24.01.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
SİRİUS YILDIZ SİSTEMİ  

SİRİUS YILDIZ SİSTEMİ

           

Sirius Yıldızı, Büyük Köpek Takım Yıldızı’nda yer almaktadır. Mavimsi beyaz renktedir. Dünyadan yalnızca 8.6 ışık yılı uzakta olduğu için en yakın komşularımızdan biridir ve görünür kadiri bakımından gece gökyüzünün en parlak yıldızıdır.

            Alman astronom Friedrich Bessel, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Sirius’u belirli bir süre incelemiş ve onun gökyüzündeki hareketinde dikkate değer bir çekim gücünü yaratacak kadar yakın başka bir uzaysal objenin varlığını işaret eden bir düzensizlik bulgulamıştır. Yani Sirius’un sendelediğini gözlemlemiştir. Fakat aşırı parlaklığı nedeniyle bu boyda bir yıldızı etkileyecek büyüklükte bir gök cismine rastlamamıştır. 1862 yılında Amerika’lı Alvan G. Clark tarafından Sirius’un çevresinde çok küçük bir yıldız keşfedilmiştir. Yoldaşının parlaklığında kaybolan bu ikinci yıldızın bir beyaz cüce olduğu 1926 yılında anlaşılmıştır. Beyaz cüceler fazla ışık vermeyen, fakat yoğun atomik yapılarından dolayı devasa bir çekim gücü yaratan yıldızlardır. Bir beyaz cüce, hafif hidrojen ve helyum atomlarını tüketmiş ve çökmüş bir yıldızdır. Kalan maddeler öyle yoğun olarak iç içe geçmiştir ki artık maddesel yapısını bildiğimiz bütün maddelerden farklıdır. Atomlar bu derece sıkıştırıldıklarında sonuç olarak ortaya çıkan kütle aşırı derecede ağır olur. Çok yüksek güce sahip teleskoplar aracılığıyla görülebilen ve ancak 1970’ler gibi yakın bir tarihte fotoğraflanabilmiş bu yıldıza Sirius-B denildi. Sirius, birbirlerinden 20 astronomik birim uzaklığında (yaklaşık güneş ile uranüs arasındaki uzaklık) ve birbirleri çevresinde 50.1 yılda dönen iki beyaz yıldızdan oluşan bir çift yıldızdır. Bu çift yıldızdan çıplak gözle görülebileni günümüzde bazen Sirius-A olarak adlandırılır.

            Bazı astronomlar Sirius sisteminde üçüncü bir yıldız keşfettiklerine inanıyorlardı. 1926, 1928 ve 1929 yıllarında  Dr. van den Bos, Dr. Finsen ve bazı diğer astronomlar tarafından Union Rahathane’sinde gözlenmiş olduğu iddia edilmiştir. Çok daha yakın tarihlerde ABD Donanma Gözlemevi, Washington’dan  Irwing W. Lindenblad Sirius’u gözlem altına almış, bu süreç içinde Sirius-B hakkında birçok yeni bilgi toplamış olsa da, üçüncü bir yıldız görememiştir.

Güneş sistemimizin bilgi yönünden evrimsel gidişatının idaresi Sirius Yıldız Sistemi’ne bağlıdır. Ayrıca dünya gezegeni eski dönemlerinde bu yıldız sistemine bağlı varlıklar tarafından ziyaret edilmiştir. Bazı Afrika kabilelerinin hala bu ziyaretlere ait halk hikayelerine sahip olmasının sebebi budur. Bunlardan en iyi bilineni, Batı Afrika’da, güneydoğu Mali’nin seyrek ve kayalık yaylarında yaşayan Dogon’lardır. Dogon kabilesini 1931 yılında ziyaret eden ve onlar hakkında araştırma yapan ilk batılı bilim adamlarından ikisi Fransız antropolog Dr. Marcel Griaule ve Dr. Germaine Dieterlen’dır. Yaptıkları geniş kapsamlı araştırmaları 1946-1950 yılları arasında sonuçlanmıştır. Böylece Dogonların geleneksel mitolojisi ve kutsal inançları belgelenmiş oldu. Dogon dini ve ritüelleri tamamen Sirius kavramı çerçevesinde oluşturulmuştur. Dogon’lar Sirius-B’ye, daha büyük ve daha parlak olan refakatçisinden daha büyük önem vermektedirler.

Aynı konu 1967 yılında çok önemli bir araştırmacının dikkatini çekmiş ve sekiz yılını tek bu konu üzerinde çok dikkatli ve detaylı bir şekilde çalışarak geçirmiştir. Bu kişi, Philadelphia Üniversitesi’nin Doğu Bilimleri ve Sanskritçe bölümünden mezun olan ve Kraliyet Astronomi Derneği üyesi, Robert Temple’dır. Temple, 1976’da Dogon’lar hakkındaki keşiflerini içeren ve gerçekten de büyüleyici olan Sirius Mystery  ( Sirius Gizemi, Ruh ve Madde Yayınları,1999 ) adlı kitabını yayınlamıştır. Temple, kitabında sadece Griaule ve Dieterlen’ın Dogon’lar hakkındaki kapsamlı araştırmalarını doğrulamakla kalmamış aynı zamanda Dogon’ların kökenini ve Sirius Yıldız Sistemi’ne dair asırlardır sahip oldukları derin ve ayrıntılı bilgiyi de gözler önüne sermiştir. 

Yazar, Dogon’ların Sirius Sistemi hakkındaki bilgilerinin kökeninin          gerçekten de dünya dışı bir kaynağa bağlı olduğuna dair ikna edici kanıtlar sunmuştur. Ayrıca eski Mısır’lıların İ.Ö 4500-3400 yılları arasında, ilkel hayattan yüksek kültür ve medeniyet seviyesine doğru gerçekleştirdikleri sıçramanın tümüyle değilse bile kısmen bununla ilgili olduğunu varsaymıştır.

  Temple’ın öne sürdüğü bu teori, bilim kurumunun hiyerarşisinde büyük karışıklıklara neden olmuş, bazıları Temple’ın teorisini dayandırdığı kanıtların sağlamlığını kabul etmiş, dünyanın uzaylılar tarafından ziyaret edildiği fikrine daha öncesinden sıcak bakanlardan bazıları ise, bilimsel saygınlıklarını yitirme korkusuyla karşı saflara geçmiştir. O sıralarda Dogon kabile geleneği, Sirius Sistemi’nde Kadınlar Yıldızı olarak adlandırdıkları ve bir uydu gezegeni olan üçüncü bir ışıklı gök cisminin daha varlığında ısrar ediyordu.Temple’a göre bu üçüncü bir yıldızdır ve buna da Sirius-C demiştir. Bazı eleştirmenler bunun, Temple’ın hipotezinin yanlış olduğunu kanıtladığını söylediler. Eğer dünya, uzak geçmişte Sirius Yıldız Sistemi’nden gelen zeki varlıklar tarafından ziyaret edilmişse ve arkalarında kendi yıldız sistemleri hakkında tüm bu kesin bilgileri bırakmışlarsa, modern astronomi tarafından doğrulanamayan üçüncü bir yıldızın varlığını tarif etmiş olmaları, tüm anlatılanları güvenilmez hale getiriyordu. Fransız astronomlar Daniel Benest ve J.L Duvent yıllarca süren çalışmalarını 1995 yılında açıkladılar ve Sirius Yıldız Sistemi’nde bir küçük kızıl cücenin var gibi göründüğünü belirten araştırmalarının sonuçlarını Astronomy and Astrophysics ( Astronomi ve Astrofizik ) dergisinde yayınladılar. Yakın zamanlarda yapılan son gözlemler, Sirius-C’nin varlığını doğrulayamamakla birlikte, Sirius-A’ya çok yakın bir yıldızın varolma olasılığını da tamamen ortadan kaldırmış değildir.Şunu da belirtmek gerekir ki Dogon’lar Sirius Sistemi’ne bağlı bir Ayakkabıcı Gezegeni ve bir de Kadınlar Gezegeni’nden bahsettiği için Temple’ın üçüncü yıldız olarak bahsettiği uzaysal objenin küçük bir güneş mi yoksa büyük bir gezegen mi olduğu tartışma konusudur.

Olgun bir Mısır kültürünün aniden ortaya çıkışı ve erken dönem Mısır’ın Sirius’a gösterdiği yoğun ilgi konusunda açıklamalarda bulunmuş kişilerden biri de Yeni Çağ düşüncesinin önde gelen isimlerinden biri olan yazar Murry Hope’tur. Araştırıcıya göre, bu erken dönemden elimize ulaşan bilgiler ışığında, bir Sirius etkisi olduğu tartışılmayacak derecede açıktır. 


    Ancak bu bölgelerdeki yerli halkla uzaylılarla bizzat temasa mı geçtiler, yoksa sahip oldukları bilgiler yeryüzündeki teknolojik ve bilimsel açıdan son derece gelişmiş başka uygarlıklardan mı onlara aktarılmıştır? İşte, bu nokta tartışılabilir demektedir.


            Hope’un yeryüzünde teknolojik ve bilimsel açıdan son derece gelişmiş dediği uygarlık efsanevi Atlantis Uygarlığı’dır. Hope, kişisel görüşünü şu cümlelerle aktarır:


            Benim görüşüm, gezegenimizin uzak tarihinde bir Sirius bağlantısının gerçekleşmiş olduğu yönündedir. Bu bağlantının Atlantis uygarlığının oluşum dönemine rastladığı fikrindeyim. Yani uzaylılar kozmolojik bilgilerini Atlantis’li alimlere aktarmışlardı. Atlantis’lilerin, Terazi, Başak ya da Aslan astrolojik çağlarında uzak galaksilere yolculuklar yaptıklarını öne süren psişiklere, üzülerek katılamıyorum.


Ancak bazı ‘uzaylı gezginler’ vasıtasıyla bu konularda bilgilendirilmiş olabilirler. Bu gezginler daha sonra dünyadan ayrılmış olmalılar. Öğrencilere de bu bilgileri,en iyi bildikleri yollarla diğerlerine aktarmak kalmıştır.


Gezegenimizdeki bilginin evrimi ile bağlantılı olarak Sirius’un önemi bir matematikçi ve teorik fizikçi olan Dr. Charles A. Muses tarafından ayrıntılarıyla araştırılmıştır. Bu bilim adamının çalışmaları, yüksek cebir, modern fizik, sibernetik ve zamanın doğasıyla ilgili yayımlanmış araştırmalara yol açmıştır. The Lion Path

 ( Aslan Yolu ) adlı kitabında Sirius Sistemi’nin yeryüzüne aktarılan dönüştürücü enerjilerin kozmik merkezi olduğunu belirtmekte ve özellikle bilginin evriminde meydana gelen belirgin atakların veya sıçramaların Sirius enerjileriyle rezone olan  zihinsel enerjiler aracılığıyla olduğunu söylemektedir.


  Biz dünya insanları olarak bu enerjilerle rezone olabilirsek ve bunları doğru bir şekilde kullanabilirsek hem bireysel gelişimimiz, hem de dünyadaki bilginin evrimi açısından çok verimli sonuçlar elde edebiliriz. Bu, işin astrolojik yönüyle ilgilidir. Farklı boyutlardaki zeki varlıkların birbirleriyle kurmuş oldukları iletişimin en belli başlısı, uzay ve zamanda yerel olmayan sonsuz bir yayılım ve süreklilik gösteren Şuur Enerjisi’ni kullanmak suretiyle olmaktadır. İçinde bulunduğumuz dünya devresinde Sirius’tan gezegenimize doğrudan aktarılan bilgi enerjileri, gezegenimize enkarne olmuş kendi temsilcileriyle kurmuş oldukları bu şuur bazlı iletişim metoduna dayanmaktadır. Buna boyutlararası telepatik iletişim de diyebiliriz. Galaktik düzeyde bilgi dağıtıcı birçok kültür merkezinden biri olan Sirius, çağlar içinde gezegenimizde bir inanç çeşitliliğine yol açan mitolojik ve dini isim, sembol ve ilkenin köklerine sahiptir. Bundan dolayı dünyada ortaya çıkmış birçok uygarlığın tradisyonel bilgilerinde Sirius temasının farklı isimler altında işlenmiş olduğu görülür. Sirius temsilcileri tarih sahnesine kimi zaman büyük filozoflar, kimi zaman  din kurucuları, dahi bilim adamları veya büyük kültür inklapçıları olarak çıkarlar. Amaç dünya bilgi sistemini yani medeniyeti geliştirmektedir.

 

Ali Karaca

.

KAYNAKLAR :

Temple, Robert, Sirius Gizemi, Çev: Yasemin Tokatlı, Ercan Arısoy, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul,1999.

Hope, Murry, Eski Mısır ve Sirius Bağlantısı, Çev: Ercan Arısoy, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul,1998.

Dogon’lar ve Sirius Gizemi, Uri Geller’s Encounter Dergisi, Kasım 1996 Sayısından Çeviren: Dilek Yılmaz, Ruh ve Madde Dergisi, Sayı:464

Hope, Murry, Aslan Halkı, Meta Yayınları İstanbul, 2009

Musaios, The Lion Path, House of Horus,1990.

Wikipedia, the free encyclopedia.

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru