23.04.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
RÜYALAR-2-  

Rüyalar-2-

Ergün Arıkdal

Rüyalarda belli başlı üç büyük mekanizma çalışır. Bunlardan bir tanesi fizyolojik mekanizmadır. Yani insan bedeninde oluşan her türlü işlevin şuuraltıyla bir ilgisi vardır. İşlevlerdeki bir aksaklık fizik bedenin dışına bir mesaj yolladığı gibi, şuuraltına da bir mesaj yollar. Örneğin midemizin bir rahatsızlığı, ağrı ya da kızartı şeklinde fizik bedenin dışına vurabildiği gibi, içeriye, şuuraltına da mesaj gider. Beden için şuurlu işlevle şuursuz işlevi ayırt etmek mümkün değildir. Bu nedenle her iki tarafa da mesaj yollanır.

RÜYALAR VE ŞUURALTI SEMBOLİZMİ

Bizler fizik plana çıkan mesajları biliriz. Örneğin dişimiz ağrır, benzimiz sararır, midemiz bulanır, halsizlik hissederiz. Bunları doktora giderek düzeltmeye çalışırız. Ama bazı mesajlar vardır ki, bunlar fizik plana ulaşamaz, ama şuuraltına ulaşır. Orada sembol haline dönüştüğü zaman bizler farklı rüyalar görürüz. Ve bu semboller ele alınarak yorumlanabilir. Birçok psikolojik ekol, çeşitli teorilerle bu konuyu ele alıp işlemeye çalışmışlardır. Şuuraltı sembolizminin insan bedeniyle olan ilişkisi hangi merkezdedir, ne kadar güvenebiliriz, ne yaparız vs. tarzında büyük ekoller halinde incelenmiştir. Nitekim henüz ağrılar ya da diğer fizyolojik belirtiler tarzında kendini belli etmemesine rağmen birçok rahatsızlıkların ve hastalıkların başlamış, gizli gizli ilerlemiş olduğu, o sembollerin, o uyarıların yorumuyla anlaşılmaktadır. 
Rüyalarımızın bir bölümü, bizim bedenimizden bize gelen mesajlardır. Ancak genellikle "hadi canım sen de" kültürüne sahip olan kişiler, "Çok yemişsindir, bir şeyin üzerine yatmışsındır, gazdan ileri gelmiştir, yemeği hazmedememişsindir." tarzında çeşitli yorumlar getirirler. Aslında durum böyle değildir. 
O tür yorumların aksine bu, dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bir defa oldukça belirli bir şey ki eğer gerçekten midenizi rahatsız edecek kadar abur cubur yemiş, zamansız, hazmına imkan hazırlayacak bir zaman bulmadan uyuyup, kabuslar görmeye başlamışsanız, bundan daha büyük kanıt olamaz. Yani mide kendi rahatsızlığını dışarıya ağrılar halinde vuramıyor, ama sizi rüyanızda iyice azarlıyor ve korkutuyor. "Sakın bir daha böyle yemek yeme." mesajını bu dille yani kabus diliyle veriyor. Bunun bir daha yapılmaması için sembolleştirerek gayet güzel bir biçimde anlatıyor. Birçok insana "Artık ağır yemeyin." diyerek yemek işini düzene sokturuyor. İşte mesaj yerine ulaşmıştır. 
Burada böyle bir durum söz konusu ise, başka bir şey için de aynı durum söz konusudur. Bir insülin salgısının, bir böbreküstü bezinin azalıp çoğalması ya da başka bir olay da bizde çok çeşitli rüyalar oluşmasına neden olabilmektedir.

GÜNLÜK YAŞAYIŞIMIZIN YANSIMALARI

İkinci bir rüya şekli fizyolojik rüyaların dışında olan rüyalardır. İnsanın günlük yaşamı içerisinde, (ki bu bir ya da birkaç günü ya da bir ayı kapsayabilir) dikkatli bir şuurla değil dikkat etmeyen bir şuurla yaşadığı birçok olay insanın şuuraltına iner. Buna "kendiliğinden çalışan şuur" diyelim. Şuuraltımıza inen bu mesajlar genellikle etik, yani bir bakıma manevi ve ahlaki değerleri olan bu tip kavramları, tartışmaları taşıyan bazı olaylardır. 
Bunlar duygusal, ahlaki hatta siyasi yaşamımızdan gelen, bir bölümü cinsel yaşamımızdan gelen etik değerlerin hepsini içine alan birtakım iç mesajlardır. Bu mesajlar da bizim şuuraltımıza inerler. Orada kendimiz, yani özümüz tarafından, şuuraltını yöneten asıl benliğimiz tarafından vicdani bir tartışma içerisinde de bir mücadele, bir çalışma biçimi vardır. Bu kaynaktan da çok önemli rüyalar oluşur. 
İnsanlar normal durumlarında, uyanık şuur hali içerisinde birtakım sorunları kontrol etmez, onları düşünmez, vicdan azabı ya da pişmanlık duymaz. Büyük bir çoğunluğuyla insanlar günlük yaşamlarında bunları bastırabilir ve göğüsler. Vicdan sesimizi kaale bile almayız; çeşitli gerekçeler bulabiliriz. Onları mantığımıza uydurur, akli hale getiririz. Ama öyleleri vardır ki, bunlar tümüyle şuuraltımıza intikal etmiştir. Ancak mantıksal hale getirmiş olmamıza rağmen gerçek içimiz, gerçek varlığımız bundan tatmin olmamıştır. Çünki üstünkörü bir şeydir; bundan memnun değildir. Memnun olmadığı için vicdan mekanizmasıyla birlikte şuuraltı, daha derin bir muhasebeye girer. Artık orada herhangi bir şeyin yan tarafa atılması, ertelenmesi ya da "Sen yoksun." demesi mümkün değildir. 
Orası serbest bir alandır, orada her şey ne ise öyledir. Hatta bazen ne ise öyle olmanın da dışında, fikirlerin kendilerini kuvvetle kabul ettirme arzusu vardır ki, o zaman bunlar çok daha güçlü birtakım sembollerin ve şekillerin içine girebilir. Böylece birtakım kabuslar görülebilir. İnatla, hep ardı ardına gelen, korkutucu ve ağlatıcı imajlar oluşur. Burada bir iç mücadelenin sergilenmesi söz konusudur.

ŞUURDIŞI TELEPATİK ALIŞ VERİŞLERİMİZ

Bu konuma aynı zamanda şuurdışılar arasındaki iletişimi de katmamız gerekir. Biz toplum içinde yaşarken, normal düzeyde kendi aramızda doğrudan doğruya böyle bir telepatik alış veriş yapmayız. Yani görünürde telepatik bir alış veriş yoktur. Ama şuurdışı dediğimiz durumda aramızda müthiş bir iletişim vardır. Biz bunun farkında değilizdir. Çok nadiren rastlaşırız. O da İlgi Yasası'na uygun olarak kendimizde var olan birtakım titreşim düzeyleriyle diğerlerinin şöyle bir rezonans haline geldiği nadir anlarda, birbirimizden bir şeyler alıp vermemiz mümkündür. Bazı şeyleri dostane sezmemiz, daha önceden kavramamız mümkündür. 
Ama her zaman bu rezonans halini, yani karşılıklı titreşim gücünü koruyamıyoruz. Çünki herkesin kendine göre bir epröv yaşamı vardır. Şuurunu sürekli size yoğunlaştıramaz; sizi, sizin gibi düşünemez. Nitekim haklıdır, çünki kendi işleri vardır. Yıllarca derin sempati duyamaz. Bu durum İlgi Yasası gereğidir. 
Şuurdışı, yani fizik bedeni aşan bir şuurun üst kısmı, kozmoza açılan bir kısmı dediğimiz olayda bunların arasında büyük bir bağlantı vardır. Sevgi, bu şuurdışı arasında dolaşır. Yoksa herkesin sadece dokunmak yoluyla, beş duyusu kanalıyla birbirini sevmesi mümkün değildir. Gerçek sevgi, gördüğü, beğendiği için dokunup temas ettiği için, sıcaklığını duyduğu için ya da tatlı dilinden dolayı değildir. Gerçek sevgi o şuurdışının birbiriyle olan derin girişiminden doğar. Kuşkusuz mümkün olduğu kadar bunları fizik bedene, kavranabilecek, anlaşılabilecek, algılanabilecek bir düzeye indirebilirsek, işte o zaman o köklü, şaşmaz, güvenen ve her şeyi yapabilecek olan gerçek sevgi ortaya çıkar. 
Bu gerçek telepatik akım sırasında da varlıktan varlığa çeşitli bilgiler, duyumlar aktarılır. Telepatik rüyalar biçiminde incelenen bu olaylarda rüyalarımız oldukça önemli bir yer tutar. Hatta bunların sembollerini çözmemiz bile mümkün değildir; çok değişik çok garip rüyalardır. Çünki bunlar, gerçekte bize ait semboller değildir. Biz onları başka varlıkların aktarmasıyla almışızdır. O bilgiyi anlamışızdır, ama bunu ifadede güçlük çekeriz. Çok değişik anlamlarla ifade etmeye çalıştığımız bu tip rüyalarımız şaşırtıcı rüyalardır ve oldukça da fazladır.

HABERCİ, EĞİTİCİ RÜYALARIN OLUŞUM BİÇİMİ

Üçüncü bir tip rüya vardır. Bunlar, artık bizim tümüyle beden dışı yaşamımızla ilgili, asıl büyük, geniş, yüce yaşamımızla ilgili ilişkilerimizden doğan rüyalardır. Yani spatyoma geçişlerin sonucunda bazı bilgilere ulaşırız. Çünki uyku ötealeme, ruh dünyamıza, asıl dünyamıza açılan küçük bir vasistas gibidir. O tarafa gidişler olur. Rüyaların büyük bir bölümü de buradan bize gelir. Bunlar haberci, uyarıcı, geçmişi ya da geleceği bildiren rüyalardır. Hepsine birden haberci ya da eğitici rüyalar da denilebilir. 
Eğitici rüyaların çok büyük bir bölümünden, belki yüzde 98'inden bir şey öğrenmiş olmanın, bir gerçeğe ulaşmanın lezzet ve tatminiyle uyanılır. Ama, "Bu gerçek neydi? Bunu bana bir cümleyle anlatır mısın?" derseniz anlatamaz. "Ancak o gittiğim yerde bana öyle bir şey öğretildi ki, öyle bir şey almışım ki tam benim istediğim bilgiymiş; ben de bu bilgiyi aldım." der. Ve onun hazzı, onun huzuru ile uyanır. O durum bütün gün böyle devam eder. İşte bu, eğitici rüyadır. 
Rüyalar bir degajman halidir, yani ruh ve beden ilişkisinin gevşemesidir. Yeryüzünde birtakım bilgileri edinmek için bedenlenmiş olan varlık, bir vasistas gibi açılan pencereden kendi ruh dünyasına, fizik bedenin ötesine geçtiği zaman, orada tüm bunların sentezini yaparak belki belirli bir yaşam içerisinde henüz sonuca vardıramadığı birtakım olayların kendisine açıklanması, sonucuna vardırılması söz konusudur. Yani, "Senin yaptığın tüm bu tecrübelerin sonucu işte sen bu durumdasın; bunları elde ettin." tarzında o bilgiye kavuşmak zaten varlığın isteğidir ve amacı da budur. O bilgiyi aldıktan sonra ve onun kendisine vermiş olduğu büyük huzurla gerisin geriye döndüğünde müthiş bir coşkuyla uyanabilir.

HABERCİ RÜYALARI KONTROL EDEMEYİZ

Haberci rüyalar da birkaç amaç taşırlar. Bir tanesi, insanın kendisinin ne durumda bulunduğunu göstermek içindir. Bir diğeri kendisine bu bilgiyi verenin, bu haberi, bu kehaneti veren kaynağın kendisinden, insanlardan ve insan şuurlarından ne dereceye kadar farklı ve daha kapsamlı olduğunu gösterebilmek içindir. 
İnsanlara geleceğe ait bir bilgi veriliyorsa, bu hiç yoktan ortaya çıkmış bir gelecek değildir. İnsanın önleyemediği olaylar rüyada kendisine gösteriliyorsa aslında olağanüstü güzel bir bilgi verilmektedir. "Bunlar senin atmış olduğun adımlar ve seni işte buraya kadar getiriyor." anlamındadır. Sebep-sonuç zincirinin küçük bir bölümünün kendisine gösterilmesidir. Hiçbir şekilde bir üstünlük gösterisi değildir. Sadece bir edep meselesidir. Ona bu bilgi veriliyor. Yani, "Sen attığın adımların yüzünden şöyle bir sonuca layıksın; bunu bilesin.. Hiç kimseyi suçlaman gerekmez, çünki her işi yapan kendinsin. İşte yürüdün, şimdi buradan geçiyorsun. Şimdi de şuradan geçip gideceksin."
Haberci, bilgi verici ve bir de bizim kendi iç muhasebemizle ilgili rüyaları kontrol etmek mümkün değlidir. Orada bizim isteklerimiz geçerli olamaz. İnsan orada kendi kendine yalan söyleyemez, çünki işi yöneten, beden şuuruyla hareket eden, geçici de olsa bir serbestlik elde etmiş olan varlık, yani ruh söz konusudur. Varlık orada kendi kendine herhangi bir yalan uydurumaz; çünki kontrolden amaç budur. Yani her şeyi olduğu gibi, apaçık bir şekilde kontrol eder ve yapar.
İşte rüyalarda gördüklerimizi, olmadan önce kontrol altına alamıyorsak bir nedeni var kuşkusuz. Zaten bu tip haberci rüyalar kontrol altına alınmak için değildir. Ama fizyolojik rüyalarımızı kontrol altına alabiliriz. Az yemek yiyerek, sağlıklı kalarak, midemizi şişirmeden yiyerek vs... Üstünüz açık yatarsanız şöyle, başınız yastıktan düşmüşse böyle olur. Kolunuzun üzerine yatmışsanız kolunuz uyuşmuştur. O sırada rüyanızda elinizi bir köpek ısırır. Kalkip bakarsınız ki elinizin üstüne yatmışsınız, sonuçta da uyuşmuştur. Mesajı böyle verir; başka türlü uyandıramaz. Böyle rüyaları bu şekilde kontrol altına alabilir, yönlendirebilirsiniz.

SEBEP-SONUÇ ZİNCİRİ RÜYALARDA KIRILABİLİR

İnsan gerçekten olaylara engel olamaz. Bizler sebep-sonuç zincirini bozacak kadar güçlü değiliz. Ancak sebepleri belirlerken çok dikkatli olmamız gerekmektedir. Yoksa sonucu değiştirecek kadar güç sahibi değiliz. 
Bedende yaşayan bir insan doğrusal olarak, tren yolu gibi gitmek zorundadır. Bir ara istasyona varmak için başka bir ara istasyondan geçmek zorundadır. Ancak daha üst bir planda, dünya realitesinin dışında bulunan bir varlık için bu durum geçerli değildir. Ona göre sebep olmadan önce sonuç belli olabilir. Bizler için çok mantıksız bir yasadır bu. Şu anda bu tür bir yürüyüşe giremiyoruz. O sebep, o sonuç, bu sebep tarzında halka halka iç içe girecektir. Ama başka bir boyutta, fanusun dışında bulunan bir varlık, sebepler oluşmadan sonuçları görebilir. 
Eğer siz şuur düzeyi bakımından üstün bir duruma geçebiliyorsanız, yani beş duyunun dışında bir algılama yeteneğine sahipseniz; normal fizik kurallara ve yasalara, özellikle Sebep-Sonuç Yasası'nın demiryolu gibi tek bir hat üzerinde gitmediği bir plana geçtiğiniz zaman, daha ortada sebep yokken geleceği görebilirsiniz. 
Bizler rölatif bir dünya içinde yaşıyoruz. Her şeyimiz göreceli; bu nedenle her şeyimiz değişebilir. Ama varlık bu rölatif sistemin dışına çıkıp da rölatif olmayan bir sisteme geçerse, orada elde etmiş olduğu bilgiler, rölatif sistemdeki bilgilere daima baskın çıkar. Çünki aşağıda olanla yukarıda olan birbirine benzer. Bu da bir Okült Yasa'dır. Orada elde edilen bilgi burada uygulanacak demektir. İşte geleceği bildiren haberci rüyalarda bunları bize öğretiyorlar. Bunun yüzlerce, binlerce örneği vardır. 
Geleceği söylemek için mutlaka mistik bir insan olmaya gerek yoktur. Nitekim fotoğrafçılıkla uğraşan, üstelik bir aile sahibi olan Edgar Cayce hiç de mistik olmayan tipik bir Amerikalı'ydı. Bu kişinin söylediği hiçbir şeyin tersi olmadı. Ortada sebep yokken sonuçları söyledi. Örneğin, daha 1936'da Sovyetler Birliği'yle ABD'nin dost olacağını, Rusya'da komünizmin kalkacağını söylemiştir. Ve kanıtlar ortadadır. Demek ki size bu bilgileri verebilecek olan büyük ruhsal otoritelerin güvenini kazanmış, o işi yapabilecek ehliyetini kanıtlamış varlık olmak yeterlidir. Mistiğin, şu ya da bu dine mensup olmasına hiç mi hiç gerek yoktur. Çünki tüm bunlar rölatiftir. Yeryüzünde var olan her şey derece derece rölatiftir. Ama muhakkak değişmeye mecbur olan gerçeklerdir. "Halden hale geçirilirsiniz." uyarısıyla belirtildiği gibi tekamülle başkalaşma ve değişme, zorunlu bir durumdur. 
İnsanlık şuur ve vicdan bakımından, her bakımdan ilerliyor. Hiçbir kurum buna engel olamaz.

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru