23.06.2018
ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
ışığa doğru ışığa doğru
 
SPATYOM AŞAMALARI  
SPATYOM AŞAMALARI

Öbür tarafa geçtiğimizde ilk merhalede, ilk geçiş esnasında bir tür şuursuzluk ve teşevvüş hâli yaşanır. Bunu yaşamak da mümkündür. Bir şok, anî bir hareket, bir yere düşüş, başınızı çarpmak, baygınlık geçirmek gibi şuursuzluk hâli yaşayanlar şuursuzluğun ne olduğunu bilir aşağı yukarı. Bir kopuş, bir karanlık bir anda her şey sıfıra iner. Böyle bir durum düşünün. Bedenden gelen enformasyonlarınız bitiyor, hiçbir şey yok. Alışmışsınız bunca zaman, her şeye dokunacaksınız, göreceksiniz, koklayacaksınız, işiteceksiniz, bir ışık arayacaksınız, sıcaklık, soğukluk var, iç duygularınız, vücudunuzun size yolladığı kinestezik duygular var. Muhakkak bazı şeyleri birtakım programlar altında incelemek zorundasınız, mantık programı gibi. Birden bakıyorsunuz ki bütün bunların hiçbiri yok. Üzerinizde hiç baskı kalmamış, beynin size tasarruf edeceği hiçbir şey yok üzerinizde. Sudan çıkmış bir balık boyna ağzını açar kapatır, sanki hava alacakmış gibi. ınsan varlığı da spatyoma geçişinde böyle bir şuursuzluk ve teşevvüşe girer. Teşevvüş genel uyumsuzluk, yani fizik plânla ruhsal plân arasında bulunan şuurlu varlığın şuursuzca davranışlarıdır. Bulanık bir ruh haleti içerisine girer. Bir intikal merhalesidir birinci merhale, objeler kendi tahayyülleridir, kendiliğinden imajinasyon hâliyle tezahür eder.

O tarafa geçildiği vakit birtakım olaylarla ve varlıklarla karşılaşılır. Kendi iç vicdanınızda veya inancınızda yaşatmış, şuuraltınızda beslemiş olduğunuz olaylar hemen orada objektif hâle gelir. Güzel gül bahçeleri oluşur, akrabalar olur, sular olur, müzikler işitilir, cennet müzikleri duyulur vs. Bütün bunlar bir şuursuzluğun ve teşevvüş hâlinin imajinasyonlarından ibarettir ve ilk intikalden doğan objeleşmeler şeklindedir. Ve spiritik tecrübe yapan arkadaşların birçoğu bu tip varlıklarla karşılaşırlar. O varlıklar kendi etraflarında meydana getirmiş oldukları sahneleri medyomlara tasvir ederler, anlatırlar ve celsede bulunanlar da onu o şekilde kabul etmek zorundadır. Aslında öyle kabul edip o şekilde görüşmenin de faydası var, çünki o anda o varlık kendi realitesini o şekilde ifade ediyor. O realiteye uygun konuşmak gerekir. O varlığa, ‘Sen ne söylüyorsun, senin etrafında ne su var, ne ağaç var, ne koyunlar var. Orası dünya mı ki? Bu senin söylediğin şeylerin hepsi bir fizik dünyaya ait materyal ve nitelikler. Sen ruh dünyasına geçtin, senin böyle bir şeyin yok, uyan artık.’ denmez. Siz onu söylediğiniz andan itibaren zaten o varlık sizinle irtibatta değildir.

Uyandırma safhaları olabilir. Bunu tabi varlığın kendi ağzından dinlemiş olmanız, anlamanız lâzım. Meselâ bazı varlıklar artık bu teşevvüş hâllerinin sonlarına gelmiştir fakat ufak bir yardıma, ufak bir uyarıya ihtiyaçları vardır. Vazifeten böyle dost kardeş varlıklarla karşılaştık. Gayet düzgün konuşuyorlar fakat bazı yerlere gelince orada hemen işler karışıyor, ondan sonra aklımızın erdiği kadar onlara nasihat ediyoruz. Diyoruz ki: Sen şimdi ahirete geçtin, şöyle bir durum var, etrafında bunlar yok aslında, sana saldıran kara köpek yok, seni ısıracak yeri yok, çünki senin etten bedenin yok vs. Bazı şeyleri böyle mantıklı bir şekilde ona anlatıyoruz. ‘Doğru ya, galiba ben yanılmışım, öldüm ben değil mi’ diyor. Evet, sen ölmüşsün, bedeninde değilsin artık. Dolayısıyla dünyayla ilgili imajinasyonlarını da artık biraz durdur, kendine gel, boşu boşuna sıkıntı çekiyorsun vs. tarzında, dostane konuşmalarla bir uyanma safhasına giriyor. Ondan sonra rehber varlıklar, ‘Tamam, zaten onun da kısmeti buydu, böyle bir liyakati vardı. Bu varlık o kadar geri seviyeli bir varlık değil, fakat dünya şartları böyle, dünyada ıstırapsız hiçbir şey olmaz. Muhakkak dünyanın kanunlarına uygun bir şekilde bu işler olacaktır, dünyada aldanmak meşru bir şeydir, dünya insanı aldanır, aldanmamanın yollarına bakacaksınız. Bu varlık da aldanmaktadır, imajinasyonu onu aldatmaktadır, bu aldatmaktan sizlerin yardımıyla kurtuldu.’ gibi bilgiler veriyorlar bize.

Varlığın içine girdiği sonraki halette de gene imajinatif yaratış vardır. Daha geniş kapsamlı şeyler yapabilir. Şehirler kurabilir kendisine. Onun içinde yaşatmış olduğu arzulara bağlı olarak artık bu kendiliğinden olmuyor. ıradelidir, imajinatif yaratımlarda isteğine göre, ‘Şuraya bir ev yapacağım, onun önüne iki dönüm lâle bahçesi dikeceğim, yan tarafından da suyun geçmesini istiyorum.’ diyebilir. Aynısını spatyom maddesi üzerinde işleyerek meydana getirebilir. Objelerin nereden kaynaklandığının farkındadır.

Kendinden olanla dışarıdan olanı birbirinden ayırt eder. Fark etmek meselesi çok önemli bir husustur. Dünyada da kendimizden olanla dışarıdan olanı birbirinden ayırt edebilmeliyiz. Biz bunu görünenin arkasında görünmeyen etkiler olarak ifade ediyoruz. Bu yaşarken yapabileceğimiz en önemli çalışmadır. Elimden bir kalem düştü diyelim, şimdi eli görmediğinizi kabul edin, bu yerçekimine tâbi olarak düşen bir nesnedir. Her cismin başına gelir dersiniz. Acaba bunun ardında duran sebep nedir? Görünenin arkasındaki görünmeyeni araştırmak temelde ruhçuluğun ve metapsişiğin konusudur. Bedende olan ruhsal olayların beden dışındaki devamı, bedenin ötesinde olan işler, fizik kanunlara uymayan, fizik kanunları da egale eden diğer kanunlar nedir diye soru sorduğunuz zaman, metapsişiğe başlamış oluyorsunuz. Bu farkındalığı biz yaşarken, kendiliğinden yapmalıyız şimdiden, ki ileride karşılaşacağımız birçok şeylerde görünenin arkasındaki görünmeyenin gerçek temel sebeplerin ne olduğunu anlayabilelim. Buradan yola çıkılarak Tanrı, yaradılış kavramına kadar gidilir. Ama teker teker önümüzdeki realiteden başlayarak hareket etmeliyiz, yoksa doğrudan doğruya insanlara herhangi bir Tanrı inancı vermeniz mümkün değildir.

Aslında insanlar Tanrı’ya inanmıyor. ınandıklarını zannediyorlar veya inanmak hevesinde oluyorlar. Çünki gerçek Tanrı inancı olsa, hiçbir adaletsizlik, hiçbir yalan, ikiyüzlülük, riyakarlık, sahtekârlık olmaz. Biz Tanrı’ya inanmak isteyen insanlarız ama Tanrı’ya inanmıyoruz. Buna gücümüz yetmiyor. Çünki bunu öğretecek bilgi yok. Sadece birtakım şeyleri ezberlemekle, tekrar etmekle Tanrı’ya inanmış olmayız. Bunlar bir yaşamdır, bir uygulamadır. Uygulaması olmayan şey hiçbir şey ifade etmez, o bilgi bir yalandan ibarettir. Kendimizi aldatıyoruz. Çünki görünenin arkasındaki görünmeyen ile görünen arasındaki farkı ayırt etmeyi bilmiyoruz. Bunu düşünmüyoruz bile.

Üçüncü bir merhale kozalite merhalesidir. Böyle bir durumdan sonra varlıklar artık spatyomun bu kaba taraflarını da tamamlamış, yükselmiş ve tamamen içlere doğru kaymışlardır. Bu sebeplilik, kozalite dediğimiz bir âleme geçiştir. Burada artık maddesel herhangi bir şey yoktur. Ya da maddeseldir de, bu artık bizim tanımlayabileceğimiz maddesel ufku çoktan aşıp geçmiş, tamamen şeffaflaşmış, sebep ve sonucun yan yana bulunduğu bir şeydir. Su gibi şeffaf olmak demek her şeyle sebebi ve sonucu birarada yaşayıp görmek manasına gelir. ışlerin mahiyetleri artık araştırılır. Varlık orada kâinatta mevcut bulunan ilkelerin ne olduğunu araştırır. Bu neden böyle oluyor, ne oluyor, tarzında değil. Kâinatı idare eden büyük sebebi, sebepleri, kozalite ilkesini anlamaya çalışır.

Meselâ Doğu ve Batı teozofları aşağı yukarı beş ayrı hayat plânı sıralarlar. Bir fizik plândan bahsederler: Bu dünya hayatıdır. Bir astral plândan bahsederler, bu duyular ve hisler dünyasıdır. Duyular ve hisler dünyası astral plânı teşkil eder. Sonra bir mantal plân vardır, bunun arkasından kozalite dünyası gelir: Her olayın sebebi, ilk çıkış noktası, hangi ilkeye bağlı olarak meydana gelmiştir? Bir bakıma bütün her şeyin anayasasının incelenmesi söz konusudur. Kozal âlem, kozal plânlar her şeyin anayasası ile alâkalı bir durumdur.

Bir de Budik plân vardır. Buda gibi aydınlanma plânı vardır ki, biz buna dördüncü boyut plânı diyoruz. Dördüncü boyut plânında artık bütün sebeplilik meselelerinde her şey bir tarafa gitmiş, tamamen bütün âlemleri idare eden ılâhî ıdare Kanunları ile meşgul olmak, o kanunların uygulayıcısı hâline gelmek vardır ve artık hiçbir kaba fizikî vibrasyona ulaşamazsınız. Kendinizi bir türlü enkarne edemeyeceğiniz bir durumdur. Kozalite plânında bulunan bir varlık sırf ilkelerle meşgul oluyor diye, acaba fizik plâna inemez mi? ınebilir ama o son huduttur. Artık Budik plânın veya dördüncü boyutun varlığı hâline geldiğiniz andan itibaren hiçbir şekilde kendi fizikî araçlarınızı kabalaştıramıyorsunuz. Uyum sağlamanız mümkün değil, bitiyor. Fizik kâinatın belli sistemlerine kadar hiçbir hükmünüz yok, bir şey yapamıyorsunuz, oraya nüfuz edemiyorsunuz. Fakat öyle bir şey ki, oraya hükmeden kanunlara hükmediyorsunuz. Daha müthiş. Fiilen bir şey yapmıyorsunuz ama bütün burada geçerli olan kanunlar sizin elinizde. Ucuna bastığınız anda orada her şey meydana geliyor. ışte bu da büyük bir geçiş. Bu geçiş, ruh varlığı için, bizler için, bizden daha ileride ya da daha değişik bir hayat plânı içerisinde bulunan varlıklar için gidilecek yoldur. Yani oralara kadar gitmek var.

SON GİRİŞLER
CHAKRA
RUHSAL AKTÜALİTE
REİKİ
SHAMBALLA ŞİFA SİSTEMİ
NLP
EFT
FENG SHUI
MEDİTASYON
YOGA
YAŞAM KOÇLUĞU
PRATİK BİLGİLER
NADİR ÖZYİĞİTTEN MAKALELER
EVRENDE ZEKİ HAYAT
TEKRARDOĞUŞ-ENKARNASYON
RÜYALAR
PARAPSİKOLOJİ
ÖLÜM-ÖLÜME YAKIN DENEYİMLER-ÖTEALEM
NEW AGE
KAYIP UYGARLIKLAR
YARATICI İMGELEME
REGRESYON TERAPİSİ
ÖZLÜ SÖZLER
ALDEA NIN KALEMİNDEN
GMA-GÜMÜŞ MOR ALEV ENERJİSİ
BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ
ERGÜN ARIKDAL
BEDRİ RUHSELMAN
SPİRİTÜEL PAYLAŞIMLAR
ALİ KARACA'DAN PAYLAŞIMLAR
SİRİUS MİSYONU TEBLİĞLERİ
ALTIN ÜÇGEN ENERJİSİ-GOLDEN TRIANGLE HEALING
IŞIL JALE
MAKALELER
ETKİNLİKLER
BİLİNÇALTI ,TELKİN VE OLUMLAMALAR
DUYURULAR
ÇALIŞMALARIMIZDAN GÖRÜNTÜLER
EĞİTİMLERİMİZ
ÜRÜNLERİMİZ
KİTAPLARIMIZ
SORU-CEVAP BANKASI
ŞİİRLER
ÜYELERİMİZDEN GELEN YAZILAR
HİKAYELER VE ÖYKÜLER
DOĞAL YAŞAM
KİŞİSEL GELİŞİM
TAMAMLAYICI TIP
METAPİSİŞİK SÖZLÜK
RUHSAL TEBLİĞLER
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ
TEMEL BİLGİLER
TEMEL KONULAR

 

  ışığa doğru