23.04.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
SİRİUS MİSYONU CELSE 5  

PLAN: Sirius Misyonu                                                                        
 3 Haziran 1982
Celse: 5

Medyom: Ergün Arıkdal
Hazır Bulunanlar: Mehmet Sancar, Güven Erer, Ahmet Hızveren

    P.: Evet.
    M.S.: Efendim, bu celsemizde şöyle bir yol izlemek istiyoruz. Örneğin, bir sual soruyoruz; cevabınızda, müteakip diğer sorularımızın cevapları da bulunuyor. Fakat bu cevabınızı, bugün, anında kavrayıp, asıl sorulması gerekenleri sormak durumunda değiliz. Bu nedenle, sorulmaması gerekenleri sormuş bulunuyoruz. Bu aksaklığı önlemek için, birbirleriyle ilişkili gördüğümüz soruları peşpeşe sorsak, siz de bunları grup halinde cevaplandırsanız, acaba daha uygun olmaz mı?
    P.: Medyomunuzun bütün bunları hassas ve ölçülü bir biçimde aksettirmesi şüphe götürür. Bu bakımdan sorularınızı kısa ve açık olarak teker teker sormanızı istiyoruz. Medyomunuzun uyguladığı bazı prensipler vardır ki, bunları da bizim kabul etmekten başka çaremiz yoktur. Mesela, sizlerle hiçbir şekilde, bu konuda teşriki mesai yapmak istemiyor. Halbuki konuşmalara katılabilseydi pek çok müşkülünüzü halledebilirdik. Şimdilik bu şekilde uygulama yapmalısınız. Evet.
    M.S.: Efendim, “ enerji’de tekdir, elektron da tekdir. Ne var ki ilk enerjinin terakümü ve sürekli kaymaları, hem enerji türlerini ve hem de elektron türlerini doğurmuştur” diyebilir miyiz?
    P.: Elektron tiplerinin, ayrı hüviyetler içerisine bürünmesi, ihtiva ettikleri bilgiye bağlıdır. Bilgi tanecikleri ismini verebileceğiniz elektronlar, hem enerjetik bakımından hem de taşıdıkları bilgi yükü bakımından birbirlerinden farklı olmaları gayet normaldir.
    Bir elektronun devri gelişimi, çeşitli oktavlar halinde meydana gelir.
    Her oktav bir tür geçişi temin eder. Şimdi size kendi planetinizle ilgili bir örnek verelim:
    Bundan evvelki dünya soyu, yani tufan öncesi soy ile tufan sonrası soy arasındaki fark, bir oktav farkıdır. Oktavın anlamı, enerjetik titreşimin ve bilginin, enerjetik yapısının daha yüksek seviyede oluşunu ifade eder. Fakat bilirsiniz ki kullandığınız çalgılarda üst üste ya da ard arda gelen çeşitli oktavlarınız vardır. Bunlar her şeyden evvel, vibrasyonel enerji farkını gösterir.
    Şimdi sizlerin tekamül hareketiniz, bilindiği gibi spiral harekettir. Her büyük devri hareketin sonunda, bir oktavlık mesafe alınmış olur ki, burada yeni bir soyun ortaya çıkması söz konusudur. Yani o soyu teşkil eden elektronların muhtevası, bir evvelkine nazaran bir oktav daha yüksektir.
    Pusinkua, buna siz Fisagorus, dediniz, Pusinkua Sirius’lu bir muallimdir. Evrensel oktavlar üzerinde, yani tekamülleri meydana getiren titreşim bazlarını incelemekte, kendisini çok geliştirmiş bir varlıktır. Pusinkua, bu hususta bir takım bilgileri, yeryüzünde bulunduğu üçüncü devrede anlatabilmiştir.
    Enerji kaymaları, şimdilik sizler için bir kavram olarak kalmalıdır. Çünkü enerjinin mahiyeti hakkında, sizlerin bir tasavvura sahip olmanız öncelikle gerekmiyor mu? Gerekiyor. Fakat bazı konularda hiç denecek kadar az bilgileriniz var.
    Bizim size vermek istediğimiz, esas itibariyle, elektronların tezahür şekilleridir. Onların vasıfları hakkında sizinle görüşemeyiz. Ama bazı hakikatleri size ifade etmemiz gerekiyor. Bu, nihayet bir talim ve terbiye işidir.
    Evet, başka sorunuz var mı?
    M.S.: Efendim, alemlerimizde yoğun enerji terakümüne uğramış ve bilgi kapasiteleri bizim ruh elektronlarımızı çok aşmış, fakat bize maddesel olarak gözüken elektronlar için anlayabileceğimiz örnekler rica edebilir miyiz?
    P.: Size kendimi örnek verebilirim. Buradaki halimizle fizik planetinize gelemiyoruz. Sizin fizik planetinize gelebilmemiz için K sistemi dediğimiz bir sistemi kullanarak, daha doğrusu K sisteminden elde ettiğimiz bir vasıtayı kullanarak fizik planetinizde sizler tarafından görülmemiz mümkündür.
    K sistemi, bizim fizik bedenimizin adeta bir kopyasını çıkaran bir sistemdir. Bu kopyayı elde ettikten sonra, onu, tıpkı ve aynen bizi temsil edecek şekilde, ve fakat gidilecek muhite intibak edecek surette her yere gönderebiliriz.
    K sistemi örnekleri yeryüzünün birçok yerlerinde vardı, hala da vardır.
    Bunlar tıpkı ve aynen, fakat bulunduğu muhitin koşullarına uymuş şekilde, bir bakıma beşerileşmiş varlık görünümü altında bulunan çok yoğun enerjiye sahip varlıkların kopyalarıdırlar. Bulundukları muhitin şartlarına uymak, her ne türlü yasa varsa aynen onlara uyarak teşekkül eder. Doğarlar, çoğalırlar, yaşarlar ve ölürler.
    Fakat bütün yönetim ve öğrenilenlerin biriktiği merkez, K sisteminin ötesindeki, yüksek enerji yoğunluğunun ta kendisidir.
    Burada size, pratik olarak bir şey daha ifade edeyim: Sizlerin zaman zaman gördüğünüz ve takip ettiğiniz birçok gök cisimlerinin arasında, K sistemin değişik fazlarında muameleye uğradıktan sonra birer araç görümü alan varlıklar da vardır. Bu varlıklar, doğrudan tek bir enerji yoğunluğu olarak çok çeşitli tezahürat gösterirler. Onların aniden belirip aniden kaybolmaları, mevcut oldukları halde gözükmemeleri, bunun küçük nişaneleridir. Fakat bu demek değildir ki, fizik planın maddelerinden el emeği olarak meydana getirilmiş aletler mevcut değildir. Onlar da vardır, fakat onların yönetim şekli şuurlu elektron akımları vasıtasıyla olur. K sistemi, sizin anlayacağınız dilde, enerjileri halden hale tahvil eden bir sistemdir. Bir nev’i gökkuşağı gibi.
    Sizde bir inanç vardır; gökkuşağının altından geçen cinsiyet değiştirir derler. O, elbette ki tamamen size göre bir anlayış ifadesi. Fakat içinde bir hakikat taşımaktadır.
    Sadıklar’ın sizlere söylemiş olduğu teksir yasasının ve teksir olayının daha iyi farkına varabilmeniz için, yukarıda söylediklerimizle yeniden bir mütalaada bulunmanızda fayda vardır.
    Evet, buyurun.
    M.S.: Efendim, ruhsal olabilmemiz, maddesel enerjinin 12 misli bir yoğunlukta bulunmamızdan oluşmaktadır. Üç buutlu sistemimizde ise, ruhsal ve maddesel olarak üzere iki tip elektron mevcuttur. Bu bilgiler ışığında ruhsal enerjinin misli yoğunluklarının, evrende daha değişik tipte pek çok elektronlar oluşturduğunu düşünebilir miyiz?
    P.: Düşünebilirsiniz.
    M.S.: Bir başka sorumuz efendim: Üç buutlu yeryüzü sistemimizi, bu sistemin insan varlığının 12 de 1 yoğunluktaki enerji terakümü doğurmuştur. Bu sistemde ise madde, bitki, hayvan ve insan elektronları da vardır. Maddeyle insan arasındaki 1/12’lik bağıntı içerisinde, bitkiyle hayvan elektronlarının nispeti nedir? Yahut bu konuda ne düşünebiliriz?
    P.: Sorunuz biraz haddinizin dışına çıkmış. Şu bakımdan ki: Yeryüzünde mevcut olan ve sizin canlılar itibar ettiğiniz varlıklar ile, bizatihi dünya planetinin kendisi elektron yapısı bakımından aynı oktav içerisinde yer alır. Yani, faraza X oktavı içerisinde bulunan dünya maddenizin, en kaba enerjetik yoğunluktan en süptil enerjetik yoğunluk arasındaki fark, sizin taşınız ile biyolojik yapınız teşkil eder.
    İşte bütün bu oktavın 12 misli üzerinde bulunan kendi öz benliğiniz, bütün bu oktava hakim olarak hayat dediğiniz canlılık faaliyetini ortaya çıkarır.
    Bu bakımdan, bu eşlenme evreninin her noktasında mevcuttur. Şöyle ki; her planetin kendi oktavı içerisindeki enerjetik yoğunluğu birbirinden farklıdır. Buna bağlı olmak üzere de, burada hayat olayını meydana getirecek olan elektron gruplarının tezahür şekli farklıdır.
    Siz, hiçbir zaman kendi oktavınız dahilinde bulunan maddelerin aracılığı ile yapmış olduğunuz aletlerinizle, ve gene oktavınıza dahil olan organik gözünüzle, diğer planetlerdeki varlıkları müşahede edemeyeceksiniz. Velev ki oradaki varlıkların iktidarları dahilinde K sistemini kullanabilme güçleri içerisinde, size uygun bir seviyeye gelerek ve sistemlerine indirgeyerek gözüksünler.
    Komşu gezegenleriniz varlıklar kaynıyor.
    Ve sizin kendi gezegeninizde görmediğiniz, yani oktavınızın dışındaki oktavlarda faaliyette bulunan, en azından sizler kadar, sayı itibariyle mevcut varlıklar vardır.
    Bunlar, bilinir, sezilir, müşahede edilir durumdadır.
    Bu varlıklardan, sizin oktavınıza en üst seviyeden onların en alt seviyeden sizin kontakt durumunda olan ve hepinizin bildiği Kinoslar vardır.
    Kinoslara siz cin diyorsunuz.
    Kinoslar ve Hümüller, bunlar bizim deyimlerimizdir.
    Hümüller, Kinoslardan daha gelişmiş, fakat sizin oktavınızdaki elektron enerjisine daha fazla sahip olmayan, dolayısıyla bilgi bakımından daha geri fakat Kinoslardan daha ileri bir varlık sistemi daha vardır.
    Şunu ifade edelim ki, insanlarla bunlar arasında kesinlikle oktav bakımından bir ayrım vardır; ve sizlerin hiçbiriniz, hiçbir insan, geçmişte ve şimdide, kimse ve Hümüllerle isteyerek irtibat kuramamışlardır. 
Enerjetik yoğunlukları ve bilgi seviyeleri, buna başlıca engeldir.
    Kazanılan ve edinilen geriye alınmaz. Bu, evrenin en büyük adalet mekanizmasıdır. Dolayısıyla sizin dilinizle tekamül, geriye dönmez; yani tereddi yoktur.
    Ne var ki, Kinos ve Hümüller, kendi içlerinde atılım yapmak suretiyle, yani enerjetik güçlerini arttırmak ve bilgilerini daha fazla depo etmek için, sizin oktavınıza girerler. Ve bazı insanlarla geçici ve kaba seviyeden irtibat da kurarlar.
    Bu söylediklerimizi iyi değerlendiriniz. Çok iyi tahlil ediniz.
    Bizim deyimlerimizi kullanmayınız. Hümüller için, şimdilik kendi dilinizde peri sözcüğünü kullanabilirsiniz.
    Fakat imajinasyon olarak alışılmışın tamamen dışında bir imajinasyona ulaşmanız gerekir. Onlar, sizin uyum yapamayan organik yapılarınız sebebiyle, garip şekillerde, acayip mizaçlarda veya tuhaf huylarda ve sıfatlarda imiş gibi tasvir edilmiştir. Bunları yavaş yavaş daha makul bir seviyeye indiriniz.
    Görüyorsunuz ki, eğer farklı ve temel bilgilere ulaşırsanız, şimdiye kadar biriktirip getirmiş olduğunuz bilgi taneciklerinizin hızlanma sürecini daha fazla arttırabilirsiniz. 
    Bu konuda acele etmeyiniz. Kısım kısım işlemeye çalışacağımız ve vermek istediğimiz bazı bilgiler vardır. Mesela bunlardan bir tanesini bugün özetle anlattık.
    Başka sorunuz var mı?
    M.S.: Efendim “ yaratılmış tabiat” algılayabildiğimiz tezahürlerdir. Örneğin fizik dünyamız ve fizik evrenimiz gibi. “ Yaratan tabiat” ise, sonsuz evreni, sonsuz değişimlere uğratan elektronlardır. Yani enerji terakümleri ve kaymalarıdır. Bu anlayışımıza siz ne dersiniz?
    P.: Bir daha okur musunuz?
    M.S.: ( Tekrar edildi.)
    P.: Yaradılışın vasfı hakkında size söylemiş olduklarımızı şimdilik unutun. Daha sonra hatırlamak üzere şu söylediklerimizi belleyiniz:
    Yaratıcı; statik ve mutlaktır. O, ancak aktif olanlarla tezahür eder. Aktif olanlar, bütün varlığın doğumunu yapan Tanrılardır. Enerjinin yoğunlaşması ve elektronun bilkuvve bilgiyi haiz olarak hareketi, mutlak ve statik olan Yaratıcının eseri değildir. Bütün eser, aktif olan Tanrılarındır. Bugünlük bu kadar.
    M.S.: Teşekkür ederiz.



SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru