19.10.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
YAŞANMIŞ PARANORMAL DENEYİMLER  

North Carolina’daki Durham Parapsikoloji Enstitüsü’ne bir bayan şu mektubu göndermişti: 
“Şehir dışında oturan büyükannemleri bir pazar sabahı ziyaret ediyordum. Oturmuşlar, geçmişin güzel anılarını yad ediyorlardı. Bu arada, içlerinde bulunmayan Neil, bir grup genç arkadaşlarıyla yüzmeye gitmişti. Sohbet sırasında büyükannem aniden fenalaşarak, göğsünü yumruklamaya başladı ve ‘Nell’e bir şey oldu. Bir yerini incitti.’ dedi. Bunun üzerinde çok durmadık, fakat iki saat kadar sonra şerif geldi ve halamın, hastaneye kaldırılırken yolda öldüğünü bildirdi. Otomobil kazasında direksiyon göğsüne saplanmıştı.”

1960’larda parapsikologlar, Cape Town’da yaşayan mühendis Bay W.Van Vuurde ile epeyce ilgilenmişlerdi. Van Vuurde’un yeteneği, önceden belirlenen bir saatte uykudan uyanmayla ilgiliydi. Bunu, aslında biraz gayretle hemen hemen herkes yapabilir ve bunun DDİ ile bir ilgisi de yoktur. Çünkü biliyoruz ki, insanın bir “içsel saati” vardır. Van Vuurde’un başkalarından farkı, başka bir kimsenin belirlediği bir saatte uyanmasıydı. İlk önce Van Vuurde, bozuk bir saati kutu içine koyarak, kendisini denemişti. Kutu içindeki saati görmeden, akreple yelkovanı ileriye doğru rasgele hareket ettirmişti. Bu rasgele çevirişte gündüz saatine rastlıyorsa bir sonuç almıyor, fakat geceye rastlayan saatlerde muhakkak uyanıyordu. Uyandığı saatleri bir kağıda not edip tekrar uykuya dalıyor ve notlarını sabah uyandığı zaman, kutu içindeki bozuk saatle karşılaştırıyordu. 
Van Vuurde, bu yeteneğini ilerletmek amacıyla, deneyimlerini muntazam olarak Johannesburg’da Witwatersrand Üniversitesi’nde Prof A. E. H. Bleksley’e göndermeye başlar. Prof. Bleksley, Van Vuurde’un birkaç mektup raporunu okuduktan sonra, Van Vuurde’un kalkacağı saatleri kendisi belirlemeye karar verir. Bu şekilde 284 deneme yaparlar. Van Vuurde’un kalkması gereken her saat, profesör tarafından belirlenmişti. Sekiz saatlik bir uyku döneminde 480 dakika bulunduğuna göre, tesadüf olasılığı 250.000’de bir olmaktadır. Bu denemelerde Van Vuurde on bir kez başarılı olmuştur. 
Bu konuda, çok önemli olmasa da, birkaç bilgi kırıntısı daha vermek mümkün. Van Vuurde ve Bleksley, deneylere başlamadan önce birbirlerini tanımıyorlardı ve ilk denemeleri de, yine bir araya gelmeden yapmışlardı. Fakat daha sonra, birbirlerini tanımalarından ve deneylerini birlikte yapmaya başlamalarından itibaren, Van Vuurde daha isabetli sonuçlar kaydetmeye başlamıştır. Bozuk saati Bleksley de kullanmıştır. Profesör, Van Vuurde’un uyanmasını istediği saati, sadece bir yere yazdığı zaman o kadar isabet kaydedilmiyordu. Fakat, bu eski ve bozuk saat ile zaman işaretlendiği zaman daha isabetli sonuçlar ortaya çıkıyordu. 
 

PENCEREYE YANSIYAN GELECEK 
Helen C. YORK 

Kocam Earl ve yerel radyo istasyonundan arkadaşımız Smitty, evimizin ön tarafındaki odada, politik konularda tartışıyorlardı. Ben, evin arka tarafındaki mutfakta, akşam yemeğinden kalan bulaşıkları yıkıyordum. O akşam bir randevumuz vardı. Bu olayın tümü, 1946 başlarında oldu. 
Lavabonun üzerindeki pencereden dışarıya baktım ve yaşlı komşularımızın nereye gittiğini merak ettim. Wileoxlar’da hiç ışık yoktu ve hava kararıyordu. 
Son tavayı bitirirken pencereye göz attığımda, titremekte olan camın üzerinde, tıpkı bir film seyreder gibi, evin ön tarafında dışarı park edilen Buick marka arabamızın görüntüsünü gördüm. Sonra görüntüde, kuzeyden hızla gelen bir arabanın, arabamıza yandan çarptığını fark ettim. Sürücü arabayı kenara çekti. Arabasından bir adam sendeleyerek çıktı, ezilen arabamıza baktı ve caddenin aşağısına doğru zigzag çizerek kaçmaya başladı. 
Bu “sinema”, evinin bodrum katındaki, ağaçtan ve kartondan yapılmış kutuların arkasına saklanana kadar devam etti. Sonra görüntü değişti ve polisin geldiğini, arabamızı incelediğini, öteki arabanın ruhsatını kontrol ettiğini, daha sonra telsizle ana polis istasyonuna haber verdiğini gördüm. 
Bu “filin’, öyle sanıyorum ki, sadece birkaç saniye sürdü. Cam birkaç kez titredi, sonra tekrar normale döndü. Artık evi eski haliyle görebiliyordum. 
“Acaba, hangi gelecek zaman kesitine atladım?” diye düşündüm. 
O sırada kocam, “Orada ne yapıyorsun? Çabuk ol, yoksa geç kalacağız.” diye seslendi. 
“Her şey tamam, ellerimi kuruluyorum.” dedim. 
Oturma odasına yürüdüm ve paltolarımızı giydik. Mutfakta lavabo penceresinde gördüğüm şeyden kocama bahsetmedim. 
Araba kullanma sırası bizdeydi, ama Smitty kendi arabasını almakta ısrar etti, bende bizimkini garajda tutmayı önerdim. Sonra başımı eğdim ve sustum.
Randevuya Smitty’nin arabasıyla gittik. Bizimkini evimizin ön tarafında caddede bıraktık. Eve oldukça geç geldik. Yorgun ve uykulu olarak, onlar arabamızı garaja koyarken, eve yalnız girdim. Tam mantomu çıkartmak üzereydim ki, ikisi de heyecanla içeriye koşarak, arabamıza yandan birinin çarptığını ve hemen polise telefon etmemi söylediler. Gelecekle ilgili gördüğüm vizyonların çok yakın bir zamana ait olduğunu anladım. “Aman sende!” diye bağırdım. Sonra: “Niçin polise telefon edeyim? Yorgunum ve yatmak istiyorum. Kendin telefon et. Hem sana bir şey söyleyeyim mi; polis her şeyi biliyor. Bu işi yapan adamı yakaladılar bile.” dedim. 
“Nereden biliyorsun?” diye sordu, Smitty. “Hoca tahtasıyla ruhlara mı sordun?” diye ekledi alaylı bir şekilde. ‘Yoksa kristal küre mi kullanıyorsun?” deyip güldü. 
Hayır.” diyerek sertçe karşılık verdim. ‘Tabakları yıkarken...” derken kestim, çünkü Earl ve Smitty anlattığım şeylerle dalga geçmekten hoşlanırlardı. Ve ben bunu istemiyordum. “Earl, onlara sen telefon et, yorgunum ve yatmak istiyorum.” dedim. 
“Aramayacağım.” dedi Earl. “Madem adamın polisin elinde olduğunu söylüyorsun, sana inanıyorum.” 
“Peki, o halde polise ben telefon edeceğim.’ diyerek hemen telefona sarıldım. “Olay açıklığa kavuştuktan sonra Smitty eve gidebilir ve ben yatabilirim.” dedim. 
Polise telefon açtım. Komiserle görüştüm ve ona kim olduğumu söyledim, adresimi verdim. Devam etmeden önce, araya girdi: 
“Evet, Bayan York, komşunuz olayı bize bildirdi. Arabanıza çarptıktan sonra bu adam eve koşmuş, bodrumda deste deste yığılmış ağaçtan ve kartondan yapılmış kutuların arkasına saklanmış. Şimdi, içkili araba kullanmaktan ve bir kazaya neden olmaktan dolayı gözaltında tutuluyor.” 
Olay, mutfak lavabosunun üzerindeki pencerede gördüğüm vizyonun aynısıydı. Geleceği önceden görmüştüm. 

(Ocak 1988 FATE’den Çeviren: Rıfat KARSLI) 
 

Aşağıdaki örnek, bayan L. Rhine’ın “ESP in Life and Lab” isimli eserinden alınmış gerçek rüya prekognisyonu, yani rüya kanalıyla alınmış kehanettir: 
“Yaklaşık on altı yaşındaydım. Bir geziden Kansas’taki evimize dönüyorduk. Arizona’da Holbrook’a vardığımız zaman araba arıza yaptı ve geceyi orada geçirmek zorunda kaldık. O gece bir rüya gördüm. Rüyamda, Los Angeles’e dönmüş bulunuyordum.
Komşumuz, evinin önündeki avluda bulunan açık bir mezarın önünde dikiliyordu. Yanına gidip ne olduğunu sordum. Küçük kızları Elaine’e bir araba çarpıp öldürdüğünü, eliyle de göstererek, kafasının bir yumurta gibi kırıldığını söyledi. Ertesi gün postaneye giderken rüyamda gördüklerimi anneme anlattım. PTT gişesinin önünde biraz kuyruk vardı, beklemek zorunda kaldık. Tam önümüzde bir Meksikalı, trene çarpan bir Meksikalıdan söz ediyor ve öldüğünü gişedeki posta görevlisine anlatmaya çalışıyordu.
Meksikalı, besbelli ki bunu görmüştü ya da kazadan hemen sonra olay yerine gelmişti. Benim rüyamda gördüğüm aynı el kol hareketleriyle, kazazedenin başının bir yumurta gibi ezildiğini anlatıyordu: ‘Kafası, tıpkı bir yumurta gibi kırılmıştı.’” 

“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo”  (Ruh ve Madde Yayınları)

BEDENİMİN DIŞINA ÇIKTIM

Ben, özellikle zencilerde daha çok görülen kalıtımsal bir kan hastalığı olan, uzun ince yapılı 16 yaşında bir kızım. Benim derdim belirsiz zamanlarda, ama sık olarak bu illetin alevlenip beni krize sokması. Yoksa ben de herkes gibi normal yaşantımı sürdürebiliyorum. Benim böyle bir kriz esnasında başımdan geçen beden dışı tecrübemi size aktarmak istiyorum. 
1986 Mart ayıydı ve ben o ana kadar yaşadığım en kötü krizin acısı içerisindeydim. 24 saattir ıstırap içerisinde inlerken, doktor da çektiğim o şiddetli acıyı biraz olsun hafifletebilmek için vereceği morfinin dozajının doğruluğunu ayarlamaya çalışıyordu. Kan hücrelerinin daha fazla zayıflamasını ve tahrip olmasını önlemek amacıyla damarlarıma bir miktar tuzlu solüsyon zerk edildi. Bütün bu dertlerime ek olarak, kan hücrelerimin sayılarının çok düşmesinden dolayı üç kere kan nakli yapılması gerekmişti. 
Bu acıların en kötüsünde annem hep yanımdaydı ama büyükbabam ve büyük kardeşim acı dolu çığlıklarıma dayanamayarak bir çocuk gibi ağlayıp ziyaretçi odasını terk ettiler. (Bunları hastaneden çıktıktan sonra annem söyledi.) 
Büyükannem ikinci evliliğini bir beyazla yapmıştı. Büyükannem, benim kanımdan ve benim gibi bir siyahtı, büyükbabamsa dediğim gibi yaşlı bir beyazdı. Bununla beraber o benim küçüklüğümde hayatımdaki tek erkek figürü olagelmişti ve onu saygıyla sevdim. 
Nihayet, üçüncü günde o müthiş acı kontrol altına alınmıştı ama ben de uyuşturucuların etkisi altında yatıyordum. 
Annem iki gün boyunca yanımda kaldığından temiz hava alma ihtiyacıyla bir iki saatliğine eve gitmişti. Nöbeti de büyükbabam devralmıştı ve yaşadığım o ilginç olay da o zaman başladı. 
Yediğim morfinden dolayı loş bir aydınlık içerisinde uyukluyordum ve annemin eve gittiğini, büyükbabamın yanımda oturduğunu güç bela hatırlıyordum. Birden kendimi vücudumun üzerinde havalanmış olarak buldum. Yatağımın yanında oturan büyükbabamın endişeli ifadesini görebiliyordum. Birden aşağıdaki büyükbabama bakan soluk yüzlü, kısa boylu, şişman, kemik çerçeveli gözlükleri olan beyaz bir kadın fark ettim. 
Aşağıda vücudum kıvranırken büyükbabamın bir hemşire çağırmak için fırladığını gördüm. Vücudum artık kendi sınırlarından taşıyordu ve hemşire de buna müdahele edip normale döndürmeliydi. O anda adeta çarparcasına vücudumun içine geri döndüm. Başucumdaki büyükbabama, çok zayıf da olsa bir merhaba tebessümü göndererek derin bir uykuya daldım. 
Hastaneden ayrıldıktan aylar sonra, başımdan geçen bu garip olayı büyükbabama anlattığımda, başlangıçta çok normal bir şeymiş gibi herhangi bir uyuşturucu etkisi altındaki insanların sık sık böyle beden dışı şeyler yaşadığını söyledi. 
O zaman gördüğüm o kadını tarif ettim. Büyükbabamın rengi birden soldu ve gördüğüm o kadını tekrar tarif etmemi istedi. Ve ben tekrar tarif edince de bana, “Haydi gel, önce benim evime gidelim, sonra da hamburger yeriz.” dedi. “Sonra sana bir şey göstermek istiyorum.” Hamburger ve kızarmış patateslerimizi alıp oturduktan sonra büyükbabam, ailesindeki çeşitli kadınların fotoğraflarını gösterdi. Bu fotoğrafların hiç birini daha önce görmemiştim. Beden dışı yaşadığım o olaylar esnasında gördüğüm o kadını fotoğrafların arasında tanıyıvermek sadece bir iki saniyemi aldı. Aralarındaki tek fark fotoğraftaki kadının gözlüksüz oluşuydu. Fotoğrafı büyükbabama gösterdiğimde bir çığlık attı ve ‘Tanrım, bu sen doğmadan üç sene önce vefat eden ilk karım Olive’nin fotoğrafı!” dedi. 
Gerçekten de büyükbabamın ilk karısı Olive’i gördüm mü, yoksa gördüğüm garip bir hayal miydi? Eminim ki bu bir kabus değildi, çünkü geçen bu kadar zaman sonra bile o olayı bütün detayları ile hatırlıyorum. 

(FATE Aralık 1992den Çev: Şenol Öztürk)

F.W. Pair uzanmış dinlenirken, kendiliğinden bir beden dışı deneyim yaşamıştı: 
“Bir akşam kışlada koğuşta yatmış uyurken, düşünen tarafımın havada asılı durduğunu fark etmek en azından şok olarak nitelendirilecek bir durumdu. Ama sakin kalmaya, hoş bir şey olmasa da doğal karşılamaya çalıştım, Bu, ağırlıksızlıkla birlikte ortaya çıkan, uçma ya da havada asılı kalma duygusu işin en ilginç yanıydı. 
Ne tarafa yönetmeyi düşünüyorsam, o tarafta oluyordum. Koridora daldım ve birinin ışığı yanık unuttuğunu gördüm. Az önceki yerime döndüğümde bedenim mışıl mışıl uyuyordu. Bu önce çok acayip geldi. Çok geçmeden tekrar bedenimde nasıl olacağım geldi aklıma ve paniğe kapıldım bir an. Daha fazla bir şey hatırlamıyorum. 
Sabah gözlerimi açtığımda nöbetçi çavuş akşam koridorun ışığını kimin yanık unuttuğunu soruyordu.” 

Bu vaka Robert Crokall’ın “More Astral Projections” isimli eserinden alınmıştır.

BİR BANKACININ ARADIGI GENELGE 

Ben bir bankanın kontrol müdürlüğünde memurum. Müdürüm, incelemek üzere bir genelgeyi benden istedi. Dosyasına baktım. Genelgeyi, sıra numarasında bulamadım. Haberleşme servisiyle bağlantı kurdum. Aranan genelgenin, zimmetle bizim servisteki bir memura teslim edildiğini anladım. Fakat bütün araştırmalara karşın genelge bulunamadı. 
Müdürüme karşı çok mahcup olmuştum. Gerçi öteki servislerden aynı genelgeyi alarak -biraz gecikse de- işimizi görmüştük ama bu düzensizlik sinirlerimi bozmuştu. 
O gece rüyamda, bu genelgenin yeri bana açıkça tarif edildi. Bankaya gelinceye kadar, merakımdan neredeyse çatlayacaktım. Her zaman bankaya beraber geldiğimiz bir arkadaşa, rüyamı anlattım. İkimiz de merakla tarif edilen yeri aradığımız zaman, genelgenin rüyamda gördüğüm şekilde orada olduğunu hayretle gördük. 
Ankara: P. A. 
İç Varlık dergisi, yıl: 1957

“Bir gün öğleden sonra ‘yapay uyanıklık’ halini yaşadığım zaman, yatağımda uzanmış, karım ve iki arkadaşımla odada oturmuş sohbet ettiğimizi hayal ediyordum. Bu sohbete katılamayacak kadar yorgun hissettim ve tekrar uykuya daldım. Bundan sonra etrafımdakilerin farkına vardığım zaman trans halinde (katalepsi) idim ve bedenimi terk edebildim. Doğruldum (beden dışında) yataktan indim. Çift şuurluluk çok güçlüydü. Kendimi hem yataktaki bedenimde, hem de onun yanında dikilir vaziyette hissedebiliyordum. Ayaklarımın altındaki halıyı bile hissedebiliyordum. 
Odadaki tüm eşyaları açık seçik görüyordum ama yataktaki fizik bedenimi göremiyordum. Her şey normal halindeymiş gibi, hatta daha canlı bir halde idi. Kendimi son derece iyi ve serbest hissedebiliyordum. Beynim pırıl pırıldı. Yatağı hissederek yavaşça kapıya doğru yürüdüm. Yataktan uzaklaştıkça çift şuurluluk halinden biri kayboluyordu. Fakat tam odadan dışarı çıkacağım sırada, sanki yataktaki bedenim tarafından çekildim ve trans bozuldu.” 

“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo” (Ruh ve Madde Yayınları)

BİR ÖĞRETMENİN ASTRAL YOLCULUĞU 

“DAİLY Telegraph”da yayınlanan bir yazıya göre, Jenny Leicester isimli bir öğretmen, hasta olarak yattığı bir hastanede fizik bedeninden ayrılarak, öte aleme kadar astral bir yolculuk yapıp gelmiştir. 
Adı geçen öğretmen, bu olayı yaşadığı zaman on iki yaşında, bademcikleriyle ilgili bir rahatsızlık nedeniyle hastanede bulunduğu bir gün, kendinden geçmiş vaziyette, kendisine kan verilirken bedeninden ayrıldığını, yatakta halsiz yatan bedeniyle etraftakileri fark ettiğini, adı geçen gazetenin muhabirine, hatırlayabildiği kadar anlatmıştır.
“Gecenin bir yarısında birdenbire, uyanık bir şuur içinde olduğumu fark ettim. Yataktaki bedenimin üzerinde, havada ona paralel olarak asılı duruyordum. Bu durumda duvardaki büyük saate baktığımda dördü on geçiyordu. O zamana kadar, doğrusu orada bir saat oluğunun farkına varmamıştım. Aşağıya baktığımda, yataktaki bedenimle havada asılı gibi duran benin arasında, mavi, aydınlık bir kordonun bulunduğunu fark etmekte gecikmedim. Kendimi son derece hür hissediyordum. O anda istediğim yere gidebileceğim geçti aklımdan. 
Bir çocuk merakıyla, öteki odalarda neler olup bittiğini merak ettim. Kolaylıkla hareket edebiliyordum. Odalardan birinde, burnundan (borularla) beslenen bir kadın hastayı gördüğümü hatırlıyorum. Aklımda kalan bu olmuştu.” 
Bundan sonra kendisini geniş, karanlık bir tünelde bulduğunu belirten Bayan Leicester, açıklamalarına şunları da eklemiştir: “Bu tünelin içinde, rüzgara karşı hareket eden hışırtı sesini işittiğimi çok iyi hatırlıyorum. Tünelin sonunda, belli belirsiz olan parlak bir nokta gittikçe büyüyerek, tüm tünelin içini aydınlatan soluk mavi bir ışık halini aldı. Ortalık sessiz, sakin ve huzur vericiydi. Bu ışığın içinden, saçı sakalı uzamış bir adam belirdi. Yüzünde biraz şaşırmış bir ifade olduğu halde, bana bir yığın soru sordu. Benim orada olmamam gerektiğini bildirdi. Fakat ben, oranın çok güzel olduğunu ve orada kalmak istediğimi belirttim. Bu şahsın sağ tarafında bir grup insan toplandı. Uzun sakallı bana yine, orada olmamam gerektiğini birkaç kez bildirdi. O grubun arasına karışmak istedim. Çok dostça bir havaları vardı. Fakat parlak bir ışık onlara ulaşmamı engelliyordu. Bu sırada bir ses, ‘Hayır henüz senin için zamanı değil’ dedi. Ve geri dönmem gerektiğini ifade etti. Hastanedeyken yatakta yatan bedenimle aramda olan kordonu orada da gördüm. Duvar saatini tekrar gördüm. Sonrasını hatırlamıyorum.” 

(6 Şubat 1988 PSYCHIC NEWS’den) 
Ruh ve Madde Dergisi

ABD’nin Iowa eyaletinde, 1907 yılındaki olay bir kolej öğrencisinin başından geçmişti. Bu öğrenci olayı şöyle anlatıyordu: 
“Anne ve babam 1905 yılında boşanmıştı. Bu sonuç, annemi utanç, keder ve yenilgi oluşumunda etkiledi. Bu nedenle, aralarında mektuplaşmıyorlar, ama bana sık sık yazıyor1ardı. 
Bir gün annemi ziyarete gitmiştim. Oturmuş karşılıklı laflıyorduk ki, annemin yüzünün adamakıllı bulandığını gördüm. Meraklanarak ona, “Ne oluyor?” diye sorduğum zaman, hiç beklenmediğim bir yanıt aldım: 
“Ne olsun, evladım? Şu anda öyle hissediyorum ki, baban yeniden evlendi!” 
Doğrusu, elimde olmadan kahkahayı basmıştım. Çünkü babamla sürekli mektuplaşıyorduk. Eğer böyle bir girişimi olsaydı, bana önceden kesinlikle bildirirdi. Bahamdan daha bir gün önce mektup almıştım; bana hiçbir şeyden söz etmediğini anneme bildirdim. 
Birkaç gün sonraysa, babam ondan aldığım mektupta, gelin görün ki, yeni evliliğinden uzun uzadıya söz ediyordu. 
Benim yönümden, bunların tüm normaldi, ama işin beni şaşkına çeviren yanı, babamın evlenme töreninin annemi son ziyaret ettiğim ana, yani oturmuş onunla görüştüğümüz zamana rastlamış olmasıydı...” 

“Tartışılan Bilim Parapsikoloji, Richard Broughton”  (Say Yayınları)

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru