12.12.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
RÜYALAR  

Rüyalar

Ergün Arıkdal

Bütün mesele rüyaların bize anlatmak istediğini en doğru şekilde
kendimizin tasvir ve tahlil etmesidir.

24 saatlik bir zaman dilimi içinde, uyumak zorunda olduğumuz bir süre var. Bu uyku süresi içinde de rüya görmekteyiz. Yüzyıllardan beri de rüyaların çıkış kaynağı ve sebepleri konusunda araştırmalar yapılmaktadır.
Rüyaların ortaya çıkışında öncelikle bir fizyolojik kısım vardır. İnsan bedeniyle ilişkili bazı uyaranlar, şuuraltındaki birtakım mekanizmaları harekete geçirerek bize çeşitli haberler iletebilir. Bu uyaranlar içinde en yakın çevremiz, toplum, dünyanın kendisi ve kozmos olabilir. Sürekli bir şekilde tesir altında bulunduğumuz için, bu etkilerin yorumlarını rüyalar halinde görebiliriz.
Rüyaları metapsişik açıdan da değerlendirmek mümkün. İnsan, sadece fizik bir bedene sahip bir varlık değildir. Fizik bedenle ruhsal özümüz arasında aracılık ederek tesir alışverişinin en iyi şekilde yapılmasını sağlayan ara planlar vardır. Bunlar, örneğin, Hindu sisteminde astral, esiri, mantal ve kozal beden gibi isimler almıştır.
Temelde bunlar birer tesir geçiren alandır. Üst üste giyilen elbiseler gibi düşünülmemelidir. Frekansı yüksek bir enerjinin, alçalan frekanslar halinde titreşimi daha düşerek bir yere iletilmesi gibidir. Çok yüksek bir elektrik gücünün, evimize gelene kadar transformatörler aracılığıyla düşürülmesine benzer bu süreç. Her düşürülüş ayrı bir araç gerektiriyor. Enerji düşürücü her bir trafoyu bir psişik araç, bir alan olarak düşünebiliriz. İşte astral, mantal veya kozal beden denilen olgular, aslında enerji düşürücü alanlardır.
Uyku sırasında ruh ve beden münasebetimiz gevşer. Bu gevşeme ilişki bakımından değil, enerji bakımındandır. Yoksa canlı tutma ilişkisi devam eder. Ama enerjetik yönden akış azalır. Bu akış en çok, fizik bedenden önceki astral bedene kayar. Yani astral bedenin hayatını yaşamaya başlarız.

ASTRAL BEDENİN İZLENİMLERİ

Astral bedenin izlenimleri şuurdışı dediğimiz bir safhaya geçer. Gördüğümüz rüyaların büyük bir çoğunluğu, çevreden veya günlük hayatımızın birikiminden meydana gelmiş şuuraltından değil, astral izlenimlerimizden meydana gelir. Astral bedenden gelen etkilerin arasında, yine astrale kayıtlı olan daha önceki hayatımızın bilgilerinin de intikali vardır. Gördüğümüz birçok manzaranın, klişelerin, imajların veya anlam veremediğimiz bilgilerin temelinde geçmiş hayatlarımızın parçaları vardır. O parçalar, hızla karıştırılan bir kitabın içinde görüp hoşlandığımız bir resmin gözümüzün önünden geçişi gibi, kısım kısım klişeler halinde rüyalara intikal eder.
Bu hatırlatıcı rüyalar geçmiş hayata ait yaşantıları aksettirir. İşin güzel tarafı, kendi egomuzun savunma mekanizmalarının bunları bu zamana adapte etmesidir, yani bu zamanın sembollerine çevrilirler. Bu yüzden, hangilerinin şimdiki, hangilerinin geçmiş hayatımıza ait izlerin olduğunu ayırmak zordur. Ego çok güzel bir adaptasyon yapar, çünki egonun yıkılmaması gerekir. Eğer o bilgi normal şuura yansırsa insan buna dayanamayabilir, büyük bir kaos içine girebilir. Bu nedenle gayet güzel bir telafi mekanizması çalışır. Hatta bunlara telafi rüyaları denmektedir. Bu tür rüyalarda vicdani pişmanlıklar, suçluluk duyguları çok güzel semboller ve klişeler halinde ortaya çıkmaktadır.

PREKOGNİSYON RÜYALARI

Diğer bir özellik olarak da, rüyalarda önceden görme, yani prekognisyon vardır. Biliyoruz ki durugörü medyomları eşya ile ilgili tesirleri, olguları vizyon halinde algılar. Psikometri medyomları da hem vizyon hem de hisler halinde aynı şeyin farkına varabilir. Bir şeyin geçmişi veya geleceği hakkında bilgi sahibi olabilir. Bir çeşit kayıt okumadır bu. Yakın veya uzak bir gelecekte olan bir olayın imajlı ya da imajsız biçimde kendiliğinden bilinmesi de prekognisyondur. Geleceğin zaman açısından uzak veya yakın olması hiç önemli değildir; vizyon halinde de olabilir, içe de doğabilir; çok güçlü bir şekilde önsezi tarzında hissedilebilir.
Tüm bunlar uyku durumunda da oluşabilmektedir. Yapılan denemelerde, bir kişinin ruh ve beden bağlantısını gevşetecek bir hale geçmesi için alfa ritmine girmesi gerektiği belirlenmiştir. Bu ritm ise uyku ile uyanıklık arası bir geçişte yaşanmaktadır. Böylelikle medyomsal tezahürler ortaya çıkabilmektedir. İşte prekognisyon, bu gevşemenin en yoğun olduğu uyku durumunda çok kolay meydana gelebiliyor. Ve rüyalar aracılığıyla geleceği bildiren haberler alınabiliyor. Zaten bu tür rüyaları gören kişinin doğasında medyomluk vardır. Fakat bunu tezahür ettiriş şekli, normal bir laboratuvar çalışması tarzında olmuyor, doğal bir şekilde rüyada tezahür ettiriyor (Biliyoruz ki, laboratuvar şartlarında medyomun, bir cisme konsantre olması sağlanarak vizyon gördürülmektedir).
Prekognisyon olayı sadece uyurken değil, uyanıkken de tezahür edebilir. Hassas kişi, hiçbir derin gevşeme yaşamadan karşısına çıkarılan bir ekran, perde veya duvarda, olacak olayları gözleyebilir.

REHBERLERİN YARDIMLARI

Bunların kaynağı, metapsişik bir ön bilgiye göre, rehber varlıklar ve ruhsal idareci varlıklardır. Bizler zaman ve mekana bağımlı olan insanlarız, bağımsız hareket edemiyoruz. Kendimizi zaman veya mekandan kurtaramıyoruz. Böyle bir yeteneğimiz yok. Ama bundan kurtulmuş olan, dünya zaman ve mekanından sıyrılmış, fakat dünya zaman ve mekanıyla istedikleri zaman tesir bakımından endüktif bir tarzda ilişki kurabilmiş idareci varlıklar var (bunlara dinsel metinlerde melekler denmektedir). Bu varlıklar insanların gelişimini üzerlerine vazife almışlardır. Bütün emeklerini bu amaca harcarlar ve bize rehberlik yaparlar. 
Bu yardımları büyük metapsişik bilginleri de yaşamışlardır. Özellikle Charles Richet, William Crookes, Gustave Geley gibi bu işin zirvesinde vazife almış olan varlıklar, rehber varlıklardan yararlanmak zorunda kalmışlar ve bunu da ifade etmişlerdir. Özellikle ektoplazmik tezahürlerde, rehber varlıkların yol göstermeleri olmadan herhangi bir ektoplazmik fantom meydana getiremediler. Bunları doğrudan doğruya medyomun şuuraltı yaratışı sandılar ve onu da telkin ettiler. İpnotik telkinle bunu günlerce denediler; belli bir tipi ve simayı medyoma empoze ettiler: “Sen şunu hafızana alacaksın, şuuraltına yerleştireceksin ve bunu ektoplazmik bir celse sırasında, adeta çamurun bir heykeltraşın elinde şekil bulması gibi ektoplazmaya bu şekli vereceksin.” Kesinlikle başarılı olamadılar. 
Aynen “Nerede iki kişi varsa, üçüncüsü benim.” ifadesiyle İncil’de belirtildiği gibi, nerede küçücük bir organizasyon kurulsa bir ruhsal sistem oradaki bütün bağları kuruverir. Bu her psişik çalışmada da geçerlidir. Fiziksel organizasyonlar kurmak değil, o iki fizik varlık arasındaki psişik organizasyonu sürdürmek çok önemlidir. Buna sevgi bağları diyoruz. İnsanlar birbirini sevip sayarsa, birbirlerinin insani değerlerini bilirlerse, o zaman o fiziki organizasyon yürür. 
Beden olarak birarada olmaktan ziyade, o bedenleri birarada tutan manevi bağlar, psişik ve yüksek seviyeli ruhsal karakter taşıyan etki alanları önemlidir. İşte o etki alanlarının spiritik yönden ifadesi de rehber varlıklar, hami veya koruyucu varlıklardır.

HABERCİ RÜYALAR

İşte önceden görme meselesi de varlıkların kendi liyakatlerine, gelişimlerine uygun olarak rehber varlıkların o kişilere bazı bilgileri rüya tarzında sunmalarıdır. Bazılarının trans, bazılarının içinin saflığından yararlanarak vizyonlar, kelimeler, düşünceler, hisler tarzında bilgiler aktarılmaktadır. 
Haberci rüyaların en büyük niteliklerinden bir tanesi de çok ısrarlı oluşudur. Hiç farkında olmayız ama üzerimizde adamakıllı bir tesiri olur, hep hatırımıza gelir. Onu unutamayız, kendisini bize hatırlatır durur. Hatta üzerinde durdukça da, eğer sembolik bölümler varsa bunlar sembollerinden çıkar ve işin aslı görünür; bize anlatmak istediğini anlarız. 
İslamın peygamberi Muhammed de asıl büyük peygamberliğini önce rüyalarla almaya başlamıştır. Kendisini kendisine tanıtmak ve vazifesine ikna etmek için sürekli rüya gösterilmiştir. Her seferinde rüyaları çıkmıştır. Rüyasında bir taşın yerden kalkıp camın üstüne düşerek camı kırdığını görmüşse, bu aynen gerçekleşmiştir. Bu tür sarih denilen, doğru rüyalarla işe başlamıştır, ki bu üzerinde çok düşünülmesi gereken bir konudur. 
Rüyalara çok değer vermek gerekir. Onlar bizim kendi kendimizle, yücelerle, hamilerle, ölmüş yakınlarımızla, kozmosla olan diyaloglarımızdır. 
Eski çağlardan beri rüyaları ikiye ayırmaya çalışmışlardır. Örneğin Homeros onları yalancı ve uyarıcı rüyalar diye ikiye ayırmaktadır. Şöyle diyor: “Rüyalar insana iki kapıdan gelir. Biri siyah boynuzdan, diğeri de beyaz fildişinden yapılmıştır. Siz beyaz fildişinden gelenlere bakacaksınız. Siyahtan gelenler sizin işinize yaramaz. Onlar yalancı rüyalardır.” Homeros, yalancı rüyalarla şuuraltı tarafından bozulan veya başka varlıklardan telepatik yolla alınıp dejenere olmuş sembolleri ifade etmek istiyor. İslamda bunlara “şeytani rüyalar”, diğer türe de “rahmani rüyalar” denir. 
Rüyaları böyle şeytani veya rahmani şeklinde ayırmanın bir anlamı yok. Aslında psikoanalitik tedavide rüyalar aracılığıyla insanların ruhsal dünyalarına girmek isteniyorsa, şeytani denilen rüyalar daha ilginçtir. Varlığın şuuraltındaki bozukluklar, dejenerasyonlar, oturmamış halleri, peşinde olduğu şeyler o rüyalarda harita gibi karşımıza çıkar. 
Bütün mesele rüyaların bize anlatmak istediğini en doğru şekilde kendimizin tasvir ve tahlil etmesidir. Bir hekimin bile tahlil etmesi mümkün değildir, çünki önüne belli kalıplar verilmiştir Freud tarafından; “şu böyledir, bu böyledir, buna sığdı, şuna sığmadı at dışarıya” şeklinde. Bu yüzden psikoanalistlerin rüyalarla yaptığı tedaviler yerine oturmamıştır. Nitekim buradaki yanlışlığı Jung büyük bir mücadeleyle ifade etmiştir. Arşetipik olarak, kolektif şuur anlayışındaki ortak sembollerin önemini anlatmış. Çünki bütün insanlığın kendi geçmişinden getirmiş olduğu belirli ifade şekilleri vardır ve bunları her toplum veya insan hep aynı şekilde ifade edebilmektedir. Bunlar üzerinde durularak gelecekte daha yeni şeyler yapılacaktır.

RÜYALARLA TAŞINAN MESAJLAR

Bizi ilgilendiren, rüyaların taşıdığı mesajdır: Bunlar neler vermiştir, neler göstermiştir, ne kadar sıklıkla olmuştur? Özellikle haberci rüyalar, telepatik şekilde insandan insana nasıl naklolur? Mesela, birisinin gördüğü rüyayı, yüzlerce kilometre uzaklıktaki insanlar da görebiliyor. Cinsiyet farkı, milliyet, kültür ve inanç farkı olmasına rağmen insanlar aynı rüyayı görebiliyor ve olay gerçekleşebiliyor. 
Bunların en ilginç olanlarından bir tanesi İngiltere, Aberfan’daki büyük kömür kitlelerinin kaymasıyla ilgili olanıdır. Olay gerçekleşmeden 15 gün öncesinden başlamak suretiyle 1 gün kalana kadar en az 30 kişi olayı aynen görüyor. Nasıl koptuğunu, yağmur yağdığını, kömür ala ala altı oyulmuş yörenin üstüne nasıl çöktüğünü, kömürlü toz tabakasının kentin içine girdiğini, bir okulu olduğu gibi kapattığını rüyalarında görüyorlar. Okulda en azından 120 çocuk boğuluyor.
Görenlerden 9’u uyanıkken vizyon halinde alıyor, 21’i ise rüyasında görüyor. Her iki yol da kullanılmış. O kişilerin çoğu bunları yazıp belediyeye yollamışlar. Elbette sonradan, “Size bu kadar ihbar yapıldı. Niye tedbir almadınız?” diye belediye epey zorlanıyor.
Başka bir örnekte de, bir kadın, rüyasında kilisenin yanacağını görüyor ve kızı da kilise korusunda çalışmaktadır. O gün yollamıyor ve gerçekten de yangın çıkıyor. Yazgıysa mutlaka başa gelir çekilir diye bir şey yoktur; bazı konularda insan gereken tedbiri alabilirse sıkıntılı durumlardan kendisini kurtarabilir.
Charles Richet, prekognisyon konusunda şunları söylüyor: “Varılan yegane sonuç, önceden bilmenin (prekognisyonun) mevcut olduğu sonucudur. Bu gücün olağan dışı ve görünürdeki acayip yanını kesinlikle kabul etmemiz gerekir. Çünki bu akıl almaz ve görünürdeki olağan dışılık bilime tamamen ters düşen bir iş. Bilim böyle bir şeyi kabul etmez. Ama bunun olağan dışı, akıl almaz olduğunu kabul etmek zorundayız.”
Ünlü psikolog doktor Stanley Krippner’in de rüyalarla ilgili araştırmaları vardır. Kendisi ABD’deki Maimonides Hastanesinin Rüya Laboratuvarı müdürüdür. Çok sıkı kontroller altında yapılan incelemelerde rüyaların telepatik özellikleri öğrenilmiştir. Deneylerde rüyaların bir insandan başka bir insana nakledilebildiği kanıtlanmıştır.
Yukarıda sözünü ettiğimiz Aberfan olayı için şu sorulabilir: Madem depremleri, yanardağların patlayacağını, çok büyük atmosfer olaylarını önceden hissedenler ve algılayanlar var, o halde acaba biz insanlarda sismografik aletler mi var? Kayda alıyor, işaretliyor ve onun böyle olduğunu gösteriyor bize. İnsan varlığı bir sismograf gibi mi çalışıyor? Hepimizde böyle bir yetenek var, ama bunun farkında değiliz ya da işletmek istemiyoruz. Konsantrasyonumuz bu yönde değil. Kendi amaçlarımızı başka şeylere bağlamışız.
Bazı rüyalarda da bizimle hiç ilgisi olmayan meselelerle karşılaşabiliriz. Özellikle ruhsal kozmosta, belli bir titreşimde bazı yayınlar olmaktadır. Kaçak yayın yakalar gibi, arada bir bunları yakalayabiliriz. Bu şekilde yarım yamalak bilgiler elde edilebilir. Ve bunlar çok ikna edici, sağlam bilgilerdir. Ondan sonra o insanlar falan zamanda filan olacak diye iddia etmeye başlarlar: Kıyamet şu zamanda kopacak, şu yerde sel olacak vs. O zaman gelir, ama hiçbir şey olmamıştır. Onlar zaten kendisine verilmiş bir haber değildir; başka bir yerden, daha üst seviyeden yapılan bir komünikasyonun arasına girmiş ve kaçak yayın almıştır. Eskilerin tabiriyle “kulak hırsızlığı” yapmıştır. Üstüne bir de kendi yorumunu, kendi tasvirlerini katmıştır.
Şunu kesinlikle biliyoruz ki, Yüce İdare Mekanizması yapacağı işleri varlıklara söylemez. Yeryüzünde yaşayanların hiçbirinin o plandan haberi yoktur. Yeryüzünde en yüce varlık bile, kendisinden iki kademe yukarıdaki bir varlığın niyetinin ne olduğunu bilemez. Kendileri lütfeder verirlerse, onun da veriliş yolları, şekli vardır. Onun doğru bir kaynaktan geldiğini biliriz. O zaman ona göre davranmak gerekir. Yoksa kendi vicdanımızdan ve kendi bilgimizden başka bir şeye itibar etmemeliyiz. Özellikle vicdanımız bize muhakkak doğruyu söyler.

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru