19.08.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE ÖZGÜRLÜK,BARIŞ VE PAYLAŞMA İLKELERİ  

Yeni Dünya Düzeninde Özgürlük, Barış ve Paylaşma İlkeleri

Bir global ilişkiler sisteminin sona ermesi ile yeni bir sistemin doğuşu arasındaki süre kaçınılmaz olarak bir gerginlik, kararsızlık ve belirsizlik dönemidir. 90'lı yılların başında da durum hiç kuşkusuz böyle olmuştur. Büyük özgürlük zaferlerine ve Birleşmiş Milletler'deki, Avrupa'daki ve daha birçok yerdeki birleşme ve bütünleşme eğilimlerine, Körfez Savaşının yanıltıcı görüntüsünde somutlaşan kolektif karamsarlığın, acılı ve şiddete dayanan dini ve etnik kin ve nefretin ve her çeşit fanatizmin gölgesi düşmüştür.
Eğer bu geçiş döneminde kurulacağı umulan yeni düzenin ruhsal görüş ve kaynağını Tanrı'dan alan büyük Sevgi ve Aydınlanma Planı ile her konuda uyumlu olması isteniyorsa, yeni dünya görüşü ile ilgili görüşümüzü hepimizin enine boyuna irdelemesi gerekmektedir. "Yeni dünya düzeni" deyiminin anlamı her insan için farklıdır.

DÖRT İLKE

Bizim inandığımız görüş, iyi niyet sahibi milyonlarca insana özgürlük, demokrasi, birlik ve paylaşma ilkelerinin yoğunlaştığı ve yaygınlaştığı bir dünya düzenini esinlendirmektedir. Özgürlük, sadece başkalarının haklarını koruyan yasalar çerçevesinde canımızın istediğini yapabilme özgürlüğü değil; fakirlikten, açlıktan, çevre kirlenmesinden, elverişsiz sağlık ve barınma koşulları ile eğitimsizlikten kurtulma özgürlüğüdür. Bu özgürlük aynı zamanda bilgiye serbestçe ulaşabilme ve fikirleri paylaşabilme anlamına da gelmektedir. Yeni düzen, bu özgürlükleri olumlu bir biçimde canlandıran ve giderek tüm insanlığın malı olmasını sağlayan yerel, ulusal ve uluslararası yapılanmayı yaratabildiğimiz ölçüde İlahi Plan ile uyumlu sayılacaktır.
Demokrasi, yalnız özel bir yönetim sistemi demek değildir. Demokratik bir toplum, gerçekte halkın kendi yönetimine ve kendi kalkınmasına katılması temeline dayanır. Demokratik bir toplum, herkesin iyiliği için halkta sorumluluk duygusunu kuvvetlendirmeyi sağlamaya yönelik, özgür ve güçlü bir eğitim sistemini zorunlu kılar.
Yeni düzen "yeni" tanımını gerçekten hak etmek istiyorsa, temelinde insanlık yaşamını birleştirme ideali bulunmalıdır. Bağımsız bir dünyada bireysel ve ulusal özgürlüklerle çeşitliliklerin var olması ancak her bireyin, tüm insanlığın ve gezegenimizdeki tüm yaşamın iyiliğini istemesi ve bu yolda çaba harcaması ile mümkün olabilecektir.
Yeni düzende işlerlik kazandırılması gerekli olan son ilke, belki de hepsinin en zoru ve en önemlisidir. Bu ilke, gezegenimizin kaynaklarını ulusların ve halkların paylaşmasına olanak verecek uluslararası örgütlenmeyi başlatabilmemiz için önemlidir. Refahı, teknolojiyi, bilgi ve beceriyi paylaşma isteği olmadıkça özgürlükten, insan haklarından, demokrasiden ve birlikten söz edilemez.
Bu dört ilke, insanın ruhsal bir varlık olduğunun onaylanması demektir. Öyle ki, varlığımızın özünde bize paylaşmayı, işbirliğini, başkaları ile birlikte iyi niyetle ve uyum içinde yaşamayı istememizi sağlayan kutsal bir merkez bulunmaktadır. Yeni düzenin, insanlığın Birlik idealine ve tüm yaşamı kucaklayan bir Birliğe hayat vermesi bekleniyorsa, bu evrensel kutsal öze sahip çıkmamız ve onu, insanlığın dinsel yaşamını da içerecek kapsamlı bir yaklaşımla geliştirmemiz önem taşımaktadır. Dünyadaki farklı inançların, herbir geleneğin bir diğerinin kimliğini inkar etmeyecek, fakat her birinin insanlığa ve dünyanın ıslahına yapabileceği katkıyı zenginleştirmeye hizmet edecek biçimde birbirlerine yakınlaşmaları gerekmektedir.
Etnik gruplarla kadın-erkek ve zengin-fakir arasındaki ilişkilere egemen olmayı sürdüren adaletsiz yapılanmaların apaçık gücüne rağmen, içinde bulunduğumuz bu geçiş döneminde gerçekten yeni bir düzene ilişkin ilkelerin hatırı sayılır önem kazandığına kuşku yoktur. Ulusalüstücülüğe doğru gelişen eğilim çerçevesinde ulusal egemenliğin yeniden tanımlanmasına başlanmıştır. Avrupa Topluluğu buna en iyi örnektir. Birleşmiş Milletler uluslararası diplomasinin ve ortak yardım faaliyetlerinin merkezi olarak belirmektedir. Dünya Çocuklar Zirvesi ve Çocuk Hakları Deklarasyonu, hükûmetlerin gelecek kuşaklara bakışına etkili olmaktadır. Nükleer silahsızlanma süreci başlamıştır; özgürlük, demokrasi, birlik ve paylaşma kavramlarına yeni tanımlamalar getirmek amacıyla pek çok çalışma yapılmaktadır.

BAĞIMSIZ KOMİSYONLAR

Son on yıl boyunca bu ilkeler, dünyanın önde gelen devlet adamları ve kadınları tarafından bir seri özgün raporlar halinde dünya çapında uygulanmıştır. Brandt'ın Hayatta Kalma Programı'nı, Olaf Palme'nin Silahsızlanma ve Güvenlik Konularında Bağımsız Komisyonu izlemiştir. Daha sonra Gro Harlem Brundtland'ın başkanlığını yürüttüğü Dünya Çevre Kalkınma Komisyonu, Ortak Geleceğimiz konulu raporunu sunmuş, nihayet Julius Nyerere'nin başkanlığındaki Güney Komisyonu da geçtiğimiz yıl Güney'e Meydan Okuma adlı bildirisini yayınlamıştır. Özgürlük, demokrasi, birlik ve paylaşma ilkelerine ruh ve can veren, belki de her şeyden fazla mal etmek için atılması gereken adımlar söz konusu raporlara öncülük etmiştir ve her biri de, kendi çapında, daha bütünleştirici ve insani bir dünya düzeni kurulması yolunda siyasi istek uyandırmayı hedeflemiştir.
Bu yılın (1991) Nisan ayında, bu dört komisyonun 32 üyesi, soğuk savaşın sona ermesi ile ortaya çıkan yeni fırsatları değerlendirmek ve çok uluslu ortak faaliyet için belli başlı bölge önerilerinde bulunmak amacıyla Stockholm'de toplanacaklardır. Dünya Güvenliği ve Yönetimi Konusunda Stockholm Girişimi'nce yayınlanmış olan "1990'larda Ortak Sorumluluk" adlı rapor; barış ve güvenlik, kalkınma, çevre sorunları, nüfus hareketleri, demokrasi, insan hakları ve global yönetim ile ilgili bir dizi öneriyi içermektedir. Bu, hayalci bir idealizm belgesi değildir. Tüm öneriler akla uygundur ve yeterince istekli olunması koşulu ile, bugünkü siyasal ortamda gerçekleştirilebilirler. 40 sayfalık bu raporu World Goodwill'den isteyebilirsiniz.

TEMEL SORUNLAR

Yeni dünya düzeninin şeklini, insanlığın temel sorunları çözümleme tarzı belirleyecektir. Ortadoğu barış süreci kuşkusuz bu sorunlardan biridir. Eğer bölgede ve her yerde yeterince güçlü bir istek varsa, Filistin halkının haklarının ve güvenliğinin güvence altına alındığı ve korunduğu, İsrail'in güvenliğinin güvence altına alındığı ve tüm bölgede de demokrasinin desteklendiği ve cesaretlendirildiği bir düzenin kurulması pekala mümkündür. Temel sorunlardan bir diğeri, kalkınmakta olan ülkelerin karşı karşıya bulundukları borç krizidir. Bir uluslararası borçlanma stratejisi konusunda uzlaşmaya varılabilmesi, ayrıca Stockholm Bildirisi'nde ifade edildiği gibi "ticari anlaşmaların çok uluslu bir çerçevede desteklenmesi, tüm ülkelerde korumacılığın azaltılması ve kalkınmakta olan ülkelerin dünya ticaretine katılım fırsatlarının genişletilmesi" halinde muazzam bir iyilik ortamı doğacaktır. Günümüz halkları ve yönetimleri için büyük önem taşıyan başka bir konu da, güdümlü gelişmeyi teşvik edici global bir yapılanmadır. Güney ülkelerinin enerji verimliliğine, çevreyi kirletmeyen teknolojilere geçmelerinin bedelini kimin ödeyeceği sorunu da, bu yıl (1991) hemen hemen her ay yapılan uluslararası toplantılarda tartışılan temel konulardan biri olmuştur. Silahsızlanma ve silah ticaretinin denetim altına alınması da hayati önemi olan başka bir konudur. Birleşmiş Milletler'in yeni bir raporunda evrensel ilköğretimin, temel sağlık önlemlerinin, aile planlamasının, temiz suyun, ciddi kötü beslenme koşulları ile fakirliğin ortadan kaldırılmasının finansman maliyetinin askeri harcamaların kısıtlanması ile sağlanabileceği önerilmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sürekli ve eşgüdümlü bir silah indirimi programı olmaksızın dünyanın daha insani, adil veya işbirlikçi bir yeni düzene doğru gitmekte olduğunu varsaymak mantığa aykırıdır.
Eğer kamuoyu ve yönetimler bu sorunlarda ilerleme sağlayabilirlerse, işte ancak o zaman 21. yüzyılın, hiç değilse yüksek gayelerimiz ve görüşümüz doğrultusunda yol alan yeni bir dünya düzeninin başlangıcı olacağından kuşkumuz kalmayacaktır. Fikirlerin ve görüşlerin bu sorunlar üzerinde odaklanacağı yakın gelecekte birçok önemli olay gündeme gelecektir. Bu yılın (1991) sonunda yapılacak yeni Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri seçimi bu olaylardan biridir. Hükûmetleri ve binlerce organizasyonu ilgilendiren bir diğeri ise, Haziran 1992'de Rio de Janerio'da yapılacak olan Birleşmiş Milletler ve Kalkınma Konferansı olacaktır.

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru