24.04.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
EKOLOJİ  

Ekoloji

60’lı yıllarda, ekoloji kelimesine biraz hafifsenerek, uçuk anlamlar yüklendi. Yeryüzünün alabildiğine yağmalandığı konusuna dikkatimizi ilk olarak çeken kişilerin simgesi deri sandaletler ve uzun saçlar olunca, toplumun da onları hafife alması kolaylaşıyordu. Ancak 70’li yıllarda birçok ülkede “yeşil” politik gruplar ortaya çıkınca, ekoloji hareketi de ağırlık kazanmaya başladı. Sandalet ve Hint giysilerinin yerini oldukça şık kıyafetler aldı ve sesler çok daha gür çıkmaya başladı. Dünya Vahşi Yaşam Fonu, Dünya Dostları ve Yeşil Barış gibi örgütlenmeler, hayatı tehlikeye maruz kalan Dünya fauna ve florası (hayvan ve bitki türleri) konularının ciddiyetle ele alınmasını sağladı. Ekoloji hareketlerini yürütüp destekleyenler arasında artık kayda değer ekonomi, biyoloji ve botanik bilgisine sahip kişiler bulunuyor. Televizyon için hazırlanan birinci sınıf doğa belgeselleri, geniş bir etki sağlamış durumda. İstatistikler de, eğer zengin devletler sadece daha çok zenginleşme kaygısıyla hareket edecek olurlarsa, dünyanın kolayca korkunç bir yere dönüşeceğinin reddini imkansız hale getirdiler. 
Seksenli yıllarda, halkın geniş bir bölümü, ekolojinin “beyaz gergedan” gibi kıyıda köşede kalmış türlerin korunmasıyla ilgili olmayıp, meselenin insanlığın devamı ve tehlikede olanın da gezegenimiz olduğunun farkına vardı. Yağmur ormanlarının yok edilişi ve bundan kaynaklanan iklim değişiklikleri, küresel anlamda sıcaklığın ve karbondioksit seviyesinin artışı sonucunu verecekti. Ozon tabakasının daha fazla zarar görmesi engellenmediği takdirde, ultraviole radyasyonu artacak; bu da deri kanserine yakalananların sayısını artıracaktı. Ozon tabakasının kimi yerlerde delinmesi, genel anlamda incelmesi sonucu küresel sıcaklık artışı buz dağlarının erimesi sonucunu verecek ve bu yüzden ortaya çıkacak seller1 felaket getirecekti. Bu görüşler, “kıyamet habercilerinin” spekülasyonları değil; dünyanın en ünlü bilim adamlarının araştırdığı, çok iyi belgelendirilmiş olgulardı. Giderek daha çok araştırmacı ekologların saflarına katılıyordu. Artık hiç kimse bu tehlikelerin varolmadığını iddia etmiyordu.
Bu yeni farkındalık, şimdiden bazı olumlu etkiler üretti. Bu hadiseler artık daha büyük bir sıklık ve yoğunlukta dünyanın dikkatine sunuluyorlar. Artık hiç kimse bu problemlerin basında yayınlanmasını engelleyemiyor. Artık bu kişilerin yaptıkları da gelişme adına sessizce sineye çekilmiyor. Halk artık olguları açıktan açığa öğrenmek istiyor ve bu olguları sunan kaynakların sayısı da giderek artıyor. Tüm bu gelişmelere rağmen dünyada, ekolojik çağrıya karşı hala direnen güçlü kesimler maddi çıkarlarını öne çıkartarak varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Örnek olarak, Güney Amerikada, en ilgili kişiler, zorunlu olarak öncelikle kötü beslenme sebebiyle çocuk ölümleriyle ilgililer; öyle ki Amazon ormanları konusu haliyle ikinci planda kalıyor. Yelpazenin diğer ucunda ise dünya bankerleri bulunuyor. Bu kişilerin kar tutkusu tüm diğer yaklaşımları gözardı etmelerine sebep olacak derecede büyük. Bu güçlü gruptan, büyük bir baskı uygulanana ya da kullandıkları yöntemler kendileri bakımından yıkıcı olana kadar pek bir değişiklik beklenmiyor.
Şimdiden üçüncü dünyanın kuzeyli kapitalistlere kızgınlığı hayli büyük; ülkelerinin kaynaklarını sömüren, iş ve fırsat vadettikleri halde, suç ve huzursuzluk getiren bu gruplara karşı seslerini de hayli yükseltmiş durumdalar. Daha önce yardım almış ve geçici bir refah ortamı ve yeni krediler için ülkelerinin servetinin heba edilmesine izin vermiş hükümetler bile artık yeni çözüm yolları talep ediyorlar.
Artık, meydana çıkışı milyonlarca sene almış dünya kaynaklarının, iş dünyasının merhametine bırakılamayacağı açık hale geliyor. Çünki, iş dünyası herhangi bir ahlak kavramına sahip olmadığını bugüne dek defalarca kanıtlamıştır. Yeryüzünün genellikle yeniden doldurulması mümkün olmayan kaynaklarının, zenginlerin insafına bırakılamayacağı, ancak bunun tüm dünya nüfusunun sorumluluğunda olduğu artık anlaşılıyor. Tüm bu olgular yavaş yavaş yeni bir iş ahlakını meydana çıkarıyor. İş dünyasında “yeşil yatırım fonları” insiyatifine rağbet giderek artıyor; bu fonlar yatırım için sadece çevreyi kirletmeyen ya da çevre çıkarları aleyhine çalışmayan şirketleri seçiyorlar.
Gezegenimizin, bu vahşi sömürü furyası sırasında karşılaştığı en büyük tehlike, büyük olasılıkla insanın vurdumduymazlığı. Yuvamız olan Dünya’ya karşı savaşçı tavrını benimsemeye o denli alışmış durumdayız ki; bir şeylerin farkına varsak dahi tek tepkimiz çekimser kalmak şeklinde oluyor. Bu akıl almaz derecede karmaşık süreci geri çevirme konusunda hiç umut gözüküyor mu? Bugün, Tanrıya şükür, uçurumun kenarına geldiğimiz için, planetimizin hayatı için savaşma istek ve iradesi, birçok birey ve grupta kendini göstermeye başlamış durumda. Küçük de olsa yapıcı bir şeyler yapma konusunda önümüzde yeni yeni seçenekler beliriyor. Hafifçe de olsa, birçok kişi bir şeylerin son derece kötü gittiğini ve bu durumun düzeltilmesi gerektiğini artık biliyor. Bir aciliyet hissi yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Doksanlı yıllarda ekoloji sadece saygı değer değil ancak aynı zamanda da hayati anlamda gerekli bir şey olarak düşünülüyor. 
Bu yeni farkındalıkların kolektif şuurda yükselmesiyle, düşüncelerimizin ayrılmaz bir parçası gibi gözüken şeyler kırılmaya başladılar bile. Konunun gayri ahlaki tarafı bir yana, mesela dünyanın çok küçük bir azınlığını oluşturan güç sahiplerinin “yüksek yaşam standartları” vaatleriyle yaptıkları uygulamalar duyarlı ve küresel bir hedef görünümü arz etmiyor. Çünki bu uygulamalar sera etkisi, iklim değişiklikleri, susuzluk, çölleşme ve açlık gibi tüm dünya insanlığını yakından ilgilendiren sorunları da beraberinde getiriyor. Şaşırtıcı bilimsel gelişmeleri onaylamak artık mümkün olmuyor. Çünki bu gelişmeler beraberlerinde kara ve okyanusların ürünlerinden yararlanamayacağımız sonuçlar doğuruyor.
Kişilerin dünya vatandaşlığı konusundaki yeni anlayışları dolaylı biçimde ekolojik ilkeleri yaymak açısından da işe yarıyor. Birçok azınlığın ulusal kimliklerini tutkulu bir biçimde arıyor olmalarına karşın, eğer felaketi önlemek mümkün olacaksa, dünya kaynaklarını eninde sonunda küresel bir anlayışla korumak gerekeceği giderek açıklık kazanıyor. Örnek olarak, Etopya gibi ülkelere çölleşmeyi getiren modelleri kırma konusunda yardımcı olmak gerekiyor. Buradaki kabilelerin, sistematik olarak, bir bölgenin yeşil örtüsünü yok etmeleri ve sonra da başka bir bölgeye göçüp aynı hadiseyi orada da tekrarlamalarına izin verilmesi, sadece kendi ülke ve insalarına zarar vermekle, kıtlık ve hastalık getirmekle kalmıyor, aynı zamanda bütün gezegenin iklimini de kötü yönde etkiliyor. Kömür ve petrol gibi yeri doldurulmaz kaynakların artık kar amacıyla sömürülmemesi gerekiyor. Kirliliğin önlenmesi, yakın tarihte dünya yasamasını ilgilendireceğe benziyor. Kişileri kirletmeme ve yok etmeme yönünde harekete teşvik eden küçük çaplı projeler bugünkü durumu tersine çevirmeye başlamış durumdalar. Aynı zamanda mesele artık uluslararası boyutta ele alınmaya da başladı.
Yeni bir farkındalığın oluşumu için gerekli insan sayısı aslında son derece az. Örneğin kölelik ve çocuk işçiliğinin kabul edilemez şeyler haline gelmesini küçük bir azınlığın gayretleri sağlamıştır. Bugün de her şeyin birbiriyle irtibatlı olduğunun kabulü, ikinci ileri adımı oluşturacak. Bunu gerçekleştirdiğimizde artık kendimizi, hakkında hiçbir sorumluluk hissetmediğimiz ölmüş bir antitenin üzerine üşüşmüş karıncalar gibi hissetmemize de gerek kalmayacak.
Spiritüel bakış açısından, ekolojinin asıl önemi şu noktada odaklaşıyor: İnsanın yeryüzüyle olan sembiyotik2 ilişkisini çok uzun bir süredir dikkate almamış olması. İnsanlık ve yeryüzünün birbirlerine bağlı ve birbirlerini destekleyici unsurlar oluşlarının gözardı edilmiş olması. Kendimizi yeryüzünün sakinleri değil de hakimleri gibi görmeye başladığımızda, bu ilişki ihlal edilmiş oluyor. Yeryüzü kaynakları konusunda bir denge durumunu korumamız gerektiğini, bunun vazifemiz olduğunu, fiilen unutmuş gözüküyoruz. 
Kullandığımız tahripkar ve abartılı madencilik yöntemleri, aşırı ihtirasların bir dışa vurumu olan nükleer denemeler, toprağı kötüye kullanmamız ve ormanları yok edişimiz, kaçınılmaz biçimde yeryüzünün bize sunmuş olduğu emniyet ve mutluluğu kaybetmemiz sonucunu verdi. Biz ve yeryüzünün fizik ve mistik bir bütünün son derece kıymetli birer parçası olduğumuzu anlayana kadar, yeryüzündeki kaos ve karışıklıklar ancak daha kötüye gidebilir.
Bütün öğretilerde bu konu çeşitli şekillerde daima vurgulanmıştır. Diğer her şeyi etkilemeden küçücük bir serçenin dahi düşmemesi, bir kelebeğin kanat çırpmasının çok uzaklarda bir fırtınayı meydana getirmesi ile anlatılmak istenen, her şeyin birbirine çok sıkı bir şekilde bağlı olduğunu, yani “Birlik” ilkesini anlatmaya çalışmaktadır. Sahraçölünde meydana gelenler herkesi ve her şeyi etkiler. Dünya Bankası bürolarında alınan kararlar hepimizin gündelik hayatlarını etkilemiyor mu? Aynı prensip, evrendeki her şeyin de birbiriyle ilintili olmasını açıklıyor. Yeryüzünde olanlardan etkilenmeyecek tek bir yıldız ya da gezegen yok. Anlamsızca işler yapmaktan kaçınmak artık yeterli değil; pozitif ekolojik sağlık için acilen çalışmaya başlamamız şart.
Artık kendimizi yok etmenin eşiğine geldiğimizden, bu meselenin mantıklı bir çözümü bulunamıyor. Fakat, bize bizim ona duyduğumuz kadar ihtiyaç duyan çok daha büyük bir bütünün parçası olduğumuzdan, tamamen materyalist düşünme eşiğini bir atlayabilsek, gezegenimizi kurtarma konusunda yardım alacağımız da kesin gözüküyor.3

NOTLAR 
1. Aşırı yağış ve su baskınlarının, özellikle 1997-1998 yılı ortalarına kadarki süre zarfında meydana gelen felaketlerin başında geldiği, araştırmalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu bir buçuk yıllık zaman içerisinde meydana gelen en büyük çaplı zararlarına neden olmaktadır. Sadece 97 yılındaki su baskınlarının maddi faturası 14 milyar dolar olarak ifade edilmektedir. Ayrıca sellerin neden olduğu erozyon ve toprak kaybının neden olduğu zararların bu rakamdan kat kat fazla olduğuda bilinen bir gerçektir.
2. Sembiyoz: Ortak yaşam. İki ya da ikiden çok türün bireyleri arasında ortaya çıkan çeşitli birlikte yaşama biçimlerinin ortak adı. Bu bireyler arasındaki olumlu ya da olumsuz ilişkiler ortakçılık ve asalaklık gibi ilişki biçimleri yaratır.
Karşılıklı yararlanma ilişkisi büyük ölçüde yaşama gereksinimleri birbirinden çok farklı canlılar arasında görülür. (AnaBritanica Gen. Kül. Ansiklopedisi)
Ruhçuluk (spiritüalizm) disiplininde elde edilen bilgiler ışığında temel evrensel yasalardan biri olan “Evrensel Yardımlaşma ve Dayanışma Yasası”nın sayısız görünümlerinden biri olarak ele alınabilir. Bu yasaya göre varolan her şey farkında olsun ya da olmasın kendi gelişimini başka varlıkların gelişmesine katkıda bulunarak sürdürür. Bu son derece doğal ve otomatik bir şekilde gerçekleşir. Fakat şuur ve irade sahibi ruhun yeryüzündeki yansıması olan insanın payına düşen, bu evrensel yasanın şuurlu uygulayıcısı olmaktır.
3. Pek çok kaynak bu radikal değişimlerin ve yeni dünya düzeninin Yeni Çağ’da gerçekleşeceğini ifade etmektedir. Bu kaçınılmaz değişimin gerçekleşme zamanının belirlenmesinde insanlığın tavrı ve seçimleri çok önemli bir etmendir. Yani geleceğin şekillenmesi bir açıdan insanlığın bugünkü seçimlerine bağlıdır. Konuyla ilgili kapsamlı bilgi için bakınız. “Geleceğe Ait Kitle Rüyaları” 
Dr. H. Wambach / Dr. C. Snow - Ege Meta Yayınları 1998

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru