16.08.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
ANNELER GÜNÜ İÇİN ÖZEL SEÇMELER  

ANNELER GÜNÜ İLK KUTLAMA

"Amerika´da dokuz yaşındaki Anna Jarvis adında bir kız çocuğunun  bir gün annesi vefat etmiş. Anna çok üzülmüş ve günlerce ağlamış.
Ertesi yıl, annesinin öldüğü günün birinci yıl dönümünde, mezarına çiçeklerle gitmiş. Annesini sevindireceğini düşünüyormuş. Bu davranışı herkesi duygulandırmış. O günden sonra bu bir gelenek olmuş. Ve Mayıs ayının ikinci günü Anneler Günü olarak kutlanmaya başlamış."

 

ANNELER GÜNÜ SÜRPRİZİ

Evin iki yaramazı Anneler Günü´nde sabah erkenden annelerinin yanına koşarak "Anne bugün senin günün, kahvaltıyı biz hazırlayacağız !"demisler...
Anneleri de gayet mutlu bir şekilde "oooh ne g,üzel bir sabah,  kahvaltım da ayağıma gelecek" diye yatmaya devam etmiş... derken...10 dakika geçmiş, 20 dakika geçmiş, gelen giden yok.. Şaşırmış, kalkıp mutfağa gitmiş.. bir de bakmış 2 küçük yaramaz sofrayı bir güzel kurmuşlar, afiyetle kahvaltı ediyorlar. 
Çocuklar annelerini görünce bir ağızdan bağırmışlar:
"Bugün Anneler Günü diye biz kendi kahvaltımızı kendimiz hazırladık!!!!"

 

EN GÜZEL ANNELER GÜNÜ HİKAYELERİ

 

Doğumdan sonra yaşam var, ya sonrası?

Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri herşeyden habersizmiş. Haftalar birbirini izledikçe onlar da gelişmişler. Elleri, ayakları,iç organları oluşmaya başlamış. Bu arada, etraflarında olup biteni farketmeye başlamışlar. Bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış. Birbirlerine hep aynı şeyi söylüyorlarmış:

 

"Anne rahmine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika değil mi? 
Hayat ne güzel şey be kardeşim!"

Büyüdükçe, içinde yaşadıkları dünyayı keşfe koyulmuşlar. Öyle ya, hayatın kaynağı neymiş? İşte bunu araştırırken, karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan kordon çıkmış. Bu kordon sayesinde, hiçbir zahmet çekmeden, güven içinde beslenip büyütüldüklerini tesbit etmişler.

"Annemizin şefkati ne kadar büyük! Bize bu kordonla ihtiyacımız olan herşeyi gönderiyor."

Artık aylar birbiri ardınca geçiyor, ikizler hızla büyüyor, diğer bir  deyişle "yolun sonu"na yaklaşıyormuş. Bu değişiklikleri hayretle  gözlemlerken, bir gün gelip bu güzelim dünyayı terkedeceklerinin   işaretlerini almaya başlamışlar.

Dokuzuncu aya yaklaştıklarında, bu işaretleri daha kuvvetli hissetmeye başlamışlar. Durumdan telaşlanan ikizlerden birisi diğerine sormuş: "Neler oluyor? Bütün bunların anlamı nedir?" Öteki daha sakin ve aklı başındaymış. Üstelik, bulundukları bu dünya çoğu zaman ona yetmiyor; duyguları daha geniş bir alemi arzuluyormuş. O cevap vermiş:

 

"Bütün bunlar, bu dünyada daha fazla kalamayacağız  anlamına geliyor". Ve eklemiş: "Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz."

"Ama ben gitmek istemiyorum" diye haykırmış kardeşi. "Hep burada kalmak istiyorum."

"Elimizden gelen birşey yok. Hem, belki doğumdan sonra hayat vardır."

"Bize hayat veren o kordon kesildikten sonra bu nasıl mümkün olabilir ki?" diye cevaplamış öteki.

"Bize hayat veren kordon kesilirse nasıl hayatta kalabiliriz, söyler misin bana? Hem, bak bizden once başkaları da buraya gelmiş ve sonra da gitmişler. Hiçbirisi geri gelmemis ki bize doğumdan sonra hayat olduğunu söylesin. Hayır, bu herşeyin sonu olacak."

Bütün bunları söyledikten sonra eklemiş: "Hem, belki de anne diye birşey de yok!"

"Olmak zorunda" diye itiraz etmiş kardeşi. "Buraya başka türlü nasıl gelmiş olabiliriz, nasıl  hayatta kalabiliriz ki?"

"Sen hiç anneni gördün mü?" diye üstelemiş öteki. "O belki de sadece zihinlerimizde var. Bir annemiz olduğu düşüncesi bizi rahatlattığı için onu belki de biz uydurduk."

Böylece, anne rahmindeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla  geçmiş. Sonunda doğum anı gelmiş çatmış.

İkizler dünyalarını terkettiklerinde  gözlerini başka bir dünyaya açmışlar ve sevinçten ağlamaya başlamışlar. Çünkü gördükleri manzara hayallerinin bile ötesindeymiş...

 

ANNE DİYECEKSİN

Doğacak çocuk doğumdan bir gün önce Allah ile görüşür. Bebek,

- Allah´ ım dünyaya gideceğim ve orada ne yapacağımı bilmiyorum.

- Ben senin için bir melek yarattım ve o seninle ilgilenecek.

- Allah´ ım onların dilini bilmiyorum. Onlarla nasıl anlaşacağım. 
Nasıl iletişim kuracağım ?

- Senin için yarattığım melek, o sana sabırla onların dilini öğretecektir.

- Allah´ ım dünyada duyduğum kadarıyla çok kötülükler varmış. 
Onlarla nasıl başa çıkacağım bilemiyorum.

- Senin için yarattığım melek, seni canı pahasına kötülüklerden koruyacaktır. Merak etme.

- Allah´ ım sana tekrar nasıl döneceğim?

- Senin için yarattığım melek, bana nasıl döneceğini sana anlatacaktır.

Derken Melekler gelir ve dünyaya gitme zamanının geldiğini söylerler ve çocuğu 
Allah´ ın huzurundan götürürlerken bebek tekrar sorar.

- Allah´ ım benim için yarattığın meleğin adı ne?

- Adının önemi yok ama sen ona, ANNE diyeceksin.

 

TOPLAM BORÇ 14 DOLAR 75 SENT

 

Küçük oğlu annesine geldi ve ona kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı;

Çimleri biçtiğim için 5 dolar
Odamı temizlediğim için 1 dolar
Alışverişe gittiğim için 50 sent
Küçük kardeşime baktığım için 25 sent
Çöpü attığım için 1 dolar
İyi bir karne getirdiğim için 5 dolar
Bahçeyi temizlediğim için 2 dolar
Toplam borç 14 dolar, 75 sent

Anne, umutla kendisine bakan oğlunun elinden kağıdı aldı ve kağıdın arka yüzüne şunları yazdı;

Seni 9 ay karnımda taşıdım BEDAVA
Hasta olduğunda başında bekledim, elimden geleni yaptım, senin için dua ettim BEDAVA
Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm BEDAVA
Senin için geceler kaygı duyup, uykusuz kaldım BEDAVA
Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım giysilerini yıkadım, ütüledim BEDAVA YAVRUM
ve bunların
 hepsini topladığın zaman gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün, bedavadır çünkü...

Oğul annenin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu.

Annesine baktı, "Anneciğim seni seviyorum" dedi ve kalemi alarak bu kağıda

"HEPSİ ÖDENMİŞTİR" yazdı

 

 BİR ÂMÂ ÇOCUĞUN HASRETİ

 İşitiyorum, güneş pek güzel,çay kenarında suyun üzerine doğru sarkan çiçeklerin manzarası pek latifmiş...Ve nazik öten kuşların,havai böceklerin,uçuşu da görülecek şeylerden imiş.

İşitiyorum ki,geceleri gökyüzünde gizli ışıklar görünürmüş. Dalgaları göz yaşları gibi hazin olan deniz içinde dahi,beyaz yelkenli gemiler akıp gidermiş.  

İşitiyorum ki, çiçeklerin renkleri pek latif imiş. Dereler,dağlar, çayırlar, sular,ormanlar ve hususiyle fecir zamanları o kadar güzel, o kadar şirin imişler ki, bu kadar azamet ve ihtişama karşı insan,rabbine secdeler edermiş. 

Fakat ben, ne o gürültüsünü işitmekte olduğum denizi, ne o rengin çiçekleri, ne gökyüzünü, ne güneşi, ne o güzel meyveleri, ne kuşları, ne aydınlığı göremediğimden dolayı müteessir değilim. 

Hayır Allah’ım , hayır! Şu fani alemin güzelliklerinden hiçbirini arzu etmem. İlla!!. Heyhat..!.  Anacığımı göreydim..!

 

BEŞİKTEKİ KEDİ

 

Çocuğum geçen gün doğdu; 
Dünyaya normal yolla geldi.
 
Fakat yakalanacak uçaklar
 ve ödenecek faturalar vardı; 
Yürümeyi ben uzaktayken öğrendi.
 
Ve ben farkına varamadan konuşmaya başladı,
 
Ve büyüdükçe şöyle dedi,
 
Senin gibi olacağım baba,
 
Biliyorsun senin gibi olacağım.

Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık, 
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
 
"Eve ne zaman geleceksin baba?"
 
"Ne zaman olur bilmiyorum,
 
Fakat geldiğimde görüşürüz;
 
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz".

Oğlum geçen gün on yaşına girdi; 
" Top için teşekkürler baba" dedi;
 
" Gel oynayalım.
 
Bana nasıl vuracağımı öğretir misin?"
 
"Bugün olmaz " dedim,
 
" Yapacağım bir çok şey var".
 
" Problem değil" dedi, Ve yürüyüp gitti,
 
Fakat gülümseyişi hiç bir zaman sönükleşmedi,
 
" Onun gibi olacağım,
 
Biliyorsun onun gibi olacağım" dedi.

Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık, 
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
 
" Eve ne zaman geleceksin baba?"
 
" Ne zaman olur bilmiyorum ,
 
Fakat geldiğimde görüşürüz;
 
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz".

Bir önceki gün okuldan geldiğinde; 
Ona söylemek istedim,
 
" Oğlum seninle gurur duyuyorum, biraz yanıma oturur musun ?"
 
Kafasını salladı ve gülümseyerek,
 
" Asıl istediğim şey, baba, arabanın anahtarlarını ödünç almak;
 
Seni sonra görürüm, verir misin lütfen?" dedi.

Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık, 
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
 
" Eve ne zaman geleceksin baba?"
 
" Ne zaman olur bilmiyorum ,
 
Fakat geldiğimde görüşürüz;
 
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz".

Uzun süre önce emekli oldum, oğlum yanımdan ayrıldı; 
Geçen gün onu aradım.
 
"
Eğer bir mahsuru yoksa seni görmek istiyorum" dedim. 
"İsterdim baba,
eğer zaman bulabilirsem" dedi.

"Biliyorsun yeni işim çok karışık ve çocuklar nezle, 
Fakat seninle konuşmak gerçekten güzeldi baba,
 
Seninle konuşmak çok güzeldi".
 
Ve telefonu kapattığımda,
 
Onun bana benzediğini;
 
Oğlumun benim gibi olduğunu farkettim.

Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık, 
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
 
" Eve ne zaman geleceksin baba?
 
" Ne zaman olur bilmiyorum ,
 
Fakat geldiğimde görüşürüz;
 
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz".


EN GÜZEL ANNELER GÜNÜ ŞİİRLERİ

 

TUT ELİMİ ANNEM

 

TUT ELİMİ ANNEMTut elimi annem
Ah annem, canım annem.
Gül bahçesi istemem,
Yüreğini açtın ya
Yeter bana.Güllük gülistanlık benim için hayat...
Ama annem düşündün mü hiç?
Ya yorgun düşerse bu yürek.
Bakmaya bile kıyamadığım
Kokusuna dayamadığım güller
Solarsa bir hazan sabahı ansızın.
Nasıl bakarım anne gökyüzüne?
Dökülürken gözyaşların gökten.
Ve nasıl dayanırım bu acıya?
Dökülen her yaprak yüreğimi yaralarken.
Nasıl bakarım o viran bahçeye?
Bir kıvılcımda, yanar yüreğim.
Ama hiç bir yangın
 
Senin kadar sıcak değil be annem...
Nasıl da üşürüm sensiz,
Gözümden akan her damlada ne fırtınalar eser,
Ne firari hayallere dalar bu yaşlı gözler,
Ve akan her damla
 
Haykırır başıboş yalnızlığıma.
Hazan yelleri eserken annem
 
Bu körpe yüreğimde
 
Güneş açar mı hiç?
 
Mis gibi kokan bu menekşe,
 
Bülbüller şakır mı kahkaha ata ata?
 
Bahçedeki gülümüz,
 
Sümbül gibi büker mi boynunu yoksa?
 
Duyabilir miyim kanat çırpışını Turnaların,
Unutur musun beni annem?
 
Tembihler misin büyüklerin gittiği her yere gidilmez diye?
 
Bilirim korkarsın gelirim peşinden diye.
 
    


Kaf dağına gider miyiz?
Güler miyiz çatlayana kadar?
 
Ve ağlar mıyız usul usul?
 
Gözlerimiz
kan çanağı olana kadar.
Annem, canım annem,
Nasıl da kandırdın beni,
Hani gitmeyecektin,
 
Nasıl bıraktın beni buralarda,
 
Bu yaban ellerde...
Ne yaparım şimdi ben?
 
Kan çiçekleri bıraktın Annem ardında. 
Ve her gün sulama yarışı yaptığımız Fesleğeni...
 
Neredesin be annem?
 
Bak kar yağdı avuçlarıma.
Coşkun seller gibi atıyorsun damarlarımda.
 
Yüreğimin vazgeçilmez Deltasında
 
vazgeçilmez bir nehir gibi yani.
Gitme bırakma beni dedim
Gözyaşlarımda uyutur
Göz bebeğimde avuturum dedim.
Ama ne fayda dinletemedim be annem...
Annem canım bi tanem,
Var oluş sebebim, tek gerçeğim,
Gören gözüm, duyan kulağım,
Ne zor şeymiş sensiz olmak,
Ve ne zor şeymiş,
Sensiz coğrafyaların sert iklimlerini tatmak.
Burası bana göre değil
Ben seninle olmak,
Dizinde uyumak,
Sana seni sevdiğimi haykırmak istiyorum.
Ne olur!
Tut elimi annem...
 
Bir kez daha öp ıslak ıslak







 ANNELER VE ÇOCUKLAR

Anne öldü mü çocuk
Bahçenin en yalniz kosesinde
Elinde siyah bir çubuk
Agzinda küçük bir leke

Çocuk öldü mü günes
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez baglayacagini anne

Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne

 

ANNEME MEKTUP

 

Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.

 

ANNE

 

İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum!
Acı nedir, tadı nedir? Bilmezdin:
Dilin, damağın ben oldum!
Elinin ermediği, Dilinin dönmediği Çağlarda, yavrum;
 
Kolun, kanadın ben oldum..
 
Dilin, dudağın ben oldum!

Belki kıskanırlar diye Gördüklerini, 
Sakladım gözlerden Gülücüklerini:
 
Tülün duvağın Ben oldum!

Artık isterlerse, adımı
Söylemesinler bana:
"Onun annesi" diyorlar..
Bu yeter, sevgilim, bu yeter bana!
Bir dediğini iki
Etmeyim diye öyle çırpındım ki
 
Ve seni öyle sevdim,
sana O kadar ısındım ki..
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim...
Gün oldu, kırdın..
İncinmedim:

İlk oyuncağın Ben oldum, yavrum, 
Son oyuncağın Ben oldum!
Lâyık değildim; Lâyık görd

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru