21.01.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
YENİ ÇAĞ İÇİN ETİK KURALLAR  

Yeni Çağ İçin Etik Kurallar

İnsanlık tarihi, daha yüksek seviyeli bir vizyon ile bu vizyonun arasındaki durmaksızın süregelen bir gerilimi anlatmaktadır: Alice Bailey’in yazdığı gibi: “İnsanlık gerçek anlamıyla asla verilen öğretilere göre yaşayamadı. Ne İsa ve Krişna, ne de Buda (ve onların havarileri ve taraftarları) tarafından nakledilen spiritüel öğretiler umut edilen biçimde anlaşılamadı.” Yüksek hedeflere göre yaşamayarak, doğruluk ve adaletten anladığımıza göre hareket etmeyerek bizler “ışığa kısa devre yaptırdık.”
Zamanımızda, özellikle amaç ve faaliyetler arasında keskin bir farklılık vardır. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana insanlık daha yenilikçi bir döneme girmiştir. Gerçekliğin birbirine bağlı yapısı anlaşıldıkça, mekanik dünya görüşünü savunan bilim hızla yön değiştirmektedir. Demokrasi, hakim olan yönetim şeklidir. Eski koloni düzeni yerini, karşılıklı dayanışma ilkesi ile gelişen, küresel komşuluğa bırakmıştır. İnsan hakları doktrini şimdi, ulusal ve uluslararası ilişkilerde anahtar rol oynamaktadır. Küresel Yönetim Komisyonunun başkanları Shridath Ramphal ve Ingvar Carlsson, “Our Global Neighbourhood” (Küresel Mahallemiz) başlıklı raporlarının önsözünde, son elli yılda insanların özgürlüğü ve hakları adına gelişen değişimlerin ve ulusların dayanışmasının geniş ve derin olduğunu, artık önemli seçimlerin yapılması gerektiğini, çünkü Yeni Çağın eşiğinde olduğumuzu ve aslında bu yenileşme ihtiyacının zaten ortada olduğunu, insanların ve hükümetlerin bunu bildiğini, fakat görmezlikten geldiğini yazmışlardır.
Etik, Yeni Çağa girerken hareketlerimizi yönlendirmede kritik bir meseledir. Savaş öncesi çağda neyin iyi ve doğru olduğuna ilişkin fikirler, yeni bir dünya görüşü ışığında ve karşılaştığımız yeni ihtimallerde tekrar yorumlanmaktadır. Bu temel alıştırma, insanlık ailesine hizmet eden bazı zihinleri meşgul etmektedir ve gelecek yıllarda gittikçe artan bir şekilde dikkatimizi meşgul edeceğini bekleyebiliriz.
Medya bazı seçimlerin ıstıraplı sonuçlarıyla doludur. Örneğin ötenazi vakaları, genetik mühendisliği ve insan embriyosunun döllenmesi; topluma, tıbbi teknolojik hareketleri yönetecek ortak bir etik yapı bulma ihtiyacını işaret etmektedir. Çok sayıda insan bununla tutkulu biçimde ilgilenmektedir. Henüz fikir birliği ve basit cevaplar yoktur. Hızla değişen dünyamızda, sürtüşme yaratan bu olayların gittikçe artacağını biliyoruz sadece.

BİYO-ETİK

Evrensel prensipleri geliştirmek için pek çok teşebbüs ve insan haklarını korumayı garanti edecek ortak yasal yapılar vardır. Unesco’nun Biyo-Etik Komitesi (IBC) etiksel prensipler üzerinde küresel bir fikir birliğine ulaşmaya çalışan kurumlara bir örnektir. Komite, kültürleri ve dinsel inançları farklı elli önemli düşünürden oluşmaktadır ve bunlar “Evrensel İnsan Gen Haritası ve İnsan Hakları Deklarasyonu”nun taslağını hazırlamaktadırlar. Komitenin dergisi “Spotlight on Ethics” dünyada her kıtadan “etik ağı” çalışmalarını içerir. Fikir birliğine ulaşma konusunda Academie Francaise’den Jean Bernard şunları söylemiştir:
“Bence bir komitenin örneğin IBC gibi bir komitenin aktivitelerinin önemli bir kısmını, görüş alışverişi ve fikirlerin ortaya atılması oluşturmalıdır, yapılan da zaten budur. 1983’te Fransız Ulusal Komitesi etik üzerine ilk toplantısını yaptığı zaman, konuşmacılardan birinin ilahiyat profesörü ve diğerinin moleküler biyoloji uzmanı olmasından dolayı, farklı konular üzerinde bir fikir birliği oluşturulmasını çok zorlu bir iş olarak görmüştüm. Henüz komite üyelerinin hepsi Fransızdı. Farklı ülkelerden temsilciler geldiği zaman, farklılıklar daha büyük sınırlarda olacaktı. Fakat böyle farklılıklardan ilerlemenin çıkartılabileceğini öğrendim. İki şartla: Sürecin uzun olacağını ve gerektiği kadar süreceğini kabul etmek ve tartışmayı merkezden uzaklaştırmaya çalışmayıp herkesin sunduğu fikir ve görüşlerin en iyi kısımlarından yararlanmak.”

EKONOMİ

Bugün yaşamın her alanı, esenliği ve güvenliği koruyan ve türleri ve gezegeni tehdit etmeyen bir dünyada yaşamanın gerilimleriyle başa çıkmayı hedefleyen insan türünün etik seçimleri ile karşı karşıyadır. Örneğin, ekonomik tavır ve davranışları, insanın gelişimine ve çevresel sürdürülebilirliğe hizmet edecek biçimde düzenleme ihtiyacına yönelik yaygın bir fikir birliği mevcuttur. Brezilya cumhurbaşkanı Fernando Henrique Cardoso, 1996’da “Human Development Report”ta şöyle yazmıştır: “Ekonomi, politik tercihlere karar vermede ve sosyal hareketlerin sınırlarını belirlemede en etkili faktördür. Ve serbest piyasa; artan rekabeti ve abartılmış narsist bireyselliği, etkinlik prensipleriyle değerler alemini eşitleyen yönlendirici bir ideoloji olarak ortaya çıkarır.”
Başkan Cardoso’ya göre: “Bir paradoks ile karşı karşıyayız: Adalete olan istek artmaktadır; küreselleşen bilginin sonucu olarak, devletlerin fonksiyonları azalmış ve ekonomik politikalarıyla ilgili seçenekler üzerinde daha az kontrole sahip olmuşlardır.” Ekonomik yapılanma için etik kararları değiştirmeye, eşitlik prensibine ve çevresel adalete ihtiyaç duyulmaktadır. İlahiyatçı Hans Küng’ün yazdığı gibi: “Dünya piyasası, bir dünya etiği istemektedir.”
Gelecek için umut verici bir işaret, etik ilkelerin iş dünyasında ve ekonomilerde anahtar faktör olarak beliriyor olmasıdır. Ekonomik büyümeyi belirlemede kullanılan temel ölçüler, ulusal ekonomide sermaye dolaşımını ölçmeyi kolaylaştırmıştır ama bu ölçümler, üretimle ilgili aktiviteler hakkında bir şey söylemez ve çevre ve insan değerlerini göz ardı ederler. Bu ölçümler Clifford Cobb, Ted Halstead ve Jonathan Rose’a göre: “... parçalanan aileler ve suçlar, toprak kaybı, türlerin yok olması, işsizlik, zaman kaybı gibi önemli değerdeki şeyleri ekonomik denge içerisinde hesaplamaz.”
Sermaye dolaşımının insan gelişimi ve çevre korunması adına iyi ve kötü etkilerini ölçmek için yeni ölçümler geliştiriliyor. Örneğin, eski ölçümler Amerika Birleşik Devletleri’nde 1950’lerden beri ekonominin düzenli olarak geliştiğini göstermektedir. Fakat etik göstergeler farklı bir tablo çizer: 1950’den 1970’e dek gelişmenin ardından, yaklaşık %45 değerinde bir düşüş görülmüştür.
Etik ilkelerin ekonomilerde önemli bir faktör haline geldiğini gösteren başka pek çok kanıt vardır. Örneğin bazı yatırımcılar, paralarının çevreye ve insan gelişimine zararlı yollarda kullanılmayacağını garanti eden etik yatırımları tercih etmekte; müşteriler, satın aldıkları ürünlerin seçiminde etik kriterleri kullanarak destek vermekte ve iş adamları kendilerini bağımsız bir etik kontrole tabi tutmaktadır.

EVRENSEL ETİKLERİ GELİŞTİRME

Şuur düzeyimiz artıkça, Yeni Çağ’a ayak uydurmanın; ortak etik değerleri paylaşmaya ve hayatın her alanında uygulamaya bağlı olduğunu görüyoruz. Soru, evrensel etik gelişimi hızlandırmak için ne yapılabileceğidir. Tek bir cevap yoktur. Küresel etik sorumluluğu, ancak bir faaliyetler çokluğu yoluyla aşılanacaktır.
Açıkçası, Shridath Ramphal’ın daha önce belirttiği gibi, liderlik önemli bir faktördür. Hayatın her safhasında, ortak hayra hizmet etmenin moral prensiplerine dikkati çeken, iyi niyetle hareket eden ve insan haklarını ve sorumlulukları koruyup gözeten bazı önemli kişiler, tartışma ve münakaşa atmosferini ortadan kaldırabilirler. Yerel, ulusal ve uluslararası toplantılarda, farklı kültürlerdeki insanlar bir araya gelir ve evrensel etiklerin yaşamın her alanına uygulanabileceği üstüne düşünülmesini sağlarlar. Etik komisyonlar ve idari yasalar, tıpkı üniversitelerin etik kürsülerinde yapıldığı gibi, ahlaki boyutun aydınlatılmasına yardım eder.
Dinler, global etiği geliştirmek için özel bir sorumluluğa sahiptir. İnançlar arası pek çok diyalog yapılmaktadır. İlahiyatçı Paul Knitter bu noktayı şöyle belirtir: “Global sorumluluk -örneğin global krizlere sebep olan insan-ekoloji kaynaklı ıstıraplar hakkında bir şeyler yapma sorumluluğu-dinler arası münazaraların ortak hedefi olabilir ve olmalıdır da.” Bunlar oldukça dinler arası hareketler, ortak dinsel değerleri evrensel etikler olarak ortaya çıkarır.
Vaclav Havel’in bizlere hatırlattığı gibi, karşımıza çıkan küresel mücadelelerle yalnızca yüzeysel olarak ilgilendiğimiz için etkisiz kalıyoruz. “İçsel benliğimiz kendi halinde yaşamaya devam ediyor.” Modern demokrasinin başlıca değerleri, insan hakları, özgürlükler ve sorumluluklar, samimi küresel bir uygarlık için öz değerleri sağlarlar. Fakat kalplere ve zihinlere daha derinden yaklaşmak için fikirler, inançlar ve sempatiler saflaştırılmalıdır. Yeni Çağın etikleri, kutsal değerlerin paylaşımı, daha yüksek tesirleri tanıma gibi mistik örtü altında bulunan sevginin ve ışığın kaynağı olan ve içsel birliğimizi yansıtacak bir dış dünya yaratma isteği ile belirecektir. Bu nedenle bireysel veya grup halinde yapılan meditasyonların, ayinlerin, ibadetlerin, sanatın ve spiritüel öğretilerin, yaşamın birliği üzerine odaklanmış olmalarının önemi ortaya çıkar.
Barışı sağlamak aşağıdaki üç açık ve pratik gerçekle mümkündür:
1- Geçen yüzyıldaki kusurlar, dünya savaşı gibi neticeler, tüm insanlığın kusurlarının birleşmesinden oluşmuştur. Bu tanımlamalar bizi, insanlığın ihtiyaç duyduğu paylaşma prensibini kurmaya yöneltecektir.
2- İyi niyetle çözümlenemeyecek hiçbir durum ve problem yoktur. İyi niyet ruhsal anlayışı besler ve işbirliği prensibinin tezahürünü geliştirir. Bu dayanışma ruhu, sağlıklı insan ilişkilerinin sırrıdır ve rekabetin düşmanıdır.
3- İnsanlar arasındaki kan bağı tanındığı zaman tüm engeller yok olur ve ayrımcılık ve nefret havası sona erer. Böylece herkes mutluluk ve barışa odaklanma ihtiyacı duyar. Bu, sorumluluk prensibini geliştirir ve sağlıklı toplu faaliyetlere zemin oluşturur.
Bunlar kadın ve erkeklerin iyi niyeti için temel inançlardır ve tüm hizmetleri ve faaliyetleri harekete geçirici bir dürtü sağlar. Bu üç pratik ve bilimsel gerçek, tüm dünya hizmetlilerinin temel kabulü ve temel değerlerini temsil eder. Hiçbir dünyasal konuma, hükûmete ve dinsel değere yıkıcı yaklaşmazlar, doğal değerlerdir ve sorumlulukların hatırlanmasını sağlarlar. Onların kabulü, uluslararası yaralara “merhem” olacaktır.

ALICE BAILEY

Bir zamanlar yalnızca tanrılara ait olduğu düşünülen güçler, şimdi son derece dar şuurlu insanların elindedir. Bunlar, bir düğmeye basarak nükleer bombalar fırlatabilir, genetik kodlara müdahale eder, denizdeki yaşama ve kendini koruyan ozon tabakasına karışırlar. Ayrıca bilgisayarları, elektronik cihazları, dış uzaydaki materyalleri, biyo-faktörleri, genetik mühendisliğini birbirine bağlayacak yeni bir enerji üssü yaratarak insanlık tarihinde hiç görülmemiş bir dışsal güç ve yenilik akımı ortaya çıkarma niyetindedirler. Kısaca, dar şuurlu güçlerini bir İkinci Yaratılış için kullanıyorlar. Bunu yaparken kullandıkları etik ise tanrısal değil, Faustvari’dir.
Bundan dolayı, daha önce hiç yapmadığımız şeyleri yapmaya başlamamız gerekir. Tanrısal suretimizi takınmalı ve son derece özenli bir şekilde, içsel kapasitemizi dış güçlere dönüştürecek kutsal değerler yönünde kendimizi eğitmeliyiz, böylece bizi dünyasal ortaklığa taşıyacak fiziksel, mantal ve spiritüel kaynakları kullanmamız mümkün olabilir.

JEAN HOUSTON

Hoşumaza gitse de gitmese de, hepimiz büyük insanlık ailesinin bir parçası olarak bu gezegende doğduk. Zengin veya fakir, eğitimli, eğitimsiz, şu ya da bu ülkeye mensup, şu dine ya da bu dine sahip, şu veya bu ideolojiye bağlı olsak da nihayetinde her birimiz, herkesin bildiği gibi yalnızca insanoğluyuz: Hepimiz mutluluk arzularız, ıstırap istemeyiz. Ayrıca her birimiz, bu amaçlara ulaşmak için eşit haklara sahibiz.
Bugünün dünyası, insanlığın birliğini kabul etmemizi gerektirir. Geçmişte, ayrılıkçı politikaları izleyen toplumlar, geniş çapta yaygın ve şimdi bile mevcut olan ayrılıkların meydana gelmesine neden oldu. Fakat son zamanlarda, dünyanın bir bölümündeki olaylar, nihayetinde tüm gezegene etki etmektedir. Bundan dolayı belli başlı her yerel problemi, oluşumundan itibaren küresel bir bakışla düzeltmeye çalışmaktayız. Bizi yıkıcı yansımalarla ayıran ulusal, ırksal ve ideolojik engellerin artık sürmemesini dilemekteyiz. Yeni dayanışma anlayışımız bağlamında, diğerlerinin çıkarlarını dikkate almak, en iyi kişisel yarar sağlama biçimi olarak düşünülmektedir.
Ben bu gerçeği ümit kaynağı olarak görmekteyim. İşbirliği gereksinimi yalnızca beşeriyet tarafından güçlendirilir, çünkü işbirliği yalnızca belli başlı politik ve ekonomik ittifakları değil, her şahsın yeni dünya düzeni için samimi sevgi ve şefkat uygulaması yapmasını kapsayan daha emin temaları tanımamıza olanak sağlar. Daha iyi, mutlu, istikrarlı ve çağdaş bir insanlık toplumu için her birimiz samimi, sevgi dolu kardeşlik duygularını geliştirmeliyiz.

DALAY LAMA

Kısır döngü olan materyalist benmerkezciliğin norm olduğu toplumda, etik tutum hareketi çoğu insanın düşünemeyeceği kadar radikaldir. Somali’deki aç insanların ihtiyaçlarına oranla, Fransa’daki üzüm bağından yapılan şarabın tadına bakma isteği son derece önemsiz kalmaktadır. Daha iyi şampuan üretmek için tavşanların gözlerine şampuan damlatılmasıyla yapılan denemelerle onlara çektirilen acı karşısında daha iyi bir şampuan elde etmek değersiz bir hedef haline gelir. Kullanılıp atılan kağıt ürünler kullanma arzusu, yaşlı ormanların korunması arzumuza üstün gelmemelidir. Etik yaklaşım eğlenceyi veya yiyecek, içecekten zevk almayı engellemez ama neye öncelik tanıyacağımıza yönelik şuurumuzu geliştirir. Moda olan giysiler için yapılan harcamalar, daha kaliteli damak zevki için doyumsuz araştırmalar ve alıcıyı A noktasından B noktasına güven içinde götürebilen lüks arabalar arasındaki hayret verici fiyat farkları gibi aşırılıkların, en azından kısa bir süre cazibesine kapılmayabilir, tüm bunların ne kadar anlamsız olduğunu görebiliriz. Eğer daha yüksek şuurlu etik anlayış yayılırsa, bu durum, içinde yaşadığımız toplumu da değiştirecektir.
İlk adımı atmalıyız. Şu anki baskın materyalist, benmerkezci yaşamın yerine etik bir yaşam biçimini geliştirmeliyiz. Bu şekilde düşünen ve yaşayan insanların sayısı arttıkça ve bunlar iyiyi ortaya koyabildikçe, onların hayatı dolu dolu yaşayışları, diğer insanlarla ortak hayır içi işbirliği içerisine girmeleri etik yaşama karşı olan önyargıları azaltacak ve olumlu yönde bir yayılım sağlanacaktır. Etik ve benmerkezcilik arasındaki çatışmanın aşılabileceği görülecektir. Bunları yalnızca soyut kavramlar olarak bırakmayıp, pratik yaşama geçirerek, uygulayarak psikolojik, sosyolojik ve ekolojik işleyişini görmek gerekmektedir.
Herhangi bir kimse, çok geç olmadan dünyayı iyileştirmek için bir fırsat sunabilecek bu kritik kitlenin bir parçası olabilir. Amaçlarınızı yeniden ele alabilir ve yaşamınızda neler yaptığınızı sorgulayabilirsiniz. Eğer gelecekteki yaşamınız tarafsız değerlere dayalıysa, bunu başarabilirsiniz. Fakat daha da önemlisi, yaşam tarzımızda uzak görüşlü bir iyileştirme sağlama ve dünyadaki yeriniz hakkında düşünmeniz tedrici bir geçiş, etik biçimde yaşamanın ilk adımı olabilir. Böylece yeni nedenler ortaya çıkarabilir ve amaçlarınızda değişiklikler olduğunu fark edebilirsiniz. Eğer çalışmalarınızı derinleştirirseniz, para ve statü daha az önemli olacaktır. Yeni bakış açınızdan dolayı dünya daha farklı görünecektir. Bir şey kesindir: Harcayacağınız zamana değecek çok şey bulacaksınız. Sıkılmayacaksınız ve hayatınızdaki boşluğu dolduracaksınız. Hepsinden önemlisi, boşuna yaşamadığınızı ve boşuna ölmediğinizi bileceksiniz, çünki dünyayı daha iyi bir yer yapma çabası ile, evrendeki acı ve ıstırap birikimine tepki veren büyük geleneğin bir parçası olacaksınız.

PETER SINGER

Paradigma ya da model değişmelerinde değerlerin yıkılması şart değildir, daha ziyade değerlerde geniş çapta, önemli bir değişim gereklidir, yani serbest etik sahibi bir toplumdan, etik olarak sorumlu bir topluma; insanlar üzerinde hakimiyet kuran bir teknolojiden, insanlığa hizmet eden bir teknolojiye; çevreyi tahrip eden bir endüstriden, doğayla uyumlu, insanların gerçek ihtiyaçlarına ve yararlarına yönelik olan bir endüstriye, demokrasinin resmi formundan, içsel ve dışsal özgürlük ve adaletin uzlaştığı bir demokrasiye geçiş olmalıdır. 
Bu sosyal değişim bilime, teknolojiye, endüstriye ve demokrasiye muhalif değildir, bilakis değişimle ittifak içindeki bu sosyal güçler, eskiden mutlaklaştırılıyorken artık göreceli hale getirilmektedir. Endüstriyel modernizmin özel değerleri -gayret, akılcılık, düzen, mükemmelliyetçilik, dakiklik, temkin, başarı, etkinlik- yok edilmemiş, fakat post-modernizmin yeni değerleri ile birleştirilerek yeniden yorumlanmıştır: imgeleme, duyarlılık, hissiyat, samimiyet, yüreklilik, insanlık. Bunlar diğerlerini reddetmek veya kınamak için değil, alternatif dengeler, alternatif planlar, alternatif yönler ve alternatif hareketler sağlamak içindir.

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru