23.06.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
REENKARNASYON İLE İLGİLİ BAZI SOMUT FENOMENLER  

REENKARNASYON İLE İLGİLİ BAZI SOMUT FENOMENLER


İPNOTİK DENEMELER

Tekrardoğuşun bilimsel olarak incelenmesinde başvurulan yollardan biri ipnoz yöntemi uygulanmasıdır; kişi, değişik ipnoz hallerine sokularak geçmiş yaşamları ile ilgili bilgiler alınmaktadır.

Hafif ipnoz haline sokularak yapılan denemelerde -regrasyon denemeleri- kişi, geçmiş yaşamını bir anısını anımsar gibi hatırlar, anlatır.

Daha ileri ipnoz haline sokularak yapılan denemelerde -ekminezi denemeleri- kişi, daha değişik tezahürler sergiler. Hangi yaşamına getirilmişse o yaşamındaki kişiliğine bürünür; o yaşamındaki dili, lehçeyi konuştuğu olur. O yaşamındaki bebekliğine döndürülmüşse, o bebekliği yansıtacak davranışlar gösterir; örneğin Babinski Refleksi pozitif sonuçlanır -ayak tabanı kazındığında ayak parmaklarının bükülmesi ki bu tepki sadece bebeklik döneminde verilir-

Bu klinik çalışmalardan sonra, sujenin önceki yaşamlarına ait verdiği bilgilerin doğruluğu araştırılır. Verilen zaman ve mekanda böyle bir kişinin yaşadığına dair arşiv kayıtlarına ulaşılmaya çalışılır ve bu kayıtlarla desteklenerek araştırma sonuçlandırılır.

İpnoza sokularak alınan bilgiler sujenin önceki yaşamlarına ait olmayabilir. Zira, ipnoz altında, ruhsal enerjinin beden mekanizmasıyla irtibatında bir gevşeme hali meydana gelir. Bu durumda başka bir ruhsal enerji beden mekanizmasına etki edebilir,onu yönlendirebilir.

Böyle bir etki altında, telkin altında kalan suje verilen tesirler, telkinler doğrultusunda imajinatif faaliyete girebilir. Dolayısıyla, sujenin kendi "geçmiş yaşamı" diye anlattığı şeylerin, sujeyi tesir altına alan varlığın şuur alanından kaynaklanması mümkündür.

Bu gibi faktörlerin devreye karışması sonucunda yanlış bilgilenme tehlikesi var olmasına karşın, ekminezi denemeleri bize geçmiş yaşamlarla ilgili bilgileri bilimsel şekilde veren en yetkin metottur.

İpnozun metot olarak kullanılışı sırasında gördüğü işlev şudur.

Bilindiği gibi; geçmiş yaşamlarımıza ait tecrübeler, veriler şuur alanımızda -auramızda- tasnif edilerek kayıtlanmışlardır. İpnoz altında, ruh-beden gevşemesi sırasında nispeten serbest kalan psişik yapılanmamız verilen tesirler/telkinler doğrultusunda auradaki kayıtlı verilere nüfuz etmekte, oradaki geçmişe ait bilgileri açığa çıkarabilmektedir.

*

ŞİMDİKİ YAŞAMLARINDA GEÇMİŞ YAŞAMLARINI HATIRLAYANLAR

Bazı kişiler, ıpnoz veya buna parelel trans hallerine girmeden de geçmiş yaşamlarını hatırlamaktadırlar. Bu hususta çocuklar ilginç örnekler sergilemektedirler. Üç veya dört yaş dönemlerinde en canlı, en baskın hatırlama halleri yaşanmaktadır ki, çocuk, halihazırdaki kişiliği dışında, önceki yaşamındaki kişiliğine bürünmektedir, o kişiliğin özelliklerini yansıtmaktadır.

Geçmiş yaşamların böyle doğal şekilde hatırlanması her coğrafyada istisnai olarak ortaya çıkmasına rağmen yoğun şekilde ortaya çıkması belirli coğrafyalarda gözlenmektedir; örneğin Türkiye'de Hatay-Çukurova yöresi olgunun yoğun yaşandığı yerdir.

Olgunun niçin belirli yörelerde ortaya çıktığını sorgulamak bize yeni bilgiler getirebilir. Halihazırda ileri sürülen gerekçeler ikna edicilikten uzaktır.

Geçmiş yaşamların doğal şekilde hatırlanması olgusunun özellikle çocuklarda ortaya çıkmasının anlaşılır sebepleri vardır. Çocukluk döneminde fizik planla olan tesir alış verişi henüz yoğunluk kazanmamıştır. Psişik yapı fizik tesirlerin "anaforuna" henüz gömülmüş değildir. Ruhsal enerji, beden mekanizmasını istediği gibi çekip çevirebilmekte, psişik yapıya gönderdiği empulslarına cevap alabilmektedir.

Kişiliği henüz oluşmamıştır, tam oluşma aşamasındadır. Bu aşamada eski kişiliğin devreye girmesi, sahne alması makuldür. Spatyoma ait değerler henüz tazeliğini korumaktadır. Vizyon duru, maddenin suptil yönlerini temaşa edecek kadar etkindir. -çocukların "cüce varlıklarla" "oyun arkadaşlikları", bebeklerin hareketli tv.sahnelerine karşı duyarlıkları, ilgileri veya gözlerini boşluğa dikerek gülücükler saçmaları vb.tezahürler bu çerçevede, astral tesirlerin elan canlılığını südürüyor olduğu düşünülebilir-

*

"HARİKA ÇOCUKLAR"

İnsanların en çok ilgisini çeken, merakını uyandıran konulardan biri de, bazı çocukların belirli dallarda niçin olağanüstü yetenekli oluşlarıdır. Normal şartlarda 1,5 yaşında yürümeyi,2 yaçında sözcükleri söylemeyi öğrenmenin dışında bir yetenek sergilenmeyen bir çocukluk sürecinin karşısında, bu yaşlarda pek büyük işler becerebilen bazı çocukların bulunması herkesi şaşırtmaktadır. Örneğin, şu yaşlarda şu işlerin nasıl yapılabildiğine tatmin edici bir cevap verilememektedir:

Henri de Henneke, doğuşundan bir hafta sonra konuşmuştur; iki yaşına girdiğinde üç dil konuşuyordu. Astronom Caurs, üç yaşında matematik problemlerini çözüyordu. Mozart üç yaşında piano çalmaya başlamış, dört yaşında konser vermiş, altı yaşında opera bestelemiştir. Ressam Van de Kefkhore 11 yaşında öldüğü zaman, çoğu müzelere girecek 350 tablonun sahibiydi...Her dalda bu örnekler verilebilir.

"Harika çocuklar" tanımlaması altında bir giz perdesine sarıp sarmalanan bu çocukların,bu "harikalığı" nasıl sergilediklerine çeşitli"loji"ler bir cevap bulamamaktadırlar. Bu da normaldir, zira,; bize maddenin kabiliyetlerini tanıtan halihazırda bulup çıkardığımız fizik/kozmik kanunlar bu olguları anlamada/keşfetmede yetersiz kalmaktadır. Olayın esası, ruhsal enerjinin kozmik kanunları tasarruf etme meselesidir. Tasarruf edilen kozmik kanunlar keşfedilemedği için olay giz perdesi altında kalmaktadır.

Olgu, ruhsal enerjinin bir tasarrufudur ve spatyom/ahiret bağlantılıdır. Önceki bölümde çocuklar için söylenen işleyiş bu "harika çocuklar" için de söz konusudur; yalnız burada, ruhsal enerji, belli bir yetenek/meleke üzerine odaklanmış, o yetenek tezahür ettirilmiştir.

*

FOBİLER

Geçmiş hayatlarımızın bizde bıraktığı izlerden biri de bazı korkularımızdır.Bunlar herhangi bir temele,uyarana dayanmayan korkulardır.Daha doğrusu şöyle demek daha yerinde olur: Korku duyduğumuz konu ile ilgili bir olayı, bir tehlikeyi, bir uyaranı bu hayatımızda hiç yaşamadığımız halde, böyle bir korkunun bizde yer edinmiş olmasıdır.

Bu tesbitten yola çıkılarak; mevcut korkunun geçmiş hayatlarda yaşanan bir olay, bir tehlike, bir uyaran neticesinde oluştuğu sonucuna varılmaktadır.Yapılan ekminezi çalışmaları ve diğer belgelendirmelerle olgu doğrulanmaktadır.

Olguyu şöyle bir örnekle daha anlaşılır kılalım: Kişi hayatında ilk defa tren gördüğü halde trenden korkmaktadır: Kişi ipnoza alındığında geçmiş yaşamlarından birinde tren altında kalarak öldüğünü anımsar.Bu olay onun ruhsal yapısına derin hatlarla kazınmış olduğu için, tren uyaranını gördüğü zaman şuur alanındaki o olay ile ilgili veri, o veriye ait vibrasyonel etkinlik hemen devreye giriyor ve bu çağrışım kişide tren korkusu olarak tezahür ediyor.

Çok çeşitli fobiler vardır ve ipnotik terapilerle fobiler tedavi edilebilmektedir.

*

DEJAVÜ

Literatüre bu sözcükle geçmiş bu fenomen de, geçmiş hayatlarımızın bazı anılarını bu hayatımıza taşıyan bir esintidir (esinlenme). Türkçe karşılığı,"daha önce görmüştüm" dür.

Çeşitli dejavü esinlenmeleri vardır; en çok tezahür etmiş olanı “mekan dejavüleri”dir.

Bu hayatımızda daha önce hiç gidip görmediğimiz bir yöreye seyahatimiz sırasında, o yörenin bize pek de yabancı olmadığını hissederiz. O yörenin bazı yerlerini dolaştıkça tanışıklığımız daha da artar; şu sokak, şu camii, şu kilise bize çok aşina gelmekedir; fakat bir eksiklik vardır, gözlerimiz o eksikliği arar durur. O yörenin yıllar önceki halini gösterir bir envanterle karşılaşınca aradığımızı buluruz: Evet, eksik olan meydandaki çınar ağacıdır; şimdi imaj tablomuz tamamlanmıştır.

Bu tür sahneleri çok kişi yaşamıştır. Kişiyi çepeçevre saran bir özel duygusal hal içerisine girmek, bu fenomenin belirtisidir. Bu özel duygusal hal, daha önce o mekanda yaşanan tesir sirkülasyonuna ait şuur alanına kopyalanmış verilere çağrışım yaptırmakla yaşanan bir hal olsa gerektir.

*

İLK DEFA KARŞILAŞILAN BİRİNE SEMPATİ ANTİPATİ DUYULMASI

Bu olgu da dejavü olgusuna benzer özellikler taşır. Daha önce hiç görmediğimiz, tanımadığımız birine karşı görür görmez sempati veya antipati duyuyoruzdur. Fakat bu duygu, kişisel değer yargılarına göre oluşmuş bir duygu değildir; zira bu değer yargılarının oluşmasına zemin hazırlayacak bir ilişki süreci bu hayatımızda hiç yaşanmamıştır. Bu açıdan, duyulan sempati veya antipatinin bu hayatımızdan kaynaklanan maddi-mantıksal bir temeli yoktur. Sıradan bir sempati veya antipati duygusu da değildir bu. "Cezbe" haliyle ifade edilebilecek bir sempati veya antipati halidir söz könusu olan. Bizi onunla tanışmaya can attıracak kadar çekici, bizi onun bulunduğu ortamdan bir an önce uzaklaşmaya sevk edecek kadar itici bir sempati veya antipati hali..

Daha önceki yaşamlarında ortak deneyimler geçirmiş kişilerin, bu deneyimlerin şuur alanlarında yapılanma derecelerine göre, şuur alanlarındaki etkinlik derecelerine göre bu hayatlarında birbirlerine sempati veya antipati duyacakları düşünülebilir.

Bu hal içerisinde olan kişiler ipnotik metotla geçmiş yaşamlarına döndürüldüklerinde birbirlerini tanıdıkları veya ortak deneyim alanı içerisinde yaşadıkları belirlenebiliyor.

*

BEDENDE BULUNAN İZLER

Geçmiş hayatlarımızı bize tanıtan en somut, en gözle görülür belirtiler "ben"lerimizdir."Ben" derken ego anlamında bir "ben"den sözetmiyoruz. ,

Bedenimizin çeşitli yerlerine yerleşivermiş, kimi mercimek tanesi, kimi kestane büyüklüğünde kahverengi, siyah sevimli izlerden, işaretlerden bahsediyoruz. O işarete o ismi kim vermişse tam yerli yerine oturtmuş; hayatın içine “cuk” oturtmuş. Onlar kelimenin gerçek anlamıyla ben'dir; yani, ben'e, ego/nefs'e aittir. Varlığın/nefs'in önceki yaşamlarına ait bir önemli dönemecinin, muhasebesini etraflıca gözden geçirdiği bir realitesinin bedene işlenmiş kod'larıdır onlar.

Dikkat edilirse belirli bölgelere yerleşmişlerdir/yerleştirilmişlerdir. Aklımıza gelen,"bu işaretlere niçin böyle özel yerler tahsis edilmiş" sorusuna tatmin edici bir cevap bulamıyoruz. Bu konuda en mantıki yaklaşım,şakralarla bire bir ilişkilerinin olabileceği düşünülebilir.Boyun bölgesi,yüz/alın bölgesi ve kafa tepe bölgesindeki "ben"lerin o bölge şakralarının çalışmasıyla bir ilgisi olabilir. Yani, geçmiş yaşamlardan birinde, o şakraların menfi yada müsbet yönde tasarruf edilmiş olması böyle bir kodlanmanın hamili olabilir.

Bu işaretlerden başka bedenimizde,doğuştan gelen veya daha sonra beliren işaretler de vardır.Bu izlerin ne anlam ifade ettiğiTevrat metninin Levililer Bap 13,14,15 bölümünde etraflıca ama kapalı, sembolik olarak anlatılmaktadır. Anlatılanlardan özetle şunları anlıyoruz:

Birey, enkarnasyonları boyunca bilgiye ulaşmak için girişimlerde bulunur. Kazandığı tecrübeler, bilgiler şuur alanında, aurasında birikir, tasnif olur. Bireyin şuur alanı, aurası bir ekrana yansıtılarak incelenecek olsa, bazı bölgelerin parlak renkli, bazı bölgelerin donuk olduğu görülür; işte o donuk bölgeler, İlahi İrade Yasaları'na uygun olarak hareket edilmeden kazanılan birikimlerdir. Bunların temizlenmesi, parlak hale tahvil edilmesi gerekir.

Bu perspektif fizik planda tetkik edildiğinde; bedende görülen izler -Tevrat metni ifadesi ile 'cüzam' – rengine, şekline, sertlik ve yumuşaklık derecesine göre kategorik bir ayırıma utabi tutulmakta; bireyin 'tahir' olup olmadığı veya 'murdar' olup olmadığı bu izlere bakılarak tesbit edilmektedir. (Bu tesbiti, ruhsal ailesi/bağlı olduğu ruhsal plan yapmaktadır.) Metin'deki 'tahir' kavramının auradaki parlak bölgeleri;'murdar' kavramının donuk bölgeleri ifade ettiği söylenebilir.

Tevrat metnindeki bu teferrutlı bilgiler bize, bedendeki izlere bakarak 'sıretinden' ve 'suretinden' tanınan bireyin ne gibi hayat programlarıyla karşı karşıya bırakılacağının dökümünü veriyor.

Bedendeki ben'ler veya benzeri izler ile ilgili literatüre geçmiş bir diğer tesbit de, ruhsal iletişim toplantılarında alınan bilgilere aittir.

Medyom ile iletişime geçen varlık, tebliğinde, "şu tarihte, şu mekanda bir enkarnasyon meydana geleceğini, doğan bebeğin şurasında bir ben bulunacağını" yer, zaman, cinsiyet gibi ayrıntılı bilgiler vererek bildirmektedir. Sonradan yapılan tesbitlerde bu verilenlerin gerçekliği saptanmaktadır.

Bedendeki izler hakkında bir ilginç araştırma örneği de Afrika'da...Cenevre Üniversitesinden bir bilim adamı Nijerya'da ilginç bir durumla karşılaşır, onun ağzından dinliyelim:"İbos kabilesi mensupları, ölmüş olan çocukların cesetleri üzerine özel işaretler koymaktadırlar; çünkü bu işaretin daha sonra doğacak olan bir diğer çocuğun bedeninde yer alacağına inanmaktadırlar. Bazı çocukların bu işaretleri taşıyarak doğduklarına bizzat tanık oldum...bu çocukların sol ellerindeki küçük parmaklarının son kemiği eksikti" (Ruh ve Madde Dergisi sayı:371 )

Profesör bu tür tezahürlere Senegal'de de rastlamıştır. Orada işaret kulağa konmuştur ve tek kulaklı olarak doğan iki çocuk vakası ile karşılaşmıştır. Bu olayın genetik mutasyon tezine göre de açıklanmasının mümkün olamıyacağını belirten uzmana göre, "Bir parmağın sadece bir boğumunun veya tek bir kulağın kaybına yol açan türden bir mutasyon olgusu olacak şey değildir."

*

AŞERME

Hamile bayanların aşerme hallerinin de "tekrardoğuş kanıtları" içerisinde bir argüman olarak literatüre geçtiğini belirtelim.Virginia Üniversitesinden Prof:Stevenson'un reenkarnasyon ile ilgili yaptığı detaylı araştırmalarının bir bölümünü de bu konu kapsamaktadır.

Araştırmacının bulgularına göre: "Aşeren hamile annenin istediği yiyecek şeklinin, karnında taşıdığı çocuğun eski hayatında en çok sevdiği ve yemek istediği yiyeceğin aynısı olduğu ortaya çıkmıştır.Bu tür vakalardan birinde belirli bir yiyeceği sık sık istediğini hatırladığını, bu yiyeceğin de, eski hayatını hatırladığını iddia eden çocuğunun eski hayatında o yiyeceği çok sevdiğini ifade etmiştir.

Bunun tersi de görülmüştür; eski hayatını hatırlayan çocuğunun, eski yaşamında sevmediği, tiksindiği bir yiyecekten hamileliği sırasında anne de tiksinti duyuyordu. (Ruh ve Madde Dergisi sayı:378)


SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru