vicdanda ve bunlardan akseden fiillerdeki serbestliktir. Sentez yapma serbestliğidir. Muhakkak ki, hakikatte yani (tatbikatta) bir koordinasyon gerekecektir. 
Sözlük: 
müşahede: gözlem 
mahiyet: içerik
müessiriyet: etki ediş, hüküm yürütme 
muayyen: belirli 
hudut: sınır

Başa Dön

Kademeleşme
Celse : 47
Tarih : 24.05.1964
Konu : Kademeleşme 
GÖRÜLÜYOR Kİ, eğer etrafınızı da iyi müşahede etmiş bulunuyorsanız, bir kanun içinde, o kanunun esasları hakkında, detayları hakkında, müessiriyeti hakkında, çevresinde ve kendisinde meydana getirmiş olduğu tesirler hakkındaki bilgileri, varlığın üst üste yığılmış halleri gibi meydana gelmez. Şöyle ki: Varlık, her an için değişik bir hal içindedir. O bir sıralama yapmakla vazifeli değil, aksine, etrafında bulunan müessir hususlardan istifade etmek zorundadır. Şöyle düşünelim: Bir yayvan kap içinde muhtelif küçük bölümler olsun. Eğer sizin dediğiniz tarzda düşünürsek, herhangi bir küçük bölümden başlamak suretiyle, sıra ile bu küçük bölümleri bir madde ile doldurmamız gerekir. Halbuki siz maşeri yaşayanlar için, kendinize göre değil, maşere göre tesirler ve rahmetler içindesiniz. Buradan şu çıkacak ki; etrafınızda olup bitenler, size verilenler, sizin şahs” ihtiyacınızdan dolayı değil, maşeri hayatınızın ihtiyacından dolayıdır. Bunlar, teker teker değil, külliyen verilmektedir. Siz, elinizdeki yayvan kabınızın küçük bölümlerini, işte etrafınızda bulunan bu tesirleri hıfz etmek yolunda kullanacaksınız. Hangisi önce, hangisi sonra, hangisi şimdi, hangisi gelecekte lazım olacak diye bir muhakemede bulunamazsınız. Çünkü hangi kabı doldurmuş iseniz o kap sizin kabınızdır. Daha doğrusu, içindeki sizin ihtiyacınızdır. Hal budur. Numaralamış olsanız bu küçük kapları, ilk doldurduğunuz 25’ tir. Sonra 4’ü, sonra 8’i, sonra 90’ı doldurursunuz. Ve nihayet %100 de dolmuş olur. İşte %100’ün dolmuş olması, sizin başka bir kanuna tabi olmanızı, yani bir safha değiştirmenizi icap ettirir. Eğer bir kademeleşme söz konusu ise, şu bakımdan bu kademeleşmeyi anlamanız iyi olur: Bir kademeleşme vardır. Bu kademeleşme, benim ferd” realitelerimde, daha doğrusu, geçirmiş olduğum hallerde değil, maşeri olarak, bütün varlıkların içinde bulundukları safhadadır. Bir kademeleşme vardır. Külliyen verilen rahmeti alabilenlerin kademeleşmesi. Çeşitli tarzlarda ve miktarlarda alabilenlerin meydana getirdiği bir sıralanma vardır. Fakat bunların her birini ferda ferda incelerseniz, bunların realitelerinde, yani hal değişimlerinde böyle bir sıralanma yoktur. O, zaten külliyen başka bir şeyin sırasıdır. Yani, başka bir şeyde kademe içinde bulunmaktadır ve katiyen böyle olduğu için, halleri de kademe içindedir tarzında mantık” bir netice yoktur. Unutmayın ki varlık orijinaldir. 
Sözlük:
müşahede: gözlemleme 
müessir: etki eden. hükmünü yürüten 
maşeri: topluluğa ait 
hıfz etmek: saklamak. aklında tutmak 
muhakeme: bir işi zihinde inceleme 
külli: bütün, genel 
ferda ferda: tek tek

Başa Dön

Aktif Düşünüş
Celse : 55 
Tarih : 30.12.1964
Konu : Aktif Düşünüş
'İdrak, bir aksiyondur ki, varlığın kendinde meydana gelen bilgi terakümünün bir nevidir. Her teraküm aksiyon tarzında yani idrak halinde tezahür etmez. İdrakli olabilmek için muhakkak ve muhakkak derin düşünüş halinden, aktif düşünüş haline geçmek lazımdır. Derin düşünüş hali, gayri şuurunuzla beraber, bütün beşeri şuurunuzun, birlikte çalışmasıdır. Aktif düşünüşünüz ise, daha ziyade ve hemen hemen, tamamen şuurunuzun sathında cereyan eden bir düşünüş şeklidir. İşte idrakli hareket edebilmek, derin düşünüş halinden, dolayısıyla bu halin neticesinde hasıl olan cevheri vasıftaki bilgileri, aktif düşünce sahasına intikal ettirmektir. Bu sizin ölçülü hareket etmenizi temin edecek bir mekanizmadır. Pratik olarak, nasıl olacaktır? Pratik olarak, seviye(yi) anlamanız lazım. Bu, muhatabınızın sosyal karakteri ile sizin içinizde hasıl olan umumi karakterin bir yekunu olacaktır. Mesela, his ve vicdan arasında birçok kademeler mevcuttur. Bunların en üstünü, kendini bazı şeylere karşı mesul addedip, etrafındakileri sevmesi icap ettiğini düşünenlerdir. İşte muhitinizdeki büyük halka, böyle bir halkadır. Küçük halka, büyük halkadan daha büyüktür.' 
Sözlük
Teraküm:Birikme, toplanma, yığılma

Başa Dön

Şahsiyet Sahibi İnsan
Celse : 65
Tarih : 06.05.1965
Konu : Şahsiyet Sahibi İnsan
BÜTÜN İNSANLARIN his ismini verdiğiniz tesir sahasından beslenmeleri mukadderdir. Çünkü gerçek tecrübe âleti hisleridir. Yapı böyle yapılmıştır. Burada insanın kudretli tarafı, hislerine yön verebilmesidir. Hislerinin kendi arasındaki cidalini rahatlıkla takip edebilmesi, âdeta onları raflarına yerleştirebilmesidir. Yoksa ona hâkim olmak, ona galebe çalmak gibi bir hâl mevcut değildir. Zira o his esasında muayyen nitelikte olan bir tesir rezervuarıdır. Onun ilgası ve ibdası insanın elinde değildir. 
Hisler nokta-i nazarından almış olduğunuz tesiri kanalize ediniz. Kanalize edildiği zaman, his ismini verdiğiniz tesir bölgesinden aldığınız intibalar, daha üstün bir halin teessüsü ve tecellisi için iyi birer kaynak ve amildir. Onun muhtaç olduğu seviyeyi ve basamağı tesis ediniz ve oraya koyunuz. Çünkü bu tesir nevi öyle bir aslî hususiyete sahiptir ki, yerini tam manasıyla buluncaya kadar ferdin dengesini devamlı olarak bozar. İşte sizin hissî olmaktan muradınız böyle olmalıdır. Ve bu şekilde fert şahsiyet sahibi olacaktır. Burada dirayet, burada irade, burada cehit, burada bilgi, sezgi ve nihayet iman herşeyiyle faal hâldedir. Buna tam manasıyla sahip olan, vicdanın tam tatbikatını yapandır. Çünkü sizde vicdanî hükümler tarzında beliren, gene his rezervuarının savletleridir. Tabiî ki daima daha yükseğe yerleşmek ihtiyacında olan tesirler nokta-i nazarından düşünmelisiniz. Bunun bir üstü, realitenin tesirini almaktır. Şu manada ki, insanın şuur genişlemesini temin edecek daha üstün bir maksada yönelmiş bir tesir rezervuarıdır. Sizler umumiyetle, "falan insanın realitesi budur" derken, biraz evvel söylemiş olduğumuz realiteyi kastetmiş olmuyorsunuz. Onun adî çerçevedeki vasıfları ve fikir bütünlüğünden bahsetmiş oluyorsunuz. Bunu iyi tefrik ediniz. 
Sözlük
cidal:cenk, savaşma
dirayet: akıl, zeka, ince şeyleri kavrayış, beceriklilik
ilga: kaldırma
ibda: meydana getirme, yaratma 
savlet: hamle
tefrik: teessüs, temelleşme, yerleşme, kurulma

Başa Dön

Makul Vicdan
Celse : 70
Tarih : 10.06.1965
Konu : Makul Vicdan
'Vicdan hükümlerinizi yerine getirebiliyorsanız, makul vicdan hükümlerini yerine getirmeye çalışınız. Vicdan hükümlerini yerine getiremiyorsanız, kendinizi tashih ediniz. Problem, kurtuluştur. Bu kurtuluşta, sadece ve sadece sizin cehdiniz, makul vicdanınız ve istikrarınız işe yarar. Yürüyüşünüze göre yol tarif edilir. Aynı yürüyüşten iseniz, aynı makul vicdandansanız, tarifleri de muhakkak ki, yerine getirebilirsiniz. Eğer yollarınız ikide bir çatallaşıyor, ikide bir zikzaklı, sarp veyahut kaygan hale geliyorsa , bilin ki , birliğinizin ferdi takvası çok zayıftır. Ve bu takva elde edilmedikçe de işe yararlı olunamaz. Bütün ümit, arz insanının bütün cidali, müspet tesir planının ferdi olmaktır. O ise, doğrudan doğruya mürebbi Mekanizma Planı'nın müessiriyeti altındadır. Hayra hizmet, makul vicdana veya vicdana hizmettir. Bu, bir hizmet, sonra bir fonksiyon, sonra bir irsal edici, sonra bir vazifeli olur. Muhakkak ki, ümit, Rabb'in sizlere bir atiyyesidir. Her şeyi ve her durumu nefsinizde tartınız. Makul bir vicdan hükmü bulunuz. O makul vicdan hükmü, aynı zamanda eşyanın hakikatini de ifade eder. Eşyanın hakikatini anlamak, arz mektebinin gerekçesini anlamaktır. Bu anlayış, kurtuluş ve tamamıyla şakuli bir tekamüle yürüyüştür.' 
Sözlük:
Takva: Tekamüle engel olan her şeyden şuurlu olarak sakınmak.
Cidal: Cenk, savaşma
Mürebbi: Terbiye eden. 
İrsal: Gönderme, yollama. 
Şakuli: Dikey 
Atiyye: Büyük bir kimsenin küçüğe verdiği armağan

Başa Dön

Hadiseler
Celse : 73
Tarih : 07.09.1965
Konu : Hadiseler
MÜŞKÜLPESENT olmayınız. Çünkü sizlerce Cemiyet'in gidiş istikameti müphemdir. Ancak hadiseleri inkişaf ettirmek suretiyle bir fikre ulaşabileceksiniz. Bu bakımdan, hadiseleri ayıklarken şu üç esasa dikkat ediniz: Bir hadisede vicdan unsuru mevcut mu? Bir hadisede tatminkarsızlık mevcut mu? Nihayet, bir hadisede müşahede noksanlığından dolayı doğan bir tahayyül iğvası mevcut mu? Bunların derecelendirmelerini yapmaya çalışın. O zaman daha müdrik olarak yaşayacaksınız. 
S: Buradaki hadiseden kasıt, ferdi olarak karşılaşılan hadiseler mi yoksa dünyadaki hadiselerin topyekün olarak değerlendirilmesi mi?
P: Siz ve dışınız. Gerek şahıs" hayatınızda, gerek Cemiyet hayatınızda, gerek maşeri hayatınızda. Bu üç noktanın muharrik unsurlarını görmeye çalışınız. Şimdi, Cemiyet olarak ve fakat sizlerden istenen; insanın idraklenmesi, şuurlanması, nefsinin aldatmasından kurtulması için neleri yapabileceğini belirtmektir. Bu hususta en yüksek merci vicdan sesi olacaktır. 
Şimdi dinleyiniz: Karşılaşacağınız hadiseleri illaki bir imtihan mevzuu olarak telakki etmeyiniz. Mümkündür ki, sizin bundan evvelki durumlarınız, bazı hadiseleri temaşa etmenize sebep olmuştur. Burada gerçek, sizin bir imtihan içerisinde olduğunuz değil, bir lütuf içerisinde olduğunuzdur. Zira müşahede, bir başkasının imtihan halidir. Uyanık olup, onun ön bilgilerini elde etmeniz bir lütuftur. Sevgi, nefretin aksidir. Ve ancak sevgi, ruhtan beslenir; nefret, ters tesirden. Beslenirken, yani bir elinizi gökte tutarken sevmiyorsanız, bir elinizi başkasına veremezsiniz. Ve aldığınız sizin saadetinizi değil, sefaletinizi temin eder. Severken, vicdanınızla seviniz; diliniz, gözünüzle değil. 
Sözlük:
inkişaf: açılma, meydana çıkma
müşahede: gözle görme, gözlem
iğva: yolunu şaşırma, şaşırtma, ayartma, baştan çıkarma, azdırma
müdrik: idrak etmiş 
muharrik: harekete getiren, oynatan
telakki: kabul etme, sayma

Başa Dön

Yaklaşmakta Olan Tesirler
Celse : 74
Tarih : 13.11.1965
Konu :Yaklaşmakta Olan Tesirler
DÜNYA REALİTESİ büyük bir akış ve hız içerisinde yeni bir Din Günü’nün teessüsünde vazifedar olmak üzere koşmaktadır. Bu Din Günü, esas itibarıyla bütün bir insanlığın şuur tebeddülatıdır. Bu değişiklik, vicdanın nefse galebesiyle son bulacaktır. Herkes yarı şuurlu ve fakat idraksiz olarak bu vazifesini yerine getirmektedir. Amma, insanlıktan istenen en esaslı hususiyet, bütün bu şuur ve idrak faaliyetinin, bir arada ve topyekun olarak tebellür etmesidir.
Müşahede edebilenler için sürekli bir tesir yaklaşmakta ve her türlü belirtisini göstermektedir. Sizler bir hareket dağılışının merkezinde bulunmaktasınız. Bu hareket dağılışı bir deklanşör gibidir. Basıldığı zaman derhal açılacak ve o anda ekrana çarpacak olanlarla bir sahne meydana gelecektir. Şunu demek istiyoruz ki, her biriniz ferda ferda kendi şuurunuzun temizliği ile meşgul olunuz. Bundan gayrisini yapmanız mümkün değildir. Sizler faaliyet gününün başladığı zamanda, ancak şuur zenginliğinize göre bir mertebenin sahibi olacaksınız. Bu şuur zenginliği, birinci planda, hissiniz ile vazifenizi birbirinden tefrik etme gücüne bağlı olacaktır. İkincisi, fikirlerinizdeki insicam ve şuur bütünlüğünüz olacaktır. Yani yaptıklarınız hakkında bir bilgiye sahip olmalısınız. Üçüncüsü, behemehal vicdanlı hareket etmek mecburiyetindesiniz. Halbuki vicdanlı hareket, bir mecburiyet değil, tabii bir akış olmalıdır. Şimdi bu Cemiyet’in içerisinde bulunan sizler, her biriniz, birbirinizden mesafelerce uzakta bulunuyorsunuz. Bu boşluk muhakkak ki, zararlı birtakım tesirler ve tefrika ile doludur. Mesafeyi ziyadesiyle açtığınız için, kollarınız birbirine kenetlenmekte de acz içerisinde kalmaktadır. Herkes kendi düşüncesi kadar bir mesahaya sahiptir. Eğer düşüncenizin kudretini fikrinizin kudretiyle besleyebilirseniz, muhakkak ki o zaman imanlı olacaksınız. Ve bu imanın doğurduğu sevgi ancak sizleri bir araya getirebilir. Birbirlerinize karşı sevgi içerisinde hareket etmeyi şiar edinmekten başka bir çıkar yolunuz yoktur. Çünkü, insanlığın en büyük hasleti, bu kategoride, birbirini sevmektir. 
Sizlerce de malumdur ki, işleriniz, sağ işler değildir. Bir iğva içerisindesiniz ki, orada kendi gölgesini takip edenden gayri bir şeye benzememektesiniz. Ancak, gölgeniz, siz yürüdüğünüz müddetçe hareket eder. Ve siz gölgenizi takipte devam ederseniz, bir zaman gelecek ki yürüyemeyeceksiniz. Bu yüzden başınızı gölgenizden kaldırıp, size dışarıdan ışık gösterenlere teveccüh ediniz. Dünyevi meşgaleleriniz, dünyevi ihtiyaç ve zaruretleriniz, sizi birtakım kısıtlamalar içerisinde bırakabilir. Bu tazyik, bu cendere, esas olarak sizleri sevkü idare etmek için kullanılan bir metottan başka bir şey değildir. 
Sözlük: 
teessüs: temelleşme, yerleşme, kurulma 
tebeddülat: değişme, başkalaşma 
tebellür: billurlaşma, belirme 
ferda ferda: tek tek 
insicam: düzgünlük, tutarlılık 
behemehal: doğal olarak, şühesiz 
tefrika: ayrılma, ayrılık, bozuşma, nifak 
mesaha: ölçme 
şiar: iyi, üstünlük veren işaret 
teveccüh: yönelme, doğrulma

Başa Dön

Metot
Celse : 76
Tarih : 27.11.1965
Konu : Metot
“İnsan, bir derece adamıdır. Yani içinde bulunduğu madde kâinatının buut zaruretleri içerisinde mahsurdur. Bu buut zarureti, onu, gerek kendisi ve gerekse muhiti tarafından baskı altında tutmaya kâfidir. Öyle bir metot ki, hem iç, hem dış kanunların birbiri ile mücadelesi tarzında ortaya çıkmış. Fert her türlü ihtiyaç ve arzusunun istikâmetinde veyahut pençesinde bulunmakla, aynı zamanda bir tedris sistemini tatbik etmektedir. İdareci Plânlar kendi gayelerine ulaşabilmeleri için, muhakkak ki ve hak olarak, her türlü yolu ve tesiri istimalde mesul bir hürriyete sahiptirler. Size küçük bir misal vereyim: Bir ferdin bir icatta bulunması, esasında yeni bir ihtiyacın istikametinde sevk edilmek demektir. Buradaki icat, esas itibarıyla bir tebliğdir ve burada metot, o icadın hareketi ve etrafındaki tesir sahasının genişliğine göre, insanlar için bir sevkü idare mekanizmasının teşkiline sebep olacaktır. Bu, her vakit gördüğünüz bir şeydir. Bütün tabiat hadiseleri, bütün sosyal hadiseler ve hatta psikolojik hadiseler, daima ve daima gayesini bulacak olan bir Yüksek İdare’nin, kendisiyle beraber olmasını arzu ettiği bir zümrenin, yani insaniyetin hayrı için meydana getirdiği bir mizansendir. Esasında bunlar çok girift, muğlâk ve prensipleri daima birbirine tedahül eden bir mekanizmanın esasıdır.”
Sözlük:
İstimal:Kullanma
Tedahül: Birbirinin içine girme

Başa Dön

Hadiselerin Dilini Çözmek
Celse : 76
Tarih : 27.11.1965
Konu : Hadiselerin Dilini Çözmek
HER HADİSE muayyen grupların damgasını taşır. Yahut geliş istikametine göre asal bir tesirin damgasını taşır. Bunlar her ne kadar birbiri ile kesişirse de, görüntü gene asal tesirin izlerini size verebilir. Buradan da şu anlaşılıyor ki, her tesir bir nevi kod sistemidir, bir nevi alfabedir. Sözlerimizi şu manada tamamlayınız ki, bir hadise müşahede edildiği zaman, onun hüviyetini ve size anlatmak istediğini anlayabilmek için adeta onun harflerini bilmeniz gerekir. Sizin elinizde bir veya iki türlü alfabe varsa, siz ancak bir veya iki türlü hadiseler ile alakadar olabilir, diğerleri ile enterese olmazsınız. İşte insanlar bazen bir, bazen yarım, bazen de iki alfabeli olabiliyorlar. Onun için her hadise herkesi ilgilendirmez. Her tezahür herkesi ilgilendirmez. Bunu aynı zamanda bir şuur zenginliği ve yaygınlığı tarzında da ifade edebilirsiniz. Yapılacak işlerden biri, Cemiyet olarak, diğer kimselere bir alfabe takdim edebilmektir; yeni bir alfabe. İsterseniz buna, camları başka olan bir gözlük deyiniz. Eğer o, alfabeyi öğrenip de hadiselerle konuşmaya başlamazsa, sizin her türlü gayretiniz kifayetsizdir. Çünkü insanlık, ikili denge unsuru içerisinde, daima kendi sayinin karşılığı olarak, doğruyu ve eğriyi mukayese etmek mecburiyetindedir. Bunu kendisi yapacaktır. Ruhi planlarınız sizlere yardımda bulunurken, işte buna mümasil tarzda çalışmaktadır. Yani size bir gözlük veyahut başka bir alfabeyi benimsetmeye, kabul ettirmeye çalışmaktadır. İnsanın yapacağı en mükemmel iş, türlü alfabeye sahip olmak, dolayısıyla her an tezahür eden hakikatlerin maddi veçhelerinden münebbih olarak, yalın hakikatleri görebilmek mümkün olacaktır. 
Sözlük :
hadise: olay
muayyen: belirli
müşahede etmek: gözlemlemek 
kifayetsiz: yetersiz
say: çalışma, çabalama. Emek
mümasil: benzeyen
veçhe: yüz, yan, taraf, yön
münebbih: uyandıran, uykudan kaldıran

Başa Dön

İnsanın Kendindeki Problemi
Celse : 76
Tarih : 27.11.1965
Konu : İnsanın Kendindeki Problemi
S: Son zamanlarda kökten bir değişiklik başladı bende. Ruh, yaratılma, kâinatın gayesi gibi mevzulara bir çekingenlik belirdi. Kendimizi düzeltmeden önce, bizim dışımızda, bizi bu kadar aşan mefhumları pek fazla kurcalamaya hakkımız yok gibime geliyor. Bu yüzden enerjimi bunlar kadar kendi yaşamıma, kendi hayatıma da çevirdim. Tahayyülümün başıboşluğu, konuşmamın kontrolsüzlüğü, çoğu zaman kendimin farkında olmamam gibi meselelerle de uğraşmaya başladım. Acaba kendi hayatımdaki bu değişiklik, tarafınızca nasıl değerlendiriliyor, bunu bilmek isterdim.
P: Bu hattıhareketinizin bizim tarafımızdan değerlendirilmesi, sizin için pek yarayışlı olmaz. Mühim olan, kendi emeğinizin, kendi gücünüzün sizin tarafınızdan istimalidir. Eğer bütün bunları bir şuur ayıklanması çerçevesi dahilinde mütalâa edip, o tarzda hareket ediyorsanız, yolunuz iyi yoldur. Şüphesiz, insan yanılan bir mahlûktur. Gene şüphesiz olan şu ki, her yanılmasının doğrusunu bulabilecek olan gene insandır. Kâinatta öyle varlık sistemleri mevcuttur ki, oradaki talim ve terbiye sadece yanılmaya müstenittir. Ve bunun doğrusu, onlar için o mekânda varit değildir. Gene öyle varlıklar mevcuttur ki, onlar için yanılma mevcut değildir. İşte, insan ikili bir denge unsuru içerisinde her zaman hata veya tashih boyunduruğu altında bulunur. Şahsî davranışlarınız, günlük yaşayışınız ve kararlarınız ile her an bu iki sert duvar arasında gider gelirsiniz. Bir kimsenin kendini gene kendisine takdim ediş şekli çok önemlidir. Bu takdim, tam şekliyle ancak vicdanî bir tatbikatın içerisinde kendini gösterebilir. Bundan gayrisi ancak yanılmalar ile mümkün olur. Bu itibarla, geçen celsede ve bu celsede sual soran sizler, kendinizi kendinize takdim ederken ölçülerinizi çok açık, çok sade tutmak durumunda olmalısınız. Hiçbir problem, insanın kendindeki problemi halletmek kadar güçlük arz etmez. Dış ortamın problemleri gayet kaba, kolay ve rahat halledilebilecek problemler nevindendir. Fakat ferdin kendi kendisini altetmesi, en büyük probleminizdir. Bu hepinizce malûm bir husus. İşte bu yolda yapılacak her gayret, her metot, her terbiye nevi muhakkak ki salâhınız için birer tutamak, birer basamak şeklindedir. Yeter ki bu metot, bu terbiye nevi, ferdin nefsanî baskısı altında kalmayacak derecede faal olsun. 
Sözlük :
i
stimal: kullanma
müstenit: dayanan, yaslanan
varit: gelen. bir şey hakkında söylenen, uygulanan. akla gelen
nevi: tür. çeşit
salâh: iyilik. barış, rahatlık. iyi davranış

Başa Dön

Deneme ve Yanılma Süreci
Celse : 76
Tarih : 27.11.1965
Konu : Deneme ve Yanılma Süreci 
‘Şüphesiz, insan yanılan bir mahlûktur. Gene şüphesiz olan şu ki, her yanılmasının doğrusunu bulabilecek olan gene insandır. Kâinatta öyle varlık sistemleri mevcuttur ki, oradaki talim ve terbiye sadece yanılmaya müstenittir. Ve bunun doğrusu, onlar için o mekânda varit değildir. Gene öyle varlıklar mevcuttur ki, onlar için yanılma mevcut değildir. İşte, insan ikili bir denge unsuru içerisinde her zaman hata veya tashih boyunduruğu altında bulunur. Şahsî davranışlarınız, günlük yaşayışınız ve kararlarınız ile her an bu iki sert duvar arasında gider gelirsiniz. Bir kimsenin kendini gene kendisine takdim ediş şekli çok önemlidir. Bu takdim, tam şekliyle ancak vicdanî bir tatbikatın içerisinde kendini gösterebilir. Bundan gayrisi ancak yanılmalar ile mümkün olur. Bu itibarla, geçen celsede ve bu celsede sual soran sizler, kendinizi kendinize takdim ederken ölçülerinizi çok açık, çok sade tutmak durumunda olmalısınız. Hiç bir problem, insanın kendindeki problemi halletmek kadar güçlük arz etmez. Dış ortamın problemleri gayet kaba, kolay ve rahat halledilebilecek problemler nevindendir. Fakat ferdin kendi kendisini altetmesi, en büyük probleminizdir. Bu hepinizce malûm bir husus. İşte bu yolda yapılacak her gayret, her metot, her terbiye nevi muhakkak ki salâhınız için birer tutamak, birer basamak şeklindedir. Yeter ki bu metot, bu terbiye nevi, ferdin nefsanî baskısı altında kalmayacak derecede faal olsun.’
Sözlük
Müstenit: Dayanan
Varit: Uygulanan
Tashih: Düzeltme

Başa Dön

Tekamül ve Sonsuzluk
Celse : 82
Tarih : 22.01.1966
Konu : Tekamül ve Sonsuzluk
SİZİN KAVRAMLARINIZ, ifade tarzlarınız, düşünüş şekliniz üç buut içerisinde caridir. Tekamül sonsuzdur. Fakat hiçbir zaman bu, tekamülün zamanla kaim olması demek değildir. Üç buudun dışında bulunan bir buut mevzuu bahis olduğu zaman, orada sizlerin anladığınız manada bir zaman akışı mevcut değildir. Birçok kereler söylenmiştir ki; birçok planlar, üç buut realitesinin dışında bulunan planlar, üç buudun bütün akışını bir ve aynı zamanda mütalaa edebilirler. Yani üç buudun dışındaki idrak ve ihata kabiliyeti, insanın ezel ve ebet gibi üç buut realitesine raci iki sınırın dışında gözükür. Tekamülü sonsuz derken, bunu zamanın sonsuzluğuna bağlayıp yeni bir neticeye ulaşmanız hatalıdır. Esasında varlık, zamanın sonsuzluğu hakkındaki bilgisini, tekamülünün sonsuzluğundan çıkarmaktadır, aksi işleyişle değil. Fakat, varlığın bu hali ancak ruhun öz cevheri içerisinde cereyan ettiğinden, -siz buna gayri şuur da diyebilirsiniz- yeryüzündeki şuur sathında buna ait hiçbir bilgi yoktur. Yani tekamülün sonsuzluğu hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Bu yüzden, hareket noktasını müşahedesine ve mantığına dayandırarak tespit etmekte ve böylece tekamülün sonsuzluğu hakkında bir karara varmaktadır. Halbuki hadise tamamen tersine cereyan eder. Dolayısıyla üç buut içerisinde bulunan ezel ve ebet, sonsuzluğu ifade etmez. Dördüncü buut ismini verdiğiniz, üç buuttan gayri bir buut içerisinde bulunan bir varlık için, zaman ve mekan zaruretleri yoktur. Şüphesiz bunu idrakiniz de mümkün değildir.
Sözlük:
cari: geçerli
kaim: ayakta duran, sürüp giden 
ihata: kapsama
raci: münasebeti, ilgisi olan::dokunan, dayanan 
satıh: yüzey
müşahede: gözlem

Başa Dön

İç Duygular ve Akıllıca Müşahede
Celse : 86
Tarih : 19.02.1966
Konu : İç Duygular ve Akıllıca Müşahede
İnsan üç türlü ana tesir altında bulunur. 
Birincisi :Kendi şahsiyeti. Ve bu şahsiyeti meydana getiren her türlü şuur hadisesi.
İkincisi :Muhiti
Üçüncüsü :Kendisi ile muhitinin muhassalası olan düşünce. 
Burada insana gerek birinci, gerek ikinci, gerekse üçüncü şartlar içerisinde devamlı olarak hulul eden bir ruhi tesir mevcuttur. Yani insanın, şahsiyetinin vücut bulmasında dış bir ruhi tesir, muhitin her türlü hadisesinde, gene dış bir ruhi tesir, nihayet kendi şahsiyeti ile muhitinin bir muhassalasından meydana gelen düşünce üzerinde, -bunu tahayyül de inzimam eder- yine bir ruhi dış tesir hulul etmektedir. Bu duruma göre sizler, nerede, hangi şartlar içerisinde bulunursanız bulununuz, bu üç kategorinin dahilindesinizdir. Ve yalnız, burada keşfedemeyeceğiniz büyük bir kanun, pek büyük bir kozmik ahenk cari bulunmaktadır. Bu da, hareketlerinizin düşüncelerinizle beraber, düşüncelerinizin tahayyülünüzle beraber, tahayyülünüzün ise, asıl iç duygularınızla beraber yürüyebilmesidir. Bu; yetişkin, mütekamil bir insanın vasıflarını gösterir. Halbuki tatbikatınız, saydığımız hususların kiminin noksan, kiminin fazla, kiminin işlenmiş, kiminin ham olmasıyla ortaya çıkmaktadır. Bir insanın hayat içerisinde başarılı olabilmesi, kendi şahsiyetinin bütününü teşkil eden unsurlarını tanıyabilmesine bağlıdır. Bunu tanımak birinci merhaledir. Tanımadan sonra bütün bu unsurların birbiri ile olan karşılaştırılmalarında, o unsurlardaki eksiklik ve fazlalıkları, birbirlerinin lehine ve aleyhine olan durumları, tashih etmekle giderilir. Şu durumda yeryüzünde bütün insanlık, içinde bulundukları mekanın ve tesir sahasının işleyiş mekanizmasını bilmemektedir. Ve bilmemekte de haklıdır. Öyleyse bir insanın yapabileceği en iyi iş, akıllıca müşahede ederek hareket etmesidir. Çünkü, bu kanalda hareket edildiği müddetçe, bu kanalla ilgili olan hadiseler karşısında yanılmamak daima mümkündür. Şu anda insanlık için açık ve seçik, hadisesini izah edebilecek bilgiler mevcut değildir. Öyleyse insan, akıl prensiplerinin icap ettirdiği şeyleri yapabilmeli, müşahedesini değerlendirmelidir. Ve ona her iki çalışışında da hizmet edecek olan iç sesini de duyabilmelidir. Yanılmak, sapmak, aldanmak insan içindir. Bunların hiç birini insandan gayri bir varlıkta göremezsiniz. Çünkü insan, iradesi ile hareket etmek durumunda olan bir varlıktır. İrade ile harekette yukarıda sayılan bütün ihtimaller vardır. Şimdi geçen hafta söylediğimiz ve bir hafta müddetçe yapmış olduğunuz müşahedelerinizden seçtiklerinizi okuyabilirsiniz. Yalnız burada arkadaş yaptığı müşahedesinin kendisine kazandırmış olduğu bilgiyi nakletmelidir. 
Sözlük :
muhassala: bileşke. 
hulul: konma, girme, gelip çatma. geçişme.
inzimam: bağlanma, katılma.
cari: akan, olagelen, yürürlükte olan
müşahede: gözlem

Başa Dön

Şuur Berraklığı ve Uyanıklık
Celse : 88
Tarih : 05.03.1966
Konu : Şuur Berraklığı ve Uyanıklık
‘Şunu demek istiyoruz ki: Bir varlık, hangi vasatta yaşarsa yaşasın -buradaki yaşamak tabiri tatbikat demektir- o vasatın imkan ve şartlarını kullanmak ve bilmek mecburiyetindedir. Bu imkan ve şartları kullanırken, önce kendi şahsiyetinin iktisabı olan kabiliyetlerinden, yeteneklerinden ve cehtinden istifade edecektir. Sonra o vasatın tabi olmuş olduğu bir İdare Mekanizması’nın, kendisine ve diğer hemcinsine temin etmiş olduğu yeni imkanlardan, yeni fırsatlardan ve tesirlerden yararlanacaktır. Şimdi bir şuur berraklığı ve uyanıklık elde edilebilmesi için, şuur berraklığı ve uyanıklığın ne olduğunu, nereden olabileceğini, hangi şartlara tabi olduğunu bellemek lazım. Bu birinci etaptır. İkinci etap, bir şuur temizliğinin ve vicdan asaletinin tatbikat ile ilgili olan kısmı, ancak varlığa kendi müktesebatı ve bunun daha üstünü olan dış yardımlar ile sağlanabilir. Zaten bütün beşeri tekamülde şu esas rol oynamıştır ki; fert, yaşayışı ile beraber hayatın kendisine vermek istediği psişik bir seviyeyi ve bu seviyenin pratiğini yapmakla mükelleftir. İkincisi, bütün bu mizanseni tanzim eden bir Yüksek İdare Mekanizması’nın, insanlara vermiş olduğu bilgilerin anlaşılmasıdır.’ 
Sözlük :
İktisap: Kazanma, edinme 
Müktesebat: Elde edilmiş bilgiler

Başa Dön

Olayların Dilini Anlamak
Celse : 90
Tarih : 19.03.1966
Konu : Olayların Dilini Anlamak
Fertte mevcut olan fehim, üstün bir şuurla birleştiği zaman, fehmin ve üstün şuurun tesiri altında bulunan saha hakkında bir ışıklanma meydana gelir. Fehim, ferdin hadise ve eşya üzerindeki tasarruf gücünün psişik safhasıdır. Henüz bu tasarruf fiilî bir tasarruf değildir. Psişik safhadaki tasarruf, üstün bir şuur Mekanizması’nın, tesiri altında bulundurduğu bir hadiseyi veyahut bir eşyayı aydınlatması neticesinde, varlığın kendinde bulunan fehim kudreti ile, bu aydınlık altındaki manayı ve bilgiyi alması bir idrak olur. Bir misal verelim: Tabiat içerisinde pek çok hadiseler vardır. Meselâ, bir deprem. Bu deprem üstün bir şuurun tasarrufu ile yeryüzü maddelerinde meydana getirilir. Maksadı, maddî gaye, maddenin evolüsyonu ile ilgili bir seleksiyon hariç tutulursa, psişik varlıkların muhtelif tesirlere tâbi olmasını ve bu tesirlerle âdeta nefes alıp, nefes vermesini temindir. Bu depreme sahne olan yer ve bu depremin tesir sahasında bulunan fert, her vakit bu hadisenin esas mana ve gayesini kavrayamıyor. Çünki fertte bulunan fehim, yani psişik tasarruf hâli, hadisenin mana ve maksadını muayyen buutlar içerisinde tayin edemeyecek kadar zayıftır. Bu yüzden, o hadise fert için idrak edilmeyen bir hadisedir. ışte böylece bütün insanlar, etraflarında olup biten her türlü hadiseyi, her türlü sözü, her türlü düşünceyi, ancak kendilerinde bulunan fehim ile anlayabilir, orada mündemiç tesirleri alabilir ve böylece o hadisenin diline vâkıf olarak, kâinat nizamındaki bir fonksiyonun sevkü idaresinin maksadını ve metodunu öğrenmeye çalışır. Bu ise muhakkak ki, ferdin gidiş istikametini gösterir.” 
Sözlük :
Fehim: Anlayış 
Mündemiç: Saklı

Başa Dön

Egoistlik
Celse : 91
Tarih : 26.03.1966
Konu : Egoistlik
SİZLER, o türlü bir tesir kanalından besleniyorsunuz ki, burada hiçbir zaman ve hiçbir mekânda bu kalitede ve bu şartlar içerisinde bulamayacağınız imkânlar dahilinde tatbikat yapıyorsunuz. Bu tatbikatınızda kendinizi denetlemesini çok iyi bilmelisiniz. Bu denetleme, her şeyden önce kendi içinize nüfuz edebilmek ve orada meknuz bulunan kıymetleri elinize alarak meşalenizin, yani vicdan ışığınızın daha fazla parıldamasını temin etmektir. Öyle bir tesir imkânı içerisinde bulunuyorsunuz ki, burada göstereceğiniz diğerkâmlık, dostluk, sevgi ve vicdan sesinin en ufak bir cehdi, büyük yankılar hâlinde sizlere kadar İlâhî bir teberru olarak gelecektir; gelir, gelmiştir. Kâinat içerisinde sizin tekâmülünüzle paralel olarak yeni yeni sikluslar ve yeni yeni prosedelere tâbi olan hiçbir varlık yoktur ki, putperest olmasın. Putperestlik, insan kalitesi ve buna mümasil kaliteler sahibi varlıklar arasında büyük bir prensiptir. Bu prensip egodan doğar. Egonun menşei, varlığın, kâinatı içerisinde alacağı vazifenin ehemmiyetini aşağı tesir tabakalarında tatbik etmesidir. Bir kimse ki, âtisinin bir kral olacağını bilir, fakat çocuktur. Krallığının icap ve şartlarını ve mesuliyetini, ancak çocukça şartlar içerisinde yerine getirecektir. Meselâ krallığının irade hâkimiyetini, çocukken kendisine bakanlar üzerinde kaprisler tarzında, direnmeler tarzında yerine getirecektir. Egoisttir. Fakat egoistliği, onun künhüne varamadığı bir bilgiden neşet etmektedir. İşte insanın egosu da, bu kaba misaldeki durumu andırır mahiyettedir. Onun için insanlar, kendi aralarındaki kendi egolarının sıralanışına göre bir sıralanış içerisinde kalmaktansa, ruhî parlaklık derecelerine göre bir sıralanış içerisinde kalmalıdır. 
Sözlük:
meknuz: saklanmış, gömülü 
teberru: bağış 
mümasil: benzeyen 
âti: gelecek 
künh: bir şeyin aslı, temeli

Başa Dön

Yeni Devir
Celse : 94
Tarih : 23.04.1966
Konu : Yeni Devir
‘Bütün dünya insanlığına şamil olmak üzere, insaniyetin şuur berraklığında yeni bir yoğunlaşma devresi yakındır. Bu yoğunlaşma devresi, bütün insanların imanı ile değil, herkesçe aynı derecede meselelerin hallinde gerekli düstur olan bilgiler kanalıyla açılacaktır. Bu bilgilerin başlıca gayesi, insanın, maddenin gayesidir. İnsan olarak tekamül etmekte bulunan ruhun, dünya şartları içerisinde elde etmesi gereken seviyeler ve bunların delilleri vardır. Böyle bir devre içerisine kolayca ve kuvvetli olarak dahil olabilmek için, hazırlıklı bulunmak şarttır. Bu hazırlık, insanın kendi nefsiyle mücadele etmesi, her mücadelenin bir karşılığı olarak, müspet bir karşılığı olarak ortaya çıkan, vicdan sesini tatbik etmesidir. Ancak, bütün şümulüyle sizleri baskısı altına alacak yeni bir devre içerisinde, geç kalınmış, intibak kabiliyeti zayıflamış, çürük kalınılmasın. Görünen şudur ki, insanların isnat ettiği sistemleri, prensipleri, moral dayanakları, onların hız alıp sıçramalarını temin edecek kadar kudretli değildir. Bu bir icaptır. Bu icap, yeni bir realitenin teşevvüşüdür. Yani bir insanın ayağının altında bulunan zeminin sağlam olması, her vakit onun hayrına değildir. Çürük bir zeminden, daha sağlam bir zemine geçebilmek cehtini ancak insan gösterir.’ 
Sözlük:
Şamil: Kaplayan, çevreleyen 
Şümul: Kapsam. İçine alma 
İsnat etmek: Dayandırmak

Başa Dön

Egoist İhtiyaçların Tatmini
Celse : 94
Tarih : 23.04.1966
Konu : Egoist İhtiyaçların Tatmini
Memleketinizin psikolojik ve moral seviyesi, günden güne gerilemekte ve buna paralel olarak, bütün fertlerin nefsanî seviyeleri gelişmekte ve yayılmaktadır. Halihazırda fertlerin şahsî nefis menfaatleri birbirlerinin karşısına dikilmiş ve bu şekilde cemiyetinizin maddî ve manevî dengesi temin edilmiş olmaktadır. Egoizmanın, kaba kuvvetin ve tevilciliğin tamamıyla yaygınlaşacağı günler uzak değildir. Bir bakıma, nefsaniyet realitesinin doygunlaşması ve bu kanaldan duyulan ihtiyaçların tatmini için, fertlerin daha da değişik ve yıpratıcı tarzda harekete geçmeleri zamanı da başlamıştır. Bütün hadiseleriniz, bütün zihnî faaliyetleriniz, ahlâka verdiğiniz değer ve ahlâkî tarifleriniz, manevî yaşayışınız, daima içinde bulunduğunuz nefsaniyet realitesinin tatmini nokta-i nazarından görülmektedir. Şüphesiz, daha bir üst realitenin icaplarını yerine getirebilmek için, daha geri bir realitenin bütün hakkını teslim etmek gereklidir. İşte böylece, bu genel prensibe istinaden denebiliyor ki, fert olarak sizlerin, behemehal nefsaniyetinizin istikametlerini tayin edip, onları kontrol altına alabilecek tedbirleri yerine getirmeniz lüzumludur. Bu tedbirlerin alınmasında en büyük yardımcı husus, insanların aynı şuur seviyesinde bulunabilmelerini temin edecek bir bilgiye kavuşmalarıdır. Bu bilgi iki kanaldan insana verilecek ve verilmektedir. Şöyle ki: Bunların birincisi, ferdin nefsaniyet tatbikatı içerisinde karşılaşmış olduğu olayların bir tasnifi ile meydana getireceği zarar ve ziyan tablosu. İkincisi, bu tablonun karşısında kendi iç sesi, yani vicdan sesinin hükmüdür.
Sözlük:
Tevil: Saptırma

Başa Dön

Açılan Kapılar 
Celse : 195
Tarih : 21.05.1966
Konu : Açılan Kapılar 
‘Her kapı vurulduğu zaman, iki şeyle karşı karşıya kalırsınız. Bu kapı ya açılır, ya açılmaz. Kapının açılıp açılmaması, bir meçhulün bilinip bilinmemesini gerektirir. Bu meçhul, kapının arkasındaki bir şahsiyet. Eğer kapıyı açacak olan, muhitinin ihtiyaçlarının ve şuurunun idrakine sahipse, kapıyı vuranın neci ve ne talep edebileceğini kestirebilen kimsedir. Şüphesiz, bir kapının açılışı, yeni bir hadisenin başlangıcı demektir. Bu hadise her şeyden evvel, kapıyı açan kimsenin ihtiyaçlarının ve arzularının bir yankısı olacaktır. İnsan, psişenin ve maddenin ayrı bir mekânda tatbikatta bulunmasından meydana gelmiş özel bir varlıktır. Yani o, ne psişedir, ne maddedir. Bu yüzden insan, her iki plânın deterministik bağıntıları içerisinde hareket etmek kaderiyle yüklüdür. Kapıyı açacak olan insan, karşısında gene kendisine benzer, kendinden bir şey bulacağını ümit eder. Bazen sadece kapının açılışı bir şey ifade eder. İnsan kapıyı açabilecek iradeye ve kudrete maliktir, fakat açılan kapıdan kendisine doğru akacak olan hadise ve tesirlerin nevini, vasıflarını tayin edecek kudret ve idrakte de

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru