20.06.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
Toplu Halde Yaşam ve Tekamül  

Toplu Halde Yaşam ve 
Tekamül
Ergün Arıkdal

Evren şuurludur ve dolayısıyla bütün canlılar şuurludur. İnsanın da, karıncanın da, yosunun da kendi seviyesi içerisinde bir şuur faaliyeti vardır. Her canlının bir amaca yönelmiş maksatlı hareketleri vardır, fakat birbirlerinden farklı yaratılmış canlıların şuur alanları arasında bir kontakt sağlanamaz. Sadece insan varlığı, kendisinden küçük birtakım canlıların uzun süreli incelemeler sonucu şuurlu olduğunu anlayabilmiştir.

Şuurlu olan her varlığın bir amacı ve amaca yönelik maksatlı faaliyeti var olduğuna göre, bütün bunlardan tesir meydana gelir. Canlılar birbirlerine tesir ederler. Tesir denilen olay, iki şuur arasında karşılıklı bir şeylerin alınıp verilmesidir. O halde tesir, bilgi taşıyıcı rolü oynar. Varlıklar, bütünsel bilgiden minik parçaları sürekli bir şekilde birbirlerine aktarırlar. Bu aktarma işi varlığın şuurunun genişlemesine, olgunluğuna, kısaca tekâmülünün artmasına yardımcı olur.

İnsanların toplu halde yaşamaları ruhsal evrim açısından gerekli ve şarttır. Her insan dünya yaşamında bu vazifeyi yerine getirir, birisine tesir eder, diğerinden alır. İnsanların birbirine çok daha iyi bilgi aktarabilmesi için aralarında engelleyici her türlü parazit alanı ortadan kaldırmaları gerekir. Bu alanların ortadan kalkması, insanların birbirlerini sevmeleri, anlamaları ve hoş görmeleriyle mümkündür ve böylelikle tesirler daha kolaylıkla aktarılabilir. Birbirimize bilgi vermeye çalışırken çoğunlukla karşımıza nefsaniyetler çıkar ve bilginin dağılım hızı azalır. Fakat aldığı bilgiyi hemen dağıtan, yerine ulaştıran öyle sistemler vardır ki, onlar olmasaydı insanlar nefsanî tutumlarının içerisinde, devamlı olarak parazit alanlar meydana getirerek birbirleriyle olan iletişimlerini ortadan kaldırırlardı. Bu da bilginin sirkülasyonunu önlerdi.

İnsanlar arasında en güzel bilgi alışverişi uyku sırasında olur. Bu, toplu tekâmülün bir kolaylığıdır. Uyku sırasında dış baskılar aradan kalkmış, duyular yoluyla meydana gelen bütün uyaranlara karşı kapalı bir sistem meydana getirilmiştir. Vücudun fizik aktivitesini sağlayan hormonlarda bir düşüş olmuş, fizik plân askıya alınmıştır. Bu durumda şuuraltı plânı, psişik hayat daha derin bir boyut kazanmıştır. İnsanların birbirlerine yaptıkları tesirler psişik kanallar vasıtasıyla olur. Psişik kanalların en verimli işlediği an da uyku devresidir. Böylece bilgiler, uyku sırasında, psişik kanallar vasıtasıyla insanlara arasında yayılır.

Eğer ki, insan varlığı, bilgiyi hep yaptığı deneyimlerin sonucunda almış olsaydı, ömür süresinin çok uzun olması gerekirdi. Halbuki, kâinat mekanizması öyle uygun bir şekilde çalışıyor ki, en basitinden iki hücre arasında bile telepatik alışveriş mümkün olabiliyor. Aynı şekilde "psişik hücre" olarak adlandırabileceğimiz insanlar arasında da bu telepatik alışveriş bulunur. Böylece bilgilerin tecrübesi yapılmamış, deneylenmemiş olmakla beraber varlık, uyku sırasında bilgi alışverişiyle o bilgiye sahip olabilir.

Bizler, toplu olarak yaşayan varlıklar, birbirimize bilmeden devamlı olarak bilgi verir ve alırız. Fakat bu alışverişi giderek daha şuurlu bir şekilde yapmanın yollarını aramalıyız. İnsanların birbirlerine yardım edebilmeleri için, yardıma ihtiyaç olduğunu anlamaları gerekir. Bu ihtiyacı anlayabilmenin kaynağı da varlık sevgisidir. Varlık sevgisi olmadan anlayış, anlayış olmadan da aksiyon olmaz.

Toplumsal Kargaşaların Ardındaki 
Ruhsal Realiteler

Elbette ki ülkemizde ve bütün dünyada bir kargaşa var, ama bu kargaşa, gazetelerin ve haber bültenlerinin bize yansıttığı sebeplerden ileri gelmiyor. Hepimizin içinde yaşadığı bu kargaşanın nedeni, bizleri, her şeyden önce ataletten, tembellikten, geri seviyeli bencillikten kurtarmaktır. Yani bu kargaşanın ortak noktası daha çok bireysel ve psikolojiktir. Önce biz insanların bu hâl içerisinden çıkmamız gerekir. Bunun için de dışarıda, Hepimizin ihtiyacına göre birtakım olaylar düzenlenmektedir.

Bütün dünyada ortaya çıkacak bambaşka bir değişimin öncesinde bulunuyoruz. Onun için herkes bu etkinin sarsıntılarını, sancılarını kendi meşrebine göre çekmekte ve yorumlamaktadır. Örneğin, şu anda bazı uluslar bu sancıyı çekmiyor görünüyor. Bazıları da çok çekiyor görünüyor. Bunlar görüntüden başka bir şey değildir. Onlar bazı problemlerini daha önceden halletmiş olmaları nedeniyle şu anda belki (bizlere göre) daha rahat pozisyondalar, ama bu, onların artık hiç sancı çekmeyecekleri anlamına gelmez. Çünkü basınç giderek artmaktadır. Kimin dayanma gücü azsa, reaksiyon ilk önce (şu ya da bu şekilde) ondan geliyor. Dolayısıyla bu kargaşayı sadece ülke çapında değil, dünya çapında görüyoruz. Dünyanın her tarafında yeni bir realiteye hazırlık telaşı sürüp gitmektedir.

İnsanlar bazı mutasyonların (şuursal bakımdan) olması çok olasıdır. Bu şekilde, şimdiye kadar görülemeyen bilgiler, anlaşılamayan konular yaygın olarak anlaşılır hâle gelecektir. Bu hep böyle olmuştur ve bu ortamda değişen, insanın bakış açısı ve dolayısıyla şuur yapısı olacaktır.

Muhakkak ki biz de birtakım değişikliklerin olması gerekmektedir. Örneğin, evrenle bir temas kurmak istiyorsak, kendi sorunlarımızı halletmemiz, bugünkü ataletten, otomatizmadan, olaylara ve evrene bakış tarzımızdan kurtulmamız gerekmektedir. İşte, insanları (dünyanın her tarafında olmak üzere) bu durumdan kurtarmak, yeni bir ruhsal hamle ile değişik bir şuur uyanışına sokmak için, etrafımızda şimdiye kadar pek alışık olmadığımız tarzda olaylar cereyan etmektedir.

Bugünkü toplumsal yaşam şekli içinde eskiden beri alışageldiğimiz ve bizi artık bir adım bile ileri götüremeyecek olan yaşam tarzımızdan, hayata bakış şeklinden çıkarmak için her tertipten olayla karşılaşıyoruz. Bu bakımdan, rahatımızı kaçıracak olayların peş peşe gelmesi doğaldır ve bugünkü şuur yapısında olan bizler için kaçınılmazdır. Örneğin, bir ihtiyaç maddesinin yokluğunda hepimiz tir tir titriyoruz. Buna benzer olarak, ülkemizin bir kış mevsiminde, yakıtsızlıktan hemen hemen üşümeyen hiç kimse kalmadı, herkes üşüdü. Ondan sonra düşündük: Demek ki üşüyenlerin hâli böyleydi. İnsan üşüyünce ölmüyor da. Hatta daha da sağlıklı kalıyor.

Olayların gelişimi bize, artık insanoğlu için rahat günlerin geride kalmış olduğunu göstermektedir. Hem de kozmik olarak rahat yok... Bırakın sokaktaki kargaşayı, bildiğimiz tabiat olarak da artık yok. Tabiat ve evrenle yeniden bir samimiyet kurmak zorundayız. Tabiat ve evren hakkında görüşlerimizi, bilgilerimizi yeniden gözden geçirip, onu daha iyi anlamaya çalışıp, ona ve onu yöneten yasalara daha uygun bir yaşam içine girmemiz gerekmektedir. Buradaki "tabiat" sözcüğüne insanın kendisi de dahildir. Tabiat, bizim şuuraltımızda, davranışlarımızda da kendini açığa çıkarabilmekte ve kendini yorumlayabilmektedir. O hâlde biz, her şeyden önce insan varlığı olarak, her bakımdan başka türlü düşünmek zorundayız. Her şeyi şimdiye kadar yaptığımızdan farklı olarak ele almak zorundayız.

Besbelli ki insan varlığı, artık, bizim okullarımızda hâlâ çocuklarımıza okutulan seviyedeki insan değildir. İnsan, çok büyük kaynaklara sahip, çok büyük manyetik alanları olan bir varlıktır. O alan içerisinde bir değişiklik meydana geldiği zaman, kaba biyolojik yapıda birçok değişikliklerin meydana geldiğini görmemiz anlamamız ve ona göre hareket etmemiz gerekir. Bu alanın ve değişikliklerin farkında bile değiliz. Çünkü şuur gelişimimiz çok ağır, insanlık olarak fazla harekete tahammülümüz yok. Adaptasyon yeteneğimiz gayet az, çok fazla benciliz. Varlığın bütünlüğünü koruyabilmesi için bir dereceye kadar bencil olması doğaldır. Ama genellikle bizimki bilgisizce ve varlığımızı geriletici bir bencillik. Bu bilgisizce bencillik, bugün insanlığın belini bükmektedir. Herhalde yukarıda sözünü ettiğimiz asıl büyük realite değişimi buradan başlayacaktır.

İnsanlık, bencilliğini şuurlu hâle getirmelidir. Bencillik şuurlu hâle getirildiği zaman, zaten kendiliğinden bireysel olmaktan çıkar. Çünkü şuurlu insan, bir şeyin önünü, arkasını gören insan demektir. Bu durumda bencillik yaparken, bencilliğimin sebep ve sonucunu da görüyorum demektir. O hâlde başkasına yapacağım zarar ya da yararın ne olduğunun farkındayım demektir. Bu tip şuurlu bencillikte, cahilce bencilliğin bozuculuğu kalmaz. İnsanın en temel güdülerinden biri olan bozuculuk, yok edicilik bu şekilde kendiliğinden ortadan kalkar. Bunun en belirgin örneğini, çocukların oyuncaklarını kırma, parçalama eylemlerinde görüyoruz. Ama büyükler, buna da hemen güzel bir yakıştırma bulmuşlardır: Efendim, bizim çocuğumuz büyüdüğü zaman mühendis olacak, öğrenme ve merak içgüdüsüyle yapıyor... Bu enerji insanın ruhsal evrimine yardımcı bir eğitimle giderilmezse, bu sefer o bozuculuğu normal eşyalara da yansıyacaktır. Ondan sonra sokağa... Çok daha ileri giderse, belki de psikopat bir halk düşmanı olup çıkacaktır.

Dünya insanlığı, şimdiye kadar, realite değişimlerine genellikle yumuşak geçişlerle girememiştir. Hemen hemen her defasında insanoğlunun atalet tutkusundan dolayı bu realite değişiklikleri sert olmuştur. Bu defa da böyle olacağı benzemektedir. Kuşkusuz sonuç yine insanlığın hayrınadır. "Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir," denildiği gibi, bütün dünyada bir değişim olacaktır. Ama bu değişimin her ülke için, her toplum için özel durumları var... İşte, içinde bulunduğumuz toplumla birlikte tüm dünya böyle bir sınavdan geçmektedir.

Toplumsal Olaylar Realitelerin Mücadelesidir

İnsanlar, realiteleri ne gerektiriyorsa öyle yapıyorlar. Anlayışı artırıp yolu değiştirme, şuurlu olarak kozmik düzene uyma çalışması yapması gerekiyor. Kiminle görüşürsek görüşelim, hayatından şikâyetçi olmayan bir kimseye rastlamamız olanaksız gibidir. Herkesin bir problemi, herkesin bir tutkusu, herkesin göğsünü sıkıştıran, zihninin düzenini karmakarışık eden düşünceleri var.

İnsanlar realiteleri ne gerektiriyorsa öyle yapıyorlar. Bununla birlikte, insanın kendini salıverdiği madde ihtirası bir aldanıştan ibarettir. Bunu anlamak, yolunu değiştirmek kendisine düşüyor; idraki ve şuuru artırıp kozmik düzene uymaya çalışması gerekiyor. Birey kendini kurtarmaya çalışmalıdır. Toplumun seviyesi taklit ve temsilden öteye gitmiyor. Şuurlu olmak kolay değil. Zihinsel ve moral hakimiyetin kurulması, yürürlüğe girmesi istenirken, maddî aldanışa sebep olan maddî kıymetlerden vazgeçilmesi gerektiği de hesaba katılmalıdır.

Tüm bunlara rağmen insan yine insandır, üstündür. Her şey cahillikten, inanç ve güvensizlikten doğuyor. Makineye, ilaca olan güvenimiz kadar ruha, vicdana, ölüm ötesine ve Tanrı'ya gerektiği kadar güvenilip inanılsa, düzensizlik diye bir şeyden kolay kolay bahsedemeyiz.

Ruhçuluk realitesinin amacı, bu inanç ve güveni yaratmaktır. Bilgisi de elbette verilecektir. Bilgi tohum gibidir. Uygun yer ister. İşte, asıl iş zemini hazırlamaktır.

Realite, yani zihnin değer verdiği unsurların genel kapasitesi, olayların yüzeysel görünüşü, hakikatin gölgesi insanları yönetiyor, insanlar ona göre vazife alıyor. Bir bakıma realitelerin mücadelesi ve düzeni var da, hakikatin sesi çıkmıyor.Herkes kendi realitesini kuvvetlendirmektedir. İnsanların birbirlerini dinlemeye vakti yoktur. Herkes biriktirdiği kıymetleri ortaya koyamamaktadır.Herkesin kendi şahsi realitesi kıymetlidir.

Genel olarak, insanlığımızın arasında ayrılıklar var. Bu ayrılığı birleştirecek bir Hakem gerekmektedir. Bu hakem her yüzyılda beklenildi. Siyasi olarak beklenildi, felsefi olarak beklenildi, dini olarak beklenildi. Fakat "ayrılıklar" azalacak yerde, her seferinde daha çoğalmaya başladı.

Tanrı-Ruh-Bilgi-Vicdan-Sevgi-Anlayış.

Bunların şuuruna varılmadıkça bir birliğe, bir mutluluğa, bir yükselişe kavuşmanın imkân dahilinde olabileceğini zannetmiyoruz.

( Büyük Sentez Tekamül - Ergün Arıkdal )

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru