17.10.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
TELEPATİ VE KİRLİAN FOTORAFÇILIĞI  

Telepati ve Kirlian Fotoğrafçılığı 

Telepati bilimsel olarak ortaya konmuş olmasına rağmen, şu sorular ortalarda dolaşmaktadır: O nedir? Enformasyon nasıl nakledilir? Belirli bazı kimseler diğerlerine nazaran niçin daha telepatiktirler? Bazıları niçin imajları alır da diğerleri hisleri alır?
Kirlian Metodundaki son deneyler bize bazı ipuçları verebilir. Yazarın bu ve daha birçok örneklere dayanarak belirttiğine göre, zihinsel durumumuz vücudumuzdan çıkan emanasyonları (ince ışınımları) gözlenebilir miktarda etkilemektedir. Ona bazıları ‘aura’, bazıları ‘biyo-enerjetik belen’, diğer bir kısım insanlar da ‘enerji beden’ derler. Klervoyanlar bunu renkli eterik bir ortam olarak gördüklerini söylerler. Hassas kimseler de değişik resimler tarzında bunu algıladıklarını söylerler.
Bilimsel dünya ile olan bağlantılar kabul edilmiş tahminlerin eksikliğine bağlı bulunmaktadır. En önemli sürçme taşlarından birisi doktorun ya da psikiyatrisin ‘zihni’ kafanın içinde bir yerde göze görünmez bir kısım olarak kabul etmesidir. Bunun yanında bir medyom ise, insan bedenini ruh dünyasıyla maddesel dünya arasında bir transformatör olarak görür. İnsan bedeninin şuurun merkezi olduğunu söyler. Bunun tersi değil. Bunun anlaşılması için gerekli olan imajinatif safha ise eğitim sistemimizin tabiatından dolayı daha da zor hale getirilmiş durumdadır. Fakat okuyucu konuyu yazarın ele aldığı tarzda düşünürse iş çok daha kolaylaşacaktır. Bu enerji bedenin çeşitli özellikleri vardır.
1. Onun etkileri uzaklıkla yok olmaz. Avustralya’daki bir adamla irtibat, bitişik odada bulunandan daha zor değildir. Gerekli olan yegane faktör bir ‘bağlantı’dır. Bu, herhangi bir obje tarzında olabilir: bir tutam saç, bir resim daha doğrusu o kimseyi hatırlamanıza, gözünüz önünde canlandırmamıza yarayan herhangi bir şey. Uzaya bağlı bulunan altıncı duyumumuz değil, sadece beş duyumumuzdur. Bizi tanıyan diğer insanlarla emanasyonların karışmasını nasıl önleyeceğiz? diye bir soru akıllara gelebilir. Bunun iki cevabı bulunmaktadır: Birincisi: Bizim zihnimizin bir filtreleme özelliği vardır. Bununla parazit gürültü elimine edilir. İkincisi: Yaratıcı bir şekilde hareket ettiğimiz zaman vibrasyon ve şuurumuzun dünyaya bağlı seviyelerini yükseltiriz. Hürriyetin yolu sadece yukarı doğrudur yatay veya aşağı değildir. 
2. Enerji bedenin ikinci özelliği ise, daha hassas olanların veya daha kuvvetli bağlara sahip olanların akort olabilmelerine rağmen, belirli bir yere kadar zamandan bağımsız oluşudur. Freud ve Jung’un bu konudaki tutumlarını yansıtan yazıları okuyucunun şimdiye kadar okumuş olması gerekir. Bu sadece zihnin içine iki’nin getirilmesiyle yapılmıştı. Sık sık, bir şeyi deneme zahmetini üzerimize almayız, çünkü yapabileceğimize dair inancımız yoktur. Bu bakımdan yaratıcı imajinasyonlarımız baskı altına alınmıştır. Bir şey yapamayacağımız bize söylenmiştir. Bu negatif telkin benliğinizde kolsalar gider... İşte bu, bizimle yeni boyutlar arasında bulunan yegane engeldir.
3. Diğer insanların enerji bedenlerinin bizim fizik bedenin üzerinde direkt bir etkisi vardır. Zaman zaman etrafımızdakilerden, “Tepeden tırnağa kızardım, sarardım.” “Midem bulandı.” “Boğazım kurudu.” “Tüylerim diken diken oldu.” gibi ifadeleri duyarız. Bu sık sık başka birisinin yanında ortaya çıkan durumlardır. Bunların olması içinde herhangi bir şeyin söylenmiş olması, bir konuşmanın geçmiş olması gerekmez. Önemli olan o kimselerin yanında bulunmuş olmaktır. Bu da bizi, enerji bedenlerimizin gece gündüz durmadan neşriyatta bulundukları sonucuna götürür. Beden diğer insanlara devamlı olarak bizim nasıl ve kim olduğumuza dair bir enformasyon akımı göndermektedir. Bir bakıma hiçbir şeyimizi başkalarından gizleyemeyiz, dolayısıyla gizlilik, saçma bir mefhum olmuş olmaktadır.. 
   

      Yazarın öğrenmiş bulunduğu en önemli ezoterik kanunlardan biri bir düşüncenin söylenmesi ya da herhangi bir şekilde ifade edilmesi, önemli bir aksiyondur.
Bir şey söylemek ya da düşünmek dünyaya bir düşünce-formu çıkarır. Bu düşünen formu ki asla yok olmayacaktır. Yayın mekanizması şifada ve telepatide aynıdır. Dünyayı çevreleyinceye kadar vibrasyonlar devam eder durur. Bu bakımdan onun esasıyla kişilik arasında asla bir kontrast söz konusu olamaz. O, eterik bedeni ve kişiliği uyandıracaktır. Bunun zıttı da keza doğrudur. Bu bakımdan görüleceği üzere, gerçekleri konuşmak gerekmektedir başkalarının yanında. Böyle bir hareket kuvvetlendirmek ve şifa bakımından çok kıymetlidir.
Bilim adamı yukarıdaki satırları psikolojik bir yanılgı olarak nitelendirebilir ve “imajları ve duyumları ortaya çıkaran sadece bizim şuuraltımızdır. Herhangi bir transmisyon söz konusu olamaz.” diyebilir. Yazar bunun zıttının delillerini ortaya koyabilir. Önce işe bir Amerikalı araştırıcı olan Cleve Backster’in hikayesiyle başlayalım: Bilindiği gibi bu araştırmacının bitkilerin duyumlarının aletlerle ölçmek gibi çalışmaları vardır. Bitkiler üzerinde yaptığı bu denemelerde kullandığı cihazlar insanlarda yalan söyleyenleri ortaya çıkarmakta da kullanılmaktadır. Backster, bitkilerin kendisinin çeşitli zhinsel durumlarına karşı tepkide bulunduklarını anlamıştır. 

Mesela, bitkinin bir tarafını yakmak istediği zaman, daha doğrusu böyle bir şeyi yapmaya karar verdiği an bitkilerin tepkisini yukarıda bahsedilen aletlerle ölçmeye başarmıştır. Backster bitkilerin bulunduğu yerden ne kadar uzakta bulunursa bulunsun, sonucun değişmediğini yani bitkilerin duyarlılıklarının azalmadığını da anlamıştır. Buradaki bağlantı mekanizması, bir kimsenin bitkilerle ilgili olarak heyecansal bir tutum içine girdiği andan itibaren işlemeye başlamaktadır. Hatta Backster bitkiler vasıtasıyla kendi garaj kapısını açmayı bile denemiş bulunmaktadır. Eğer böyle bir şey bitkilerle insanlar arasında söz konusu ise iki insan arasında niçin mümkün olmasın. Bundan daha ileri olmak üzere iki insanın arasındaki telepatik bağlantı daha ne kadar geliştirilebilir? Burada bana kalırsa, en esaslı sınır, ‘itimatlarımızın yetersizliğidir. Herkesin telepati ve şifa yetenekleri (kullanılmadığı için) pasif halde saklı durmaktadır. Çünkü genellikle şimdiye kadar hiç kimse onlara bu gibi duyumlarının da bulunduğunu ve istedikleri zaman onları kullanabileceklerini söylememiştir. İş görüldüğü gibi bu kadar da basittir.
İlim adamı tabiatın bütün haberleşme sistemlerini bilediğini itiraf ve kabul ederse kendisini yeni araştırmalara daha kolaylıkla adapte edebilir. Böyle bir tutum, yaratıcı bir diyalogun kurulmasına, peşin hükümlerden uzaklaşılmasına ve de medyom ile bilim adamının çekinmeden birlikte çalışmalarına yardım edebilir. Bu durumun yavaş yavaş ortaya çıkmakta olduğunun delillerini sağda solda görmekte olduğumuzu da belirtmek istedim. 

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru