19.10.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
Tekamül ve Tecrübe  

Tekamül ve Tecrübe
Ergün Arıkdal

Maddi hayat ruhların tekamülü içindir ve bu hayatın sonsuz şekilleri tekamülün sonsuz aşamalarını oluşturur. Demek ki birtek dünya hayatı asla gaye değildir. Herşey tek bir hayat içerisinde olup bitmez ve bitemez. Her hayat ruhun maddi oluşumlar içinde gerçekleşen, tekamül aşamalarından birini tamamlamak için bir araçtır. Bir tek hayat ruhun bütün tekamül ihtiyaçlarına cevap veremez ve bir dünya hayatında işini bitiremeyen bir ruhun ikinci bir hayatta yaşaması birinci, hayatta yaşamasını doğuran sebeplere baglı zorunluluktan ileri gelir.

Her enkarnasyon kuşkusuz bir evvelkinden yüksektir fakat bu yüksekliği yüzeysel bir düşünceyle; ne zenginlikle, ne şerefle, ne dünya gözüyle itibar olunan,maddi bir büyüklükte aramamak lazımdır Bu yüksekliğin en iyi ölçümü manevi nüfuz ve kudrettir. 

Şunu da ilave etmemiz gerekir ki,üç boyutlu sonsuz kainatımızda, enkarnasyon yeri yalnız dünyanımız değildir. Kainatta heryerin meskün olduğunu ve varlıkların olmadığı bir yerin bulunmadığını iyice bilmemiz gerekir, Evrende yalnız değiliz, evrende zeki hayat her yerde mevcuttur. Sonuçta, bir dünyanın  bütün icaplarını ve birçok enkarnasyonları tamamlamış bir ruhun kendisine müsait diğer hayat şartlarını temin edecek daha yüksek bir dünyada reenkarne olması gayet doğaldır. Buradaki müsait hayat şartlarından maksat da şudur: Ruhlar yükşeldikçe, maddenin esaretinden,yani maddi bağlardan kurtulurlar ve o oranda serbestleşirler.

Sonuçta, enkarne olacakları ortamın o oranda kendi melekelerini serbestlikle'kullanmalarına müsait durumda bulunmaları lazım gelirki bunü da daha az yoğun olan maddeler içeren dünyalar sağlar.Ruhun tekamülü madde alemindedir ve ruhların geriliği de maddi şartlara, yani maddi kainatla olan ilişkilerinden doğar. O halde maddi kainata inmezden evvel ruhların geriliği söz konusu olamaz. Bundan dolayı, bir zorunlulukla bu kainata inen ruhların buradaki geriliklerini gidermeleri de zorunludur ve bunu temin eden şey ruhların burada geçirecekleri görgü ve tecrübe hayatlarıdır . İnsan ruhu hiçbir şeyi görüp tecrübe etmeden öğrenemez, işte reenkarnasyonu zorunlu kılan etkenlerin başında da bu gelir. 

Tekamül bakımından da bireyler  amaç, toplumlar araçtır, yükselmek isteyen insanların bu hakikati görebilmeleri çok faydalı olacaktır. İnsanı dünyaya ayak bastığı andan ölünceye kadar, takip edersek, kendi çabalarından başka çevresinin ,toplumunun, kısaca bütün tabiatın onu olgunluğa yöneltmek için adeta seferber edilmiş olduğunu görürüz. Demek ki dünya hayatında bireyle toplum ara­sında tekamül süreci bakımından çok sıkı, ilişkiler vardır. Dünyamız öyle bir okul; öyle mükemmel bir terbiye kurumudur ki orada her ruhun görgü ve tecrübesini aşama aşama artıracak sayısız dersaneler bulunur.

İşte yüce Yaradış budur. Yani Tanrı'ya inanmanın yollarından en etkili olanı sadece bazı dogmaları kabul etmekle olmaz; dünyayı bu şekilde görebilmek, herşeyiyle insan görgü ve tecrübesini aşama aşama artıracak sayısız dersaneleri meydana getiren bir iradeyi, bir yüce bilgiyi, yücebilgi sahibini, herşeye muktedir olan bir varlığı bu dersanenin yapısında, her yerinde her an bulmak mümkündür. Bir dersane,o dersanenin müdavimleri için nasıl amaç değil vasıta ise, dünya dersanesi olan toplum hayatı da bireyler için bir amaç olmayıp bir tekamul vasıtadır. Bizim dünyadaki yaşayışımız tamamen bireysel tekamülümüzü sağlamak içindir. Çevremizde, toplum halinde ve eşya halinde olan araçları biz kendi tekamülümüz için kullanırız. Buradan dünya hayatına tekrar tekrar neden girdiğimizi kolaylıkla anlamamız mümkündür. 

Dünyada bir çok maddi cazibeden oluşan arzular, ancak ruhların maddeye bağlanmalarından dolayı doğmuş bir neticedir. Bir takım duygular, hirslar, tatmin olmamış arzular, yarım bırakılmış olaylar, incelemeler, birercazibe ' merkezi olmak üzere varlığı tekrar dünyaya çeker. Bu bizim tekrar dünyaya doğmamıza'sebep olanenbüyük hususlardan bir tanesidir. Belli bir süre için ruhsal dünyada bulunduğumuzzaman, bedeni terk ettikten sonra, elbette kiküçük kıyametimizi yaşarız. Bu, gerçek vicdanımızın harekete geçmesidir.

Çünki hiçbir hareket, hiçbir olayasla kaybolmaz ve yök olmaz. Bütün hatıralanı bütün izleri, bütünbilgileri, ruhun akışkan bedeninde kendi içsel, bireysel levhi mahfuzunda kayıtlıdır. Fizik bedenden ayrılmak bir varlığın hafiflemesine, serbestleşmesine sebebiyet verdiği için, bu kayıtlar hemen çözülmeye başlar. Belli bir ömür içerisinde geçirilmiş hayatın bütün sorgu ve sualleri gene varlığın kendisi tarafından yapılır. Kendi kendini eleştiri, otokontrol ve kendi kendini analizden geçmek sözkonusudur, yani küçük kıyametler her zaman yapılmakta olan işlerdir.

Vicdan azapları hiç şüphesiz çok korkunç olabilir, bazen de farkında olmadan yapılan hareketlerin sevincini de bize yaşatabilir. Fakat genellikle vicdan azabından bahs ettiğimize göre sevinçleri değil kederleri ele almamız gerekiyor. 

Bu keder nedir, bizi sıkan, üzüntüye sokan şeyler nedir?

Ruhun büyük bir zaafını gösteren bir hareket onun tekrar dünyaya inmesinde şüphesiz kuvvetli bir sebeptir. Madde içerisindeki yaşayışımız esnasında, maddeye olan bağlılığımızı normal şekilde kullanamadığımız, putlaştırdığımız, eş koştuğumuz sürece vicdan azabımız ortadan kalkmaz. Bu nedenle bu zayıf taraflarımızın güçlendirilmesi, eşkoşmadan her şeyi bir tekamül aracı olarak kullanma yeteneğimizin artması için yeniden tecrübelere gireriz. Örneğin bir hayatımızda zengin olabiliriz, bu zenginlik sevdasına kapılmamak gerekir. Zenginlikle her şeyi yapabilirim, ben zenginim diye kendi kişiliğini zenginlikle biraraya getiren bir insanın vicdanında çok büyük yaralar meydana gelebilir, yani bu durumda çok büyük eşkoşmalar vardır. Bir insan çok bilgili olabilir, gene bu bilgisiyle eş koşar ve kibirlenir; bazı insanlar manevi veya maddi güzelliklerinden dolayı kendisine eşkoşar, tavuskuşu gibi hareketlerde bulunabilir, kendini beğenir, Gurur, kibir ve kendini beğenme meselesi hiçbir şekilde vicdan için iyi bir puan meydana getinnez. 

Bütün bunlar sonunda eşyayla aynı olmamak, onunla aynı arabayı çekmemek şuurunu tam anlamıyla kazanıncaya kadar, madde ile çeşitli tecrübeler yapmak zorunda kalırız. İşte bu zorunlu olma hali ancak reenkarnasyonla tekrar ve tekrar maddeye bağlanmak suretiyle olur. Gerçek adalet, tanrısal adalet bunu gerektiriyor, çünki birtakım tecrübeleri geçirme imkanlarına sahip olamayan insanları, sen bunu yapmadın, etmedin de gelişmişliğin şu noktada kaldı, sana verilen imkanları kullanmadın diye sorumlu tutamayız, Tekamülde, bunu böyle yapmadın, niçin yapmadın, diye varlık kesinlikle kınanamaz. Varlık bütün samimiyetiyle, bütün çabasıyla kendisine verilen tecrübeyi yaşamaya çalışmıştır ve ancak bu kadar yaşayabiImiştir, becerisi bu seviyededir. Onun dışında, şunu niçin yapmadınız diye sorgu suale tabi tutulması mümkün değildir, böyle bir şey tekamülün ilkelerine, seçme özgürlüğü ilkesine aykırıdır. Ruh kendisini reenkarnasyona iten zaaflarından kurtulabilmek için bu tecrübe meydanına atlamak zorundadır.

Örneğin herhangi bir katil, ruhunda gittikçe alevlenen ve bütün varlığını zindan gibi karanlık ve işkenceli bir hale koyan ıstıraplarını teskin edebilmek için, af ve telafi imkanlarını, öldürdüğü kimsenin ve o cinayet şartlarının mevcut bulunmadığı bir alemde nasıl temin edebilir?. Birisinin A şahsını öldürdüğünü kabul edelim, A şahsını öldürdüğü zamanki haller ve şartlar da mevcut değil, hem şahıs yok. Artık zaman ve mekan bakımından o şartlar mevcut değil. Böyle bir alemde varlık kendisini nasıl teskin edebilir, nasıl olayları yeniden meydana getirebilir ve hatasını anlayabilir? Ruh dünyasında bunları bulamaz, bu telafileri ancak yeryüzünde ona benzer şekilde, başka türlü imtihan araçları içerisinde aramak zorundadır. Bu yüzden tekrar doğmak gibi bir hakka sahipse, doğar ve benzer olaylarla bir daha yüz yüze gelebilir. Bu sefer kendini kontrol etme imkanına sahip olarak, herhangi bir cinayet işlemeden bu eprövden sıyrılabilir. Başımıza gelen olayla­rın, çoğuda bu durumdadır. Daha önce zaaflarımızdan dolayı başaramadığımız durumları tekrar başarabilmek, onun karşısındaki ruh haletini kazanabilmek için tekrar doğuşlar büyük bir önem taşır. 

Bir ruhun olgunlaşması için onun sadece afta uğrayarak vicdan azabından kurtulması yeterli değildir. Çünki bütün bunlar birer vasıtadır. Asıl gaye ruhun maddeler üzerinde etkinliğini serbestçe kullanabilecek bir duruma gelmesidir. İşte vicdan azabı, affedilmek ihtiyacı, dünya maddelerine kavuşmak, gibi birçok duygu ve eğilimler, hep ruhu tekrar maddi hadiseler içerisine yuvarlamak ve bu suretle onun görgü ve tecrübesini artırarak kuvvetlendirilmesine yardım etmek, içindir. Önceden başarılı, olamadığı tecrübe hayatına tekrar başlamak zorunluluğunu duyduğunda, hayatı onarma ihtiyacı da ruhta kendini gösterir; Görülüyor ki arzular ve eğilimler gibi, af ve tamir süreçleri de dünyaya inmenin gayesİ değil, tekamül vasıtasıdır . 

Tecrübesiz bilim olmadığı gibi tecrübesiz tekamül de yoktur. Tecrübe ile kazanılmış görgüden iman doğar, öğretilmiş şekilde iman doğmaz. Bunu böyle bileceksin, bunu böyle yapacaksın tarzından iman doğmaz.On defa tekrar  et demekle iman olmaz. İman ile kabul edilmemiş şeyler de ruhun malı sayılmaz. Onlar nihayet ruhun dışında yabancı birer hadiseden ibaret kalır. Tecrübe kafada soyut halde bulunarı bir bilginin somutlaşmasıı yani şahsiyetin unsurları arasına girebilmesi için gerekli olan bir tekamül sürecidir. Her tecrübenin belirli şartIarı vardır, o şartlar olmayınca tecrübe olumlu sonuç veremez. Bu şartlarda çok çeşitlidir; bunlar sağlandığında,her şey denenebilir ve mutlaka denenmelidir.

Olaylarla Karşılaşmak 

Yaşamda çeşitli olaylarla karşılaşmak, bizim tekamül bakımından ihtiyacımız olan bilgi ve tecrübeleri kazanabilmemize yarayan fiziki bir harekettir .. İşte bu yüzden türlü olaylarla karşılaşmak zorundayız. Her olay bizim için ayrı bir gerçekliği ifade eder. Bizim yaşamımız, kimi zaman sebep ve sonuç bağlarını kuramadığımız fakat aslında gayet güçlü bir sebep sonuç zincirine bağlı olan, art arda, hiç bilinmeyen olaylarla karşılaşarak geçer. 

Biz, kendimizin gerçekliğiile bizim dışımızdaki gerçeklik arasında devamlı kıyaslar yaparak, bağlantılar kurmaya çalışıyoruz. İki arkadaş karşı karşıya geliyoruz, sizin kendinize göre realiteniz, benim kendime göre bir realitem var. Acaba bu realitelerimiz  hangi noktalarda birbiriyle uyum halinde, hangi noktalarda birbirimizi itiyoruz veya pasif kalıyoruz? Bunlar çok önemli hususlardır. İş sahibi iseniz çok çeşitli insani ilişkileriniz vardır ve bu yüzden de her karşılaştığınız gerçeklik sizin üzerinizde değişik bir etki yapacaktır. Her birinden bir tesir almanız mümkündür. Bu aldığınız tesirlerin sizin üzerinizde meydana getirmiş olduğu pozitif ve negatif izienim ve uyarıların sizin olgunlaşmanızda, bilgi edinmenizde, kendinizi belirli amaçlar için programlamanızda faydası vardır. 

Bir arada yaşamak zorundayız. Çünki ne kadar çok birarada yaşarsak, o kadar çok çeşitli realitelerle karşılaşmış oluruz. Bu bakımdan örneğin ruhçulukta, inzivaya çekilme kesinlikle kabul edilemez. Mistik çalışmalardaki in­zivaya çekilerek sadece mistik güçlerle ilgilenmek artık çağımızda pek uygun bir şey değildir. İnsan varlığı realiteler içinde kalmak zorundadır. Bizim önümüze gelen veya yetişebildiğimiz kadar ulaştığımız yerlerdeki realitelerle karşılaşıp bu gözlemleri yapmak ve kendimize göre sonuçlar çıkartmak zorundayız. Eksikliğimizi, bilgisizliğimizi, hamlığımızı yenmek zorundayız. Tekamül edebilmek için bütün bu eylemlere ihtiyacımız var. Benkendimi soyutlarsam, bir hırka, bir çarık, bir tas çorbayla bütün ömrümü , bir mağarada veya mescidde geçirirsem ben hangi, realitelerle karşılaşırını ve ne öğrenebilirim?Bütün öğrendiğim, teorik şeyler olacaktır. Hiçbirinin tatbikatını yapamadığım, kendi kendimi, deneme ve imtihan imkani, bulamadığım için de tekamül edemeyeceğim demektir. Bu yüzden ruhsal evrimde, olaylarla karşılaşmak çok önemlidir. Yaşam bu nedenle çok kıymetlidir. Hayata gelişimiz çok zordur, çok dar bir kapıdan geçerek geliyoruz. Büyük bir imkan sağlanıyor bize...

( Büyük Sentez Tekamül - Ergün Arıkdal )

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru