18.06.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
DR.MASARU EMOTODAN SU ÜZERİNE MESAJLARI  
Dr. Masaru Emoto'dan Su Üzerine Mesajları 

Son zamanlardaki ciddi doğal afetlere karşılık olarak kalplerimizi birleştirelim. 

30 yıl önce, bazılarınız Apollo 13’ün üç astronotunun mucizevi kurtuluşunu hatırlayabilir. Bir çok insanın eve dönüşün imkansız olduğunu söylemesine rağmen, bu astronotlar neden hayatta kalabildiler. O zaman 30 yaşında idim ve neden olduğunu anlamamıştım. Ama, şimdi suyun, titreşimin ve rezonansın bilgeliğini edindiğim için, anlıyorum. 

O zaman, tüm dünyadaki insanlar birlik içinde, bu astronotların güvenliği için dua ettiler. Su ile 20 yıllık araştırmam boyunca, insanların dualarındaki, düşüncelerindeki ve sözlerindeki muazzam gücün varlığını öğrendim. Einstein’ın E = MC2 denkleminin yardımı ile, şimdi Apollo 13’ün mucizevi kurtuluşunu açıklayabilirim. 

25 Temmuz 1999’da, saat 4:30 am’de, sözlerin gücünün tecrübe edilmesini yönetmek için 350 insan Japonya’nın en büyük gölünün kıyısında toplandılar. Bu deney Dr. Nobuo Shiova tarafından yönetildi, Dr. Nobuo Shiova bu yıl 103 yaşına girdi. Orada, aşağıdaki sözleri tekrarladık : 

Büyük Deklarasyon 

Evren’in sonsuz gücü, gerçek ve büyük uyuma sahip bir dünya yaratmak için kendisini topladı. 

Bir ay sonra, yerel bir gazete gölde büyük bir değişimi bildirdi. İşte makale : 

27 Ağustos 1999’da Kyoto gazetesinin haber makalesi, dua edildikten bir ay sonra 

Daha önce her yıl gölün yüzeyini kaplayacak kadar olağanüstü şekilde büyüyen yabancı aquatik alg (yosun) türleri, [Kokanadamo], bu yıl Biwa Gölünün yüzeyinde görülmedi. Ayrıca bölgede oturanlardan kötü koku ile ilgili çok az şikayet geldi. Toplanan alg miktarı da çok azdır. 

Göldeki görevli, “alg’ın anormal büyümesinin olmaması çok iyi. Ancak, bunun iyi bir şey olup olmadığını merak ediyorum, çünkü bunların nedenini bilmiyoruz” diyor. 

Orijinal olarak E = MC2 formülündeki M = kütle ve C = ışık hızı. Ancak, bunun gerçekte M= İnsan sayısı ve C = Bilinçlilik olduğuna inanıyorum. Şimdi, bu formülü kullanarak, göldeki fenomen aşağıdaki gibi açıklanabilir : 

Burada, M = 350, Tüm Japonya’dan toplanan insan sayısı ve C = her bir insanın saf duasının enerjisi. Çalışmayı yöneten Dr. Shiova’ya herkes saygı duyduğu için, herkes duanın bu güçlü saflığını verebildi. Onların saf dua sözcükleri dış uzaya ulaştı ve 300,000 Hz frekans ile rezonansa girdi ve göle tekrar geri yansıdı. Göldeki bu ultrasonik dalga, göldeki suyun arınmasına yardım etti. Ultrasonik dalganın suyu neden arıtabildiğinin açıklaması aşağıdaki gazete makalesinden anlaşılabilir : 

Sankei Gazetesinde, 16 Nisan 2000 de yayınlanan makale 

Osaka Municipal Üniversitesi, Teknoloji Fakültesindeki Prof. Yasuaki Maeda (çevre kimyacısı), ultrasonik sesleri kullanarak suda çözünen dioksin ve PCB gibi organik klor bileşenlerinin toksik materyallerini ayrıştırmak için bir yöntem geliştirdi. 

Suda çok küçük kabarcıklar üretmek için suya 200 Hz ultrasonik ses uygulandığında, kabarcıklar kimyasalları absorbluyor ve ayrıca onlar patladığında, onları bir arada ayrıştırıyor. 

Öyleyse, Apollo 13 vakasında, dünyadaki insanlar ilk kez bir araya geliyordu ve astronotların güvenliği için dua ettiler. Bundan dolayı, astronotlar için edilen saf duaları ile çok sayıdaki insan tarafından yaratılan yoğun enerji dış uzayın su moleküllerine ulaştı ve onların rehberlik yapan pilotları (rehberleri) olarak rol oynadı. Şimdi, bu su moleküllerini pilotlar olarak anlamak burada uygundur, çünkü pilot sözcüğü orijinal olarak suyun rehberleri anlamına gelir. 

Kollektif bilinçliliğin gücü ile birlikte sözcüklerin büyük gücünü anlayabildiğimiz zaman, doğal afetler tarafından yapılan tahribatın genişlemesini önlemek için bir yol bulabiliriz. 

Tüm doğal afetlerin, enerjide dengesizlikler olduğu zaman gerçekleştiğini düşünüyorum. Ve enerji titreşimdir ve bu titreşimin kaynağı Hado olarak adlandırdığım şeydir. İnsanların bilinçliliğinin bu Hado ile direkt bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı, son zamanlardaki doğal felaketler insanların bilinçliliğindeki dengesizliklerin sonucu olabilir. 

Barış ve uyum dileyen o insanlar birlik içinde bir araya geldiği ve bir arada konuştuğu zaman, dünyanın dengesini tekrar kazanacağına inanıyorum. 

Şimdi, özellikle Pakistan’daki depremin ve Wilma kasırgasının tahribatı için, dünyada huzur isteyenlerimiz bir araya gelelim ve sözcüklerin gücünü yaratalım. Uykuya dalmadan önce bir hafta süreyle aşağıdaki sözleri tekrarlayalım. 

Yetişkinler için : 

Evren’in sonsuz gücü, gerçek ve büyük uyuma sahip bir dünya yaratmak için kendisini topladı. 

Çocuklar için, su, dünyanın enerjisinin dengesini tekrar kazanmaya yardımcı olabilecek titreşimi taşıyabilen tek madde olduğu için, çocukların saf kalpleri ve zihinleri ile aşağıdakileri söylemelerini istiyorum : 

Su, seni seviyoruz, 

Su, sana teşekkür ediyoruz, 

Su, sana saygı duyuyoruz

Sevgi ile ve teşekkürler, 

Masaru Emoto 

http://www.hado.net/urgentmessage.html


Masaru Emoto’dan Mesaj (7 Eylül 2005)
Suyun Hafızası ve Ses ile Hislerin Suya Etkisi

SUYUN HAFIZASI VAR


Fransız bilim adamı Dr. Jacques Benveniste, araştırmalarda DNA hücrelerinin belli bir frekansta foton (ışık) yaydığını, farklı hücrelerin farklı frekansta titreştiğini, farklı titreşimdeki iki hücre yan yana geldiğinde yeni bir frekans oluşturup birlikte bu frekansta titreşmeye başladıklarını ve elektro manyetik dalgalar ile bir çağlayan yaratıp ışık hızında yolculuk ettiğini keşfetmiş. 1980'lerde başlattığı çalışmalarında suyun hafızası olduğunu anlamış. Suya bir madde ekleyerek bunu 1 milyon kez sulandırmış ve özel bir alet ile aşırı hızda karıştırarak o maddenin yok olacağını tahmin etmiş ama hala maddenin suda mevcut olduğunu görünce deneylere defalarca milyonlarca kez daha sulandırarak devam etmiş. Ancak ne kadar sulandırsa da suyun içine en başta eklenmiş olan maddenin yok olmadığını tespit etmiş. O zaman suyun yüklenen maddeyi bir şekilde hafızaya kaydettiğini anlamış. Bir başka deneyinde suya bir zehir yerine sadece zehirin frekansını yüklemiş ve aynen zehirin kendisi eklenmiş gibi içine koyulan sinekleri öldürdüğünü tespit etmiş.

Benvenistenin araştırmalarını şüphe ile karşılayan Queens Belfast üniversitesi Profesörü Madeleine Ennis Avrupa ülkelerinde yelpazelenen bir araştırma grubuna katılmış. Fransa, İtalya, Belçika ve Hollanda'dan oluşan ekip Profesör M. Roberfroid tarafından koordine edilmiş. Belçika Katolik Üniversitesinde, Benvenistenin kullandığı orijinal deneyin daha rafine edilmişini kullanarak, yapılan uygulamayla ilgili her dört laboratuardaki bilim adamları deney solüsyonlarının içinde ne olduğunu bilmeden çalışmışlar. Hatta tüplerin bazılarında sadece saf su varmış. Tüm deney bağımsız bir bilim adamı tarafından koordine ediliyormuş. Bu kişi tüm solüsyonları kodluyor ve bilgiyi topluyormuş ama deneylerde bil-fiil çalışmıyormuş, bu yüzden yalan ve dolana yer kalmamış. Yapılan tüm deneyler Benveniste'nin sonuçlarını desteklemiş. Benveniste buna karşılık "12 sene önceye, bizim başladığımız noktaya gittiler" demiş. Benveniste ayrıca "Biyokimyevi maddelerin yaydığı sinyal kaydedilip internet aracılığı ile dünyaya yayılabilir ve bu sinyal biyolojik hücreleri sanki gerçekte o madde varmış gibi etkileyip değişim yaratır" demiş.

Unutmayalım ki; insan bedeninin %85'i sudur. Düşüncelerimiz ve konuştuklarımız bedenimizdeki suya kaydedilir ve o kalitede yaşarız. Şeklimizi, sağlığımızı ve hayatımızı biz oluştururuz. Yaşam muhteşem bir enerjisel danstır, frekansların uyumu, birleşmesi, çatışması, iç içe geçmesi, aşağı-yukarı, sağa-sola, zıt yönlere dalgalanmasının dansı.

Masaru Emoto:

"İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR.
"

Yaratıcı Japon bilim adamı Emoto'nun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır. Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır.
Bay Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesi olan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta.

Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ile su borularında, depolarda bekletilen durgun su damıtılmış olsa bile kesin olarak şekilsel bozukluk ve rast gele oluşmuş kristal şekiller oluşturuyor.

Fotoğraflardaki dondurulmuş sulara, dondurulmadan önce ya sözel olarak veya şişenin üstüne yazılarak resimlerin altında yazılı kelimeler yüklenilmiş. Su, kelimelerin enerjisini kopyalıyor ve görüntü olarak şaşırtıcı bir şekilde kelimenin manasını yansıtıyor. Kelimelerin enerjisel frekansları suyun moleküler yapısını değiştiriyor. Yapılan araştırmada ayrıca suya müzik çalınmış, film de oynatılmış. Örnek fotoğraflarda kelimelerin ve müziğin etkisini görebiliyorsunuz. Film oynatıldığında korku filmlerinin, şiddet içeren filmlerin kötü bir etkisi olup, şekil bozuklukları yarattığı görülmüş. (Bu yüzden sizlere bu tarz filmleri hiç seyretmemenizi veya mümkünse hiç olmazsa hemen uykudan önce seyretmemenizi tavsiye ederim. Uykudan hemen önce yapılan şeyler bilinçaltına daha çabuk yerleşir ve etkiler.) 

Su hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var olabiliyoruz. Sizin gün içinde düşündüğünüz ve söylediğiniz her şey tüm hücrelerinizi etkiler, çünkü bedeninizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır. Dolayısı ile siz bir bakıma düşündüğünüz ve konuştuğunuz şeyler olursunuz, bedeninizi de etkilersiniz. "Ben hep hasta olurum." dediğinizde içinizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir. "Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim" cümlesi yüklenilmiş olan suyun fotoğrafına bakınız. Düşündüklerinizin ve konuştuklarınızın kalitesinde yaşarsınız. Tüm hayatınız ve sağlığınız hücrelerinizde var olan, atalarınızdan aktarılan ve kendi geçmişinizden gelen bedeninizdeki sudaki bilgilerin kaydıdır.



Hislerin,sözlerin SU'ya yansıması. Su kristalleri ve Su'daki mucize

Derleyen:Uğur ÖCAL

9 Ekim 2005 tarihli Hürriyet gazetesinin Bursa ekinde okuduğum bir makalede, Japon bir bilim adamının yaptığı çok ilginç bir araştırma sonucundan bahsediyordu. Burada SU ya söylediğiniz kelimelerden etkilenen su moleküllerinden sözediliyordu.

Hemen not aldım ve araştırmaya başladım. Ulaştığım web sayfalarında Dr.Masaru EMOTO suya "Love and Thanks" "sevgi ve şükran" hislerini gönderiyor ve su kristallerini inceliyor ve bunları fotoğraflıyordu. Aynı Şekilde suya "nefret" hislerini yönlendiriyor ve onları da fotoğraflıyordu. Bu benim hayatımda duyduğum en güzel bilgilerden birisiydi.

Aşağıda gördüğünüz fotoğraflar bu şekilde çekilmiş fotoğraflardır.
SU ya Sevgi ve Şükran hislerinizle baktığınızda, söylediğinizde oluşan su kristallerinin şekli, sağdaki ise kaotik yapı ise, nefret hisleriyle oluşan su kristallerinin şekli görülmekte. Burada SU ya "Beni hasta ediyorsun, Seni öldüreceğim" cümleleri söylenmiş.

 
Solda seni öldüreceğim kelimesi söylenmiş su sağda ise şükran ve sevgi hisleri yüklenmiş su


Aşağıdaki resimlerde ise Fujiwara barajından alınmış suyun "dua edilmeden önceki" hali solda, ve üzerine "dua edildikten sonraki" hali sağ taraftaki resimle verilmiş



Soldaki resim dua edilmeden önce sağdaki resim ise dua edildikten sonra su kristalinin şekli gözüküyor.



Benzer şekilde soldakii resimlerde de dinletilen müziklerden sonra arıtılmış sudaki kristal değişimi görülmekte. Soldaki resimde "KLASİK MÜZİK" dinletilmiş bir su, sağdaki resimde ise "HEAVY METAL" müzik dinletilen bir su kristali görülüyor.



soldaki fotoğraflarda ise arıtılmış suya Japonca "RUH / CAN" (soul) kelimeleri söylenmiş bir su kristali, sağdaki ise Japonca "ŞEYTAN" (demon) kelimesinin karşılığının söylendiği durumdaki bir su kristali .

Daha çeşitli fotoğraflara ve ek bilgilere, deneylerin nasıl icra edildiklerineHadolife , OpenDNS , OFFICE MASARU EMOTO adreslerinden erişebilirsiniz...

Ayrıca sitelerdeki bir kaç makaleyi okuduğumda, arada bir düzenledikleri toplu dua törenlerinde "CHI" adını verdikleri enerji ile gökyüzünde bulut oluşturabildiklerini görmüşler. Dr.EMOTO bu konuyu eski topluluklardaki, bizim köylerimizde halen var olan "YAĞMUR DUALARI" ile ilişkilendirmiş.

Örneğin bu dua törenlerinde su yüzeyi bozuk olan,hafif dalgalı nehir sularının dua törenlerinden sonra dupduru bir hal aldığını fotoğraflamışlar. Suya gösterilen resimlerin, yazıların bile etkileri incelenmiş.


Şu sitede seromanilerden önceki ve sonra resimleri bulabilirsiniz:
http://www.thank-water.net/english/j...03/crystal.htm

Bazı insanlar bu bilgileri öğrendikten sonra "NE yani şimdi de suyla mı konuşacağız" diyorlar ve olayı çok basite indirgeyip farkında olmadan kendilerini "bu güzel bilgi nimetinin" zihnel açılımlarından uzaklaştırıyorlar.
Farkında mısınız?

Su, insan hayatındaki belkide en önemli gereksinim, ayrıca VÜCUDUMUZUN %70 inin SU dan ibaret olduğunu da biliyoruz. Güzel sözler söyleyip güzel sözler dinlemek insanda eminim başka açılımlar yaratıyor. Kelimelerin insanın biyolojik bedenine tesirleri var. Bana öyle laflar etti ki "vücut kimyam değişti" diyoruz ya bazen, işte bu konuda bununla ne kadar ilişkili değil mi?

İslami Bakış Açısı;

İslamiyet inancımızda da güzel söz söylemek çok önemli.
Yunus demiş ya hani,
SÖZ ola "KESE SAVAŞI", SÖZ ola "KESTİRE başı", SÖZ ola "AGULU AŞI", "YAĞ ile BAL" ide bir SÖZ

Hz.Musa ya ALLAH, Firavuna hitabında yumuşak sözle hitap etmesini öğütlüyor. 

Biz müslümanlar elimize aldığımız her NİMETE sükür ile bakarız, suyu içerken güzelliğini düşünürüz, önümüze gelen yemeğe ne olursa olsun nimet gözü ile bakar ALLAH'a şükrederiz. Sabah elimizi yüzümüzü yıkarken suyun güzelliğine ve varlığına şükrederiz. Her işimizde BESMELE OKURUZ. "Bu işi ALLAH adı ile ve "O ' nun adına" yapıyorum", deriz. İşlerimize güzel hislerle başlarız.
Evdeki çiçeklerimizle güzel güzel konuşuruz. Çiçek büyütenler çiçeklerle güzel sohbetin farkını bilirler. Kuzuları,koyunları, tavukları, ördekleri olanlarda o canlıların sevildikçe daha bir farklılaştıklarını bilirler. Köpekleri olanlar bilirler ki köpek insanın bakışındaki hisleri bile algılar.

Türklerde Şifa;

Türkler eskiden beri hastalarını güzel müziklerle tedavi etmişlerdir.Avrupa hasta olan insanı bunun içinde ŞEYTAN var diyip sopalarla şeytan çıkarmaya çalıştığı zamanlarda, Osmanlı kurduğu Şifahanelerde hastaları güzel sözlerle,şifalı terkiplerle tedavi etmiş, güzel müzikler ve su sesleri ile insanların ruhlarına hitap etmiştir. Amasya darüşşifası bu konunun ilk uygulayıcılarından sayılır,1309 yılında yapımı bitmiş,http://www.amasya.gov.tr/http/bimarhane.asp adresinden bu darüşşifa incelenebilir.

Halen bu tedavi müzikleri yaşatan,insanlara seminerlerde anlatan ve malesef yine AVRUPA da daha çok ilgi gören bir topluluk var günümüzde. Tümata: Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu adresinden hangi Türk musikisi makamının hangi hastalıklarda faydalı olduğunu öğrenebilirsiniz.Bu müzikler Tıp bilimine yardımcı bir alan olarak yurtdışında kullanılıyor. Şimdilerde ise TÜMATA grubu "DAHİ BEBEK" projesini başlatmış ve bebeklere dinletilmesi gereken müzikleri insanlara öğütlüyor.

İnsanlar görmedikleri şeylere inanmamaya meyillidirler , elbetteki zamanla insanın algılayamadığı ama gerçekte var olan ve teknoloji geliştikçe algılanabilecek olan unsurları belki ömrümüz yeterse görebileceğiz. "Ne yani etrafımızda dolaşan algılayamadığımız unsurlar mı var,güleyim bari " diyenler için bu. Eğer bir radyonuz olsaydı çevrenizde yayın yapan radyoları dinleyebilirsiniz, onu da görmüyorsunuz ama inanıyorsunuz çünkü algılayabilecek araçlarınız var. Gözünüz mikropları görmüyor ama elektron mikroskopları bu bilgiyi size verebiliyor. Radar aygıtları göremediğiniz mesafelerdeki cisimlerden size haber veriyor. Bu bilgiler ne kadar 5 duyunuza yaklaştırılırsa o kadar inandırıcı oluyor. Marlo Morgan ın, "Bir Çift Yürek" kitabındaki Aborjinlerin telepati yoluyla birbirleriyle haberleşmesi, belki bir cihazla henüz tespit edilmediği için inandırıcı olmayabilir, fakat var mı derseniz evet var. Bizler "Kalpten Kalbe yol vardır" 'a da inanırız. Bazen arzuladığımız bir insanla yolda karşılaşırız. Tam bir insanı düşünürken telefonumuz çalar. Birini aradığımızda "gönlümden sen geçiyordun" der bazen bize.

MAYIS ayında açıklanan bir projede, bir fen lisesi öğrencisi olan Nur KIPÇAK, NAZAR(göz değmesi-bakış) 'ın varlığını ve etkiliği yaptığı bilimsel çalışmayla ispat etti. Bu öğrenci için "Maşallah" dedi okuyanlar. "inşallah iyi bir ilim insanı olur" niyeti hepimizin gönlümüzden geçti. Seçtiği konu ise insanlık için daha önemliydi belki. Bu konunun ayrıntılarına *********adresinden ve diğer başka adreslerden ulaşabilirsiniz.
Geçmişimizden gelen ve şimdiki insanların bağnaz adetler dediği, çoğu şeyin mantığının var olduğu zamanla ortaya çıkarılıyor.
Daha nice güzellikler görmek dileğiyle
SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru