23.06.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
YAŞANMIŞ PARANORMAL DENEYİMLER-2-  

NativeAmerican.gif indian horse image by woody8153

CLARA’NIN ZİYARETİ

Bazen düşünüyorum da kendi kendime, telepatik gücüm olduğuna gerçekten inanıyorum. Çünkü ne zaman uzun süre ve ısrarlı bir arkadaşımı düşünsem, ondan muhakkak ya telefon ya da mektup alırım. Tüm bunların herhalde sadece bir rastlantıdan ibaret olmadığını anlamamız gerekiyor. 
Yine 23 Aralık 1976 gecesine rastlayan ve tesadüf olması mümkün olmayan bir olay meydana geldi. Kocam Tom, bir gün önce stadyumda şiddetli bir kalp spazmı geçirdikten sonra kaldırıldığı Hong Kong, Quenn Mary Hastanesinin yoğun bakım servisinde yaşam savaşı verirken, kızım Tanya da neredeyse kırk dereceye varan bir ateşle yatıyordu. Aile doktorumuz, Tanya’nın grip olduğunu, merak edilecek bir şey olmadığını ve yakında iyileşeceğinden emin olduğunu söyleyerek gitti. Fakat ben korkuyordum; Tanya’nın yanına gittim ve karyolasının kenarıma iliştim. Elimi alnına koyduğumda yanıyordu. Hemen ateşini düşürmek için gidip buz aldım ve alnına koydurdum. 
Bir süre sonra yorgunluktan bitkin düşerek biraz uzandım. Kocamı canlandırdım hayalimde. Bir yandan kocam, bir yandan kızım. Bana yardım etmesi için Allaha yalvardım. Daha sonra aklıma arkadaşım Clara Tellis geldi. Onun şu anda yanımda olmasını öylesine çok istiyordum ki... 
İyimser bir karaktere sahip, müşfik, sevecen ve çevresine mutluluk saçan bir insandı. Ancak onun yanında içinde bulunduğum bu umutsuz ve çaresiz halden kurtulabilirdim. 
Ne zaman ona ihtiyacım olsa yanımda biter, birimiz hasta olduğu zaman güzel kokulu şifalı bitkilerden hazırladığı harika çorbalar yapardı. 
Clara iyi bir arkadaş, cömert ve yardımsever bir komşuydu. Kızımız doğduğundan beri sık sık ziyaretimize gelirdi. Tanya’nın vaftiz anası ve ikinci annesi gibiydi. Ona yürümeyi, şarkı söylemeyi, şiir okumayı öğretir ve zarif elbiseler dikerdi. 
“Clara, korkuyorum, ne olur bana bir çare bul, eğer buradaysan.” diye yavaşça fısıldandım, uykulu bir halde.
Bir an başımı arkaya doğru çevirirken, yüzümde nazik bir dokunuş hissettim. İçimi bir huzur kapladı. Üzülme Helena, dedi bir ses, her şey yoluna girecek. 
Clara yatağımın yanında ayakta duruyor, müşfik ve yatıştırıcı sesiyle konuşuyordu. 
“Clara! Beni çok sevindirdin.” diye yüksek sesle bağırdım. Elimi uzatarak elini tutmak istedim, fakat ona dokunamadım. Elinin bulunduğu yer bomboştu. “ Clara, gerçekten sen misin? diye sordum, fakat cevap alamadım. 
Yataktan kalktım, kısa bir süre düşündükten sonra, rüya görüyorum herhalde dedim, inanamıyordum. 
Daha sonra Clara’yı tekrar gördüm. Tanya’nın üzerinde uçarak dolaşıyordu. 
“Clara!” diye seslendim tekrar (kalbim hızla çarpıyordu). “içeriye nasıl girdin?” 
Hiçbir şey söylemedi, sadece gülümsedi. 
”Clara, bekle! Hemen gitme!” diye yalvardım. Kısa bir süre sonra durdum. Bu mümkün değildi, Clara bizim odamızda olamazdı, çünkü o an-sızın gelen bir felç neticesinde üç sene önce ölmüştü. 
Kalp atışlarım yine hızlanmaya başladı. Yataktan dışarıya fırlayıp kızımın yanına gittim. Elimi alnına koyduğumda ateşinin tamamen düştüğünü gördüm. Tatlı ve derin bir uykudaydı. 
İçimi derin bir huzur kapladı. Clara her şeyin yoluna gireceğine dair söz vermişti. Tomu yeniden kazandığımız zaman da her şey gerçekten yoluna girdi. 

(FATEden Çev.: Mehmet ÖNCÜ)
Ruh ve Madde Dergisi
 

DDA, başka insanlarda bazen bir ihtiyaç karşılar. 1935’te Riga’da bir Profesör olan Ferdinand von Neureiter, Lituanyalı, doğuştan özürlü sekiz yaşında bir çocuk hakkında bir kitap yayınlamıştı. Bu çocuğun iki yaşındayken kelime hazinesi sadece iki sözcükten oluşuyordu. Öğretmeninin ifadesine göre, çocuğun okuma becerisi yoktu, fakat bu arada çok ilginç bir şey keşfetmişti: Kendisine bir okuma parçası okunduğu zaman, çocuk (Ilga K.), hiç takılmadan tüm parçayı olduğu gibi tekrarlıyordu. Okuma parçası İlga’nın hiç duymadığı bir yabancı dilde olsa bile fark etmiyordu. İlganın matematik yeteneği de yoktu, fakat öğretmeni bir problemin çözümünü kafadan yaptığı zaman, sonucu bulabiliyordu. 
Bunu işiten Prof. Neureiter, Riga Üniversitesi’ndeki meslektaşlarıyla birlikte bir dizi çalışmaya girişti. Testler bazen çocuğun evinde, bazen de Riga Üniversitesi’nde yapılıyordu. Bu denemelerde verici, İlga ile odaya konmadı. Bu şekilde çocuğun dudak hareketlerinden hareketle sonuca yarma olasılığı da ortadan kaldırmış oluyordu. Testlerin birisinde, Prof. Neureiter’ın meslektaşlarından Prof. Amsler bir kelimeler ve sayılar listesi hazırlayarak İlga’nın annesine verdi: Ger, til, fil, 123, 213, 212. Öteki odada İlga, yanında bulunan Prof. Neurieter’e bu listeyi olduğu gibi aktarıvermişti. Parapsikoloji için bile çok acayip sayılabilecek bu denemelerden başka birinde, hedef rakam 12 idi, fakat küçük İlga bunu 42 olarak algılamıştı. Denemeden sonra yapılan inceleme sonunda anlaşıldı ki, verici olan annesi yanlışlıkla 12’yi 42 sanmış ve o şekilde yollamıştı. Buradan da, İlga’nın yeteneğinin esasen telepati olduğu anlaşılmış oldu. 
İlga ile yapılan bu testlerden, DDA’nın geneli için aydınlatıcı sonuçlar çıkarılmıştır. Bunların bir kısmını Prof. Neureiter’in notlarından okuyoruz: 
“Vericinin yerini ben aldım ve 9 ile 2 rakamlarını çocuğa göndermeye çalıştım. Bunlardan sonra Lituanya dilinde bir cümleyi (Mate Goya uz leti) denedim. Elimden geldiğince yoğun bir şekilde konsantre olmaya çalışıyordum. Fakat çocukta hiç bir tepki yoktu. Hayal kırıklığına uğramış vaziyette çalışmaya son vereceğim anda, Lituanya dilindeki bir şiirde ‘Brute’ (yani ‘bride’) sözcüğü gözüme ilişti. Bu sözcüğü görür görmez yan odada bulunan çocuktan ilk tepki geldi ve sözcüğü söyleyiverdi. Besbelli ki, telepatik yayın için en iyisi böyle yapmaktı” 
İlga’nın DDA okumasıyla ilgili olarak daha ilginç durum, bir okuma parçasını seslendirmesiydi. Parça hangi dilde olursa olsun, annesi tarafından bir kez okunması yeterliydi. Fakat birçok denemede İlga’nın bu algılamasını dudak hareketlerinden ya da fısıldamadan yaptığı sanılmıştı. 
Psikolojik denemeler, İlga’nın zeka yaşının 42 olduğunu, kelimeleri okuyamadığını, fakat harfleri tek tek tanıdığını meydana çıkarmıştır. Çocuk, önünde duran yazılmış bir metni aynen kopya ederek yazabiliyor, fakat okuyamıyordu. Yazdığını da okuyamıyordu. Tüm bu belirtiler, ister istemez insanı, nörolojik bir araz olarak kabul edilen “kelime körlüğü” ya da “alexi” denilen rahatsızlığın teşhisine götürüyordu. Besbelli ki, İlga bu arazı yenmek için DDA’yı adeta koltuk değneği olarak geliştirmişti.

“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo” Ruh ve Madde Yayınları
 

DDA DÜNYASI 

28 Haziran 1954’te, kızı Jessie, Kaliforniya’daki anneannesini ziyaret ederken, Bayan Harrlet Raynor evinde dinleniyordu. Aniden, kızının kendisine bağırdığını işitti. Çok korkmuş olduğu halde elinde olmadan yerinden fırladı ve sesin geldiği arka kapıya doğru yürüdü. Doğrusu, kızının geziden beklenmedik bir şekilde geri döndüğünü sanmıştı. Kuşkusuz böyle bir şey yoktu. Arka kapıda in cin top oynuyordu. Fakat içinde kızının başının dertte olduğuna dair bir his vardı. Şaşırmış fakat durumu anlayışla karşılayan kocasına, gözyaşlarıyla olup bitenleri anlatmaya başladığı sırada, 3.000 mil uzaktaki Jessie, anneannesi ve büyükbabasıyla birlikte balık tutmaya gitmişti. Bir şey almak üzere gittiği arabanın el frenini yanlışlıkla gevşetmiş, arabanın hendeğe yuvarlanması ile, iç ve dış kanamalarla ölümden kıl payıyla kurtulmuştu.


“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo” Ruh ve Madde Yayınları

DDİ tipi deneyimlerin çok değişik örnekleri vardır: 
Örneğin, ABD Donanması (emekli) amirallerinden Daniel V. Gallery’nin deneyimi, oldukça farklıdır. Bu deneyimin “Eight Bells” isimli otobiyografisinde anlatmıştır: 
“Pensacola’da öğretmen olarak bulunduğum bir hafta sonu, nöbete çıkmıştım. Cuma akşamı rüyamda Dick Gaines ve Pop Conway’ın hafta sonu birlikte uçtuklarını ve Pop’un düşerek öldüğünü gördüm. Dick ve Pop, her ikisi de benim yakın arkadaşlarımdı. Fakat çok samimi değildik. Her ikisini de, son bir hafta görememiştim. Dolayısıyla, hafta sonu ne yapacaklarını bilmiyordum.
Cumartesi öğleyin nöbete girdiğim zaman, uçuşa katılan pilotların listesinin en başında bu arkadaşların adları yazılıydı. Kuşkusuz, hemen rüyamı hatırladım. Pazar öğleden sonra bu iki pilotun havalandıkları hava alanından aldığım bir telefon haberine göre, Teğmen Conway’ın yere çakıldığı bildiriliyordu.”


“Parapsikoloji – Duyular Dışı İletişim, D. Scott Rogo” Ruh ve Madde Yayınları

EV BULMA
İNSAN BEDENİNİN DIŞINDA SEYAHAT EDEBİLİR
Cathy Sisson

Ailemin, ebeveynlerinin yakınında olmak için Florida’ya taşınmaya karar verdiklerinde yedi yaşındaydım. Oraya daha önce hiç gitmediğimiz için, yapacağımız bu seyahat nedeniyle çok mutluyduk.1964 Eylülünde yola çıktık. Son gecemizde kasabanın dışındaki bir mola yerinde durduk, yarış yerimiz olan Frostproof’a ertesi sabah hareket etmeyi planladık. O gece uyumak üzere yastığa başımı koyar koymaz, her tarafım parlak bir ışığın içinde kalmış, adeta o ışığın içinde yüzüyormuş gibiydim. Aniden kendimi, uyuyan vücudumu seyrederken buldum. Aklıma ilk gelen şey, ev bulma arzusu ve bu konudaki endişelerimdi. Bu arada yine yüzer bir şekilde bir apartmana doğru gittim ve kapısında durdum. Araştırmamı tamamladıktan sonra tekrar uyumakta olan vücuduma döndüm, ona bağlandım. Vücuduma girerken kendimi ruhi bir doygunluk içinde hissettim. Sonra seyahatimize devam etmek için, annemin beni uyandırdığını hatırlıyorum. 
Ev bulmak gerçekten zordu. Yola devam ederken aniden babama, iki blok gitmesini ve sola dönmesini söylediğimde, ev bulmaktan vazgeçmek üzereydik. Babam kaybedeceğimiz bir şey olmadığını düşünerek benim söylediklerimi yaptı. Caddeyi geçtiğimiz zaman, önceki gece ziyaret ettiğim aynı evi işaret ettim. Kiralık bir apartman vardı. Orada durduk Ev sahibi bizi apartmandan içeri aldı. Burasının önceki gece geldiğim ev olduğu apaçık ortadaydı. Aniden, hakkında daha önce gelmedikçe bilmemin mümkün olmadığı şeyleri anlatmaya başladım. Gördüklerim, her şeyi tümüyle aydınlığa çıkartmıştı. Daha sonra oraya yerleştik. Sonraları annem bana, ona anlattıklarımı nasıl bilebildiğimi sordu. Farklı odaların yerlerini, evin nasıl ısıtıldığını, mobilyalarımızın nereye yerleştirilebileceğini yani, binaya ailece yaptığımız ilk ziyarette kendisine söylediklerimin hepsini nereden bildiğimi merak ediyordu.
Annem bir ara elini tuttuğum ve ona benim yatak odamı -esas yatak odasının dışında küçük bir oda- kendisine ısrarla göstermek istediğimi söylüyor. O odanın varlığından hiç birimizin haberi yoktu. Apartmanı ilk gördüğüm zaman, rüya olarak kabul ettiğim şeyin gerçeğe dönüştüğünü anlattım.
Bu konu hakkında başka bir şey konuşulmadı. Büyüdüğüm zaman, olacak olan olayları Önceden bildiğimin farkına vardım. Daha sonra annem, hatırlayabildiğim başka olaylar olup olmadığını sordu. O zamanlar yedi yaşında başımdan geçen olaylarla bunlar arasında bağlantı kurdum. Artık meselenin ne olduğunu anlayacak yaştayım: Bir beden dışı tecrübeydi. Zaman zaman, hala annemle bu tecrübeyi tartışırız. Üzerinden 19 yıl geçti, onun dışında hiç bir beden dışı deneyimim olmadı. Fakat onu hala hatırlıyorum. 

Ekim 1983 FATE Dergisinden Çeviren: Mehmet Öncü

Ruh ve Madde Dergisi

GERÇEKLEŞEN RÜYA 

1987 senesinde babam böbreklerinden rahatsızlanmıştı. Bir ameliyat geçirmesi icap ettiğinden hastaneye yattı. Ameliyat oldu ve doktorlar babamın iyileştiğini söylediler. Babam da eve çıktı. Oldukça sevinmiştik. 
Babam eve döndükten 15 gün sonra oldukça üzücü bir rüya gördüm Rüyamda hiç tanımadığım yabancı bir kadın bana, “Nilgün sana bir şey söyleyeceğim ama çok üzüleceksin” dedi. Söylediği şey, babamın kısa bir sure sonra öleceğiydi.
Gördüğüm rüya bu kadardı. Uykumdan büyük bir üzüntü ve korkuyla kalktım Kendi kendime “Böyle bir şey olabilir mi?’ diye sordum Bu rüyaya inanmak istemedim ama inandım çünkü rüya oldukça etkileyiciydi. Üstelik benim rüyalarımın çoğu çıkıyordu. Ben bu rüyayı çevremdekilere anlattım ve istisnasız olarak herkes bana “Olur mu öyle şey” diyerek güldü. Tabi ki o sıralarda babamın hiçbir şeyi yoktu ve ben de o rüyayı gördüğümü unuttum. 
15 gün sonra babam tekrar rahatsızlandı. Doktorların teşhisleri sonucunda babamın kanser olduğu ortaya çıktı. Kısa bir sure sonra da babam öldü. 
Bu rüya beni oldukça etkiledi. Daha önce de birçok rüya görmüştüm ve bunların hepsi çıkmıştı. Arkadaşlarım oldukça şaşırıyordu, hepside bana “Nilgün, senin rüyanın gerçekten çıkıyor” diyordu “Aman Nilgün, lütfen bizi rüyanda görme diye de espri yapıyorlardı.
Nilgün Vuran
Ruh ve Madde Dergisi

“1951 Aralık ayında kocam deniz piyadesi birliğinde (USMC) görev almış ve eğitim için Parris adasına gönderilmişti. 
O sırada, ada bölgesinde havalar görülmemiş derecede soğuk geçiyordu. Bazı zamanlar, ben de annemin o bölgedeki evine misafir oluyordum. 
Hiç unutmam, bir cuma günü salondaki kanepede uyukluyordum. Saat 01.30 sularında uyandığımda, karşı odanın kapısında Richard’ın (kocam) dikilmiş beni seyretmekte olduğunu gördüm. Konuşmadan, bir şeyi şikayet edermiş gibi bir hali vardı. Bir süre sonra, karşımdaki görüntü kayboldu. 
Ertesi sabah olayı kahvaltıda anneme anlattım. Çok meraklanmıştım. Richard’a kötü bir şeyin olabileceğinden şüphe ediyordum. 
Bir sonraki günse deniz hastanesinden bir telefon aldım. Richard pnömoni (zatürree)’den dolayı, tedavi için oraya yatırılmıştı. Daha sonra, olanları ayrıntılarıyla öğrendim. O cuma gecesi eşime 24.00–04.00 saatleri arası gece nöbeti verilmişti. Bilirsiniz, ‘meşin enseliler’ diye tanımlanan deniz piyadelerinin birliklerinde eğitimler çok sert düzeyde uygulanır. 
Eşim nöbete gitmeden önce, komutanına üstünde bir kırıklık olduğunu bildirmiş; ama bu bildirimi, ‘görevden kaytarıyor olabileceği’ düşüncesiyle dikkate alınmamış. Sonuçta, basit soğuk algınlığı, dondurucu gece nöbetinin etkisiyle pnömani‘ye dönüşmüş ve eşimin ateşi kırk dereceye yükselmiş. 
İşte o cuma gününün gece yarısı, Richard’ın bana göründüğü saatte, nöbette ateşi yükselirken kendisi, “Ah, şimdi eşimin yanında olsaydım!” diye dua ediyormuş...”

“Tartışılan Bilim Parapsikoloji, Richard Broughton” Say Yayınları.
 

HAYVANLARLA TELEPATİK ALIŞ VERİŞLERİMIZ 

Bu deneyler hayvanlarla insanlar arasındaki spontan olmayan kontrollü deneylerdir. Bir de her birimizin şahit olabileceği kendiliğinden yani spontan olaylar vardır. Aşağıda bu konuya güzel bir örnek veriyoruz. 
Ocak 1991’de ben ve eşim Charles birkaç gün Monte-rey Beach Otel’de kaldık. Burası körfezin ucunda güzel bir yerdi. Denizin kıyısından itibaren deniz derinleştiği için büyük memeli hayvanlar denizin hemen kıyısına kadar gelebiliyorlardı. Evimizin duvarında, buraya yaptığımız başka bir iş gezisinde çektiğimiz balinanın fotoğrafları var. 
Otelin kuzeyinde kumsalda otururken önümüzden sekiz tane yunus geçti ve her seferinde birbirlerine paralel olarak yüzüyorlardı. Aramızda, değişik üniversitelerde yunuslarla ilgili yapılan araştırmaları konuştuk. Bazı bilim adamları yunusların insanlar kadar zeki olduklarını söylemektedirler, hatta telepati yoluyla diğer varlıklarla görüşebildiklerini ifade etmektedirler. 
Yunusların, önümüzden altıncı geçişlerinde kendi aramızda bir deney yaptık. Bizden birkaç yüz metre uzaktalar iken onlara düşünce yoluyla çok güzel olduklarını ve onları seyretmekten büyük bir zevk aldığımızı hissettirmeye çalıştık. Kendi kendimize onların zeki, birbirlerine yakın ve saygılı olduklarını; çevreleriyle barış içinde olduklarını; insanların onlardan öğreneceği çok şey olduğunu ve en önemlisi onlara güçlü bir sevgi hissi vermeye çalıştık. Paralel şekilde yüzerlerken birkaç dakika sonra ilk defa daire şeklinde yüzmeye başladılar. Çok memnun olmuştuk. Ve onlara “teşekkür ederiz” mesajı verdik. Altı defa paralel şekilde yüzerlerken ilk defa biz mesajımızı gönderdikten sonra daire şeklinde yüzmüşlerdi. Eğer bizi “hissetmediyseler” niye bu şekilde davrandılar? Başka bir sebep yoktu. Çünkü o sırada etrafımızda başka bir balıkçı, tekne ve başka büyük balıklar yoktu. İki saat içinde sadece biz mesajımızı gönderdiğimizde yüzme şekillerini değiştirdiler. Ve on beş dakika boyunca bize, kendilerince bir gösteri sundular. 
Müthiş bir zevkle yüzüyorlardı. Plajda dolaşan kişilere “biz istedik, o yüzden bu şekilde yüzüyorlar” diye haykırmak istedim. Eminim onlar bizim sevgimizi ve hayrancığımızı hissettiler. Bizi mutlu etmek istediler. Bu inanılmaz hayvan sürüsünü her zaman hatırlayacağız. 

“Teorik & Pratik Telepati, Nusret S. Yılmaz” Ege Meta Yayınları
 

“Hiç unutmam 8 Kasım 1961 günüydü. Sabah, öğretmenlik yaptığım okula gelmiş ve doğruca sınıfa gitmiştim. Her şey iyi gidiyordu, ama dersin sonlarına doğru göğsümü ve omuzlarımı sızlatan korkunç bir ağrı başladı. 
Ağrı beni inletecek kadar güçlüydü. Müdür ve öğretmen arkadaşlar ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Ama şansım varmış ki, bir süre sonra ağrım kendiliğinden geçti. Ben de işimin başına döndüm. 
Olaydan bir saat sonra müdür sınıfa gelerek beni telefona çağırdı. Annem beni arıyor, aklımdan bile geçmeyen kötü haberi verirken ağlıyordu. 
Evde beraber alt kata indikleri sırada ablasının kalp krizi geçirdiğini anlatmaya çalışıyordu annem. Kriz o kadar ağır gelmişti ki, doktor çağırmaya dahi fırsat bulamamıştı. 
Daha sonra anladım ki, beni çok kederlendiren kriz olayının olduğu sırada, yukarıda sözünü ettiğim sancı da beni müthiş etkileyip kıvrandırmıştı...” 

“Tartışılan Bilim Parapsikoloji, Richard Broughton” Say Yayınları

İnsan, Bedeninin Dışında Seyahat Edebilir… EV BULMA 
Cathy SISSON

AİLEMİN, ebeveynlerinin yakınında olmak için Florida’ya taşınmaya karar verdiklerinde yedi yaşındaydım. Oraya daha önce hiç gitmediğimiz için, yapacağımız bu seyahat nedeniyle çok mutluyduk. 1964 Eylülü’nde yola çıktık. Son gecemizde kasabanın dışındaki bir mola yerinde durduk. Varış yerimiz olan Frostproofa ertesi sabah hareket etmeyi planladık. O gece uyumak üzere yastığa başımı koyar koymaz, her tarafım parlak bir ışığın içinde kalmış, adeta o ışığın içinde yüzüyormuş gibiydim. Aniden kendimi, uyuyan vücudumu seyrederken buldum. Aklıma ilk gelen şey, ev bulma arzusu ve bu konudaki endişelerimdi. Bu arada yine yüzer bir şekilde bir apartmana doğru gittim ve kapısında durdum. Araştırmamı tamamladıktan sonra tekrar uyumakta olan vücuduma döndüm, ona bağlandım. Vücuduma girerken kendimi ruhi bir doygunluk içinde hissettim. Sonra seyahatimize devam etmek için, annemin beni uyandırdığını hatırlıyorum. 
Ev bulmak gerçekten zordu. Yola devam ederken aniden babama, iki blok gitmesini ve sola dönmesini söylediğimde, ev bulmaktan vazgeçmek üzereydik. Babam kaybedeceğimiz bir şey olmadığını düşünerek benim söylediklerimi yaptı. Caddeyi geçtiğimiz zaman, önceki gece ziyaret ettiğim aynı evi işaret ettim. Kiralık bir apartman vardı. Orada durduk. 
Ev sahibi bizi apartmandan içeri aldı. Burasının önceki gece geldiğim ev olduğu apaçık ortadaydı. Aniden, ev hakkında daha önce gelmedikçe bilmenin mümkün olmadığı şeyleri anlatmaya başladım. Gördüklerim, her şeyi tümüyle aydınlığa çıkartmıştı. Daha sonra oraya yerleştik. Sonraları annem bana, ona anlattıklarımı nasıl bilebildiğimi sordu. Farklı odaların yerlerini, evin nasıl ısıtıldığını, mobilyalarımızın nereye yerleştirilebileceğini -yani, binaya ailece yaptığımız ilk ziyarette kendisine söylediklerimin hepsini- nereden bildiğimi merak ediyordu.
Annem bir ara elini tuttuğum ve ona benim yatak odamı -esas yatak odasının dışına küçük bir oda- kendisine ısrarla göstermek istediğimi söylüyor. O odanın varlığından hiç birimizin haberi yoktu. Apartmanı ilk gördüğüm zaman, olarak kabul ettiğim şeyin gerçeğe dönüştüğünü anlattım. 
Bu konu hakkında başka bir şey konuşulmadı. Büyüdüğüm zaman, olacak olan olayları önceden bildiğimin farkına vardım. Daha sonra annem, hatırlayabildiğim başka olaylar olup olmadığını sordu. O zamanlar yedi yaşında başımdan geçen olayla bunlar arasında bağlantı kurdum. Artık meselenin ne olduğunu anlayacak yaştayım: Bir beden dışı tecrübeydi. Zaman zaman, hala annemle bu tecrübeyi tartışırız. Üzerinden 19 yıl geçti, onun dışında hiç bir beden dışı deneyimim olmadı. Fakat onu hala hatırlıyorum. 

(Ekim 1983 FATE Dergisinden Çeviren: Mehmet ÖNCÜ)
Ruh ve Madde Dergisi

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru